Bütün Hanefilerin, Şafiilerin ve diğerlerinin gayesi budur. Herhangi bir Hanefi âlimi kendi mezhebi ile alakalı herhangi bir meselede İslam'ın yararına bir şey gördüğünde Şafii mezhebine göre fetva vermekten çekinmez. Çünkü bu davranışla Ebu Hanife'nin ruhu şad edilmiş olur. Hiçbir Şafii, Maliki ya da Hanbeli âlimi buna benzer fetva vermekten çekinmez.
Hepsi birden mücahit geçinen bu kavruk gençler, buz dağlarını eritip elinde olmaksızın ortalığın çamura döndüğüne şahit olan Büyük Doğu'nun, hilkat kanunu icabı, iptidai oluş habercisi düşük çocukları sayılabilirler.
Bunların hiçbirinde davamızın gerektirdiği ideolojik bir dünya görüşünden, sanat ve estetik anlayışından, büyük irfan, kültür edasından, soylu bir idrak çile ve hummasından hususiyle dava, aşk, ahlak ve namusundan, hem de en basit komünistin bile sahip bulunduğu iş ve aksiyon zekasından zerrece alamet yoktur.
Hepsi de geceleri yorgan altında kendilerini, kendi kendilerine teselli ettirici ve şiltelerinin nasıl olup da boylarını aştığına tahammül etmeyici fikir ve şiir istilacılarıdır bunlar... Ve zaferimizden doğma ilk hayat başlangıcı gizli Bozgun Bayraktarları... Her zaferin içinde gizli bir bozgun vardır ve bunlar odur!
Avam-ı nâs içinde Yunus Emre'den söz eden birine:
"Yunus Emre ne yapmış. Vahdeti vahdette aramış, köşesine çekilmiş, kendine hizmet etmiş. Biz vahdeti kesrette, rızayı Hakk'ı halk arasında, halka hizmette arıyoruz. Enbiyâyı Murselîn yolundayız." buyurdular.