"...Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir..."
(Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)
Abdullah bin Abbase, bir gün
Peygamber Efendimiz'in mescidinde îtikâfta iken bir kişi yanına gelerek selâm verdi ve oturdu. İbn-i Abbas Hazretleri:
"-Kardeşim, seni kederli ve mahzun görüyorum." dedi. Sonra da konuşmaları şöyle devam etti:
"-Evet, ey Rasûlullah'ın amcaoğlu, kederliyim! Falan şahsın benim üzerimde hakkı var. Fakat şu kabrin sahibi (Allah Rasûlü) hakkı için söylüyorum ki borcumu ödeyemiyorum."
"-Senin için onunla konuşayım mı?"
"-İstersen konuş."
İbn-i Abbas ayakkabılarını giyerek mescidden çıktı. Kederli şahıs ona:
"-İtikâfta olduğunu unuttun mu, niçin mescidden çıktın?" diye seslendi.
İbn-i Abbas şu cevabı verdi:
-Hayır! Ben, şu kabirde yatan ve henüz aramızdan yeni ayrılmış olan muhterem zâttan işittim ki, (bunları söylerken gözlerinden yaşlar akıyordu):
~Her kim, din kardeşinin bir ihtiyacını karşılamak için gayret eder ve o işi görürse, bu kendisi için on yıl îtikâfta kalmaktan daha hayırlıdır.
Baybars'ın pek çok kez ava çık-tığını bilmemize rağmen bunlar arasında 1274 yılında oğlu ile birlikte Abbase'de büyük bir su aygırı avlaması en dikkat çekeni olmuştu.
"En tatlı hâtıralarından biri, babasının aileyi etrafına toplayıp yüksek sesle kitap okuması. Abbase bu şekilde dinlediği ilk roman... Kitaplar ve tabiat...Onun yegâne çocukluk arkadaşları...
Abbâse şöyle dedi : Kıyamet günü korkudan herkes birbirine düşünce âsi ve gaffillerin yüzleri, günahlarından kararır.Ellerinde sermaye olanlar şaşırıp kalırlar.