"Hazret-i İsa melekiyette, meleklikte en büyük dereceydi; topyekûn zaman ve mekânın Peygamberi ise beşeriyette en büyük... Hazret-i İsa'da meleğin secde ettiği beşeriyet eksikti."
İbn Arabi Bağdat'ta, Konya'da veya Anadolu'da iken Fahrettin Razi'nin şöhretini duymuş, kendisine bir mektup yazarak kelam ve felsefe ile veya akıl ve kıyasla gerçeği bulamayacağını, bunun ancak keşif ve ilhamla bilinebileceğini bildirerek onu kelam ve felsefeyi bırakarak tasavvufa yönelmeye davet etmişti. Ancak İbn Arabi'nin bu mektubu yazdığı tarih belli olmadığı gibi, bunun Fahrettin Razi'ye ulaşıp ulaşmadığı, ulaştıysa buna cevap verip vermediği bilinmemektedir.
Talebeden biri o gün İstanbul'un büyük alimi olan bir zata: "Ben Efendi Hazretlerinden 3 saat içinde Kur'an-ı Kerim okumayı öğrendim." deyince itiraz edip, "Önceden bilirdin." dediğini Hazreti Üstaz'a söyleyince: "O zata haber verin, Yedikule'den bir çingene çocuğu getirsin, okutalım, keramet-i Nebîyi görsün." buyurdular.
İslam aleminin çoğunun Arap olmaması, Arapça bilmemesi ve Arapça Kur'ân'ı okuyamaması İslam'ın usul ve füruunu bu milletlere nakledenlerin Arapça bilmemelerini ve Arapça Kur'anı okuyamamalarını gerektirmez.