Yine içinde gayriyet ile tecelli bulunan kimse, bu halde iken, "varlık birdir, birden fazla değildir" şeklinde "vahdet-i vücudu ifade edip tasdik eder ve ilim sebepleriyle vasıflı olarak, devamlı marifetullah yolunda terakkide görünürse, ümit edilir ki, böylesi kimse, gizli şirkten kurtulmuş olarak tevhid ehli ve vahdet-i vücud sırrına ermişlerden olur.
Ayet ve hadisleri ve mübarek kelamları asıllariyle vermediğim, böylece onları ticaret vesilesi olmaktan ve asla uyuşamayacağı ifade çerçevelerine sokulmuş bulunmaktan korumaya çalıştığım...
"Tarikat nedir?" sorusunun cevabını el-Futühátta şöyle verir: "Tarikat, şeriata uygun hak merasimidir. Bunun anlamı, şayet amaç, hakikate ulaşmaksa araç konumunda bulunan
birtakım merasimler, esaslar ve yöntemler de hak olmalı yani Allah'n gönderdiği ve peygamberin insanlara bildirdiği dinin
kurallarına uygun bulunmalıdır. Ona göre Allah'ın dinine uygun olmayan tarikat geçersizdir. Kim dinin dışında bir yolla hakikati elde ettiğini iddia ederse o yalancıdır. Çünkü din insana edep ve terbiye kazandırır; edebi olmayan insanla dost olunmayacağı gibi, ne kadar dürüst olursa olsun edebi olmayan bir şeyhe de asla tabi olunmaz."
Russo (1782) İlahi adalet ile beşeri adalet arasındaki farkı veciz bir şekilde şöyle ifade etmektedir: İnsan adaleti herkese ait olanı vermekten, Tanrı adaleti ise herkese vermiş olduğunun hesabını sormaktan ibarettir.