Takiyye bir itikat meselesi olarak ehli sünnetten temel bir fark olarak gelir. Şiinin kendisi için emniyetli, güvenli bir ortam bulana kadar inancını gizlemesi bir farzdır. İtikadi bir farz olarak görürler ve her Şii bunu yapmakla mükelleftir.
Efendim, Humeyni demiş ki, "Sünni kardeşlerimizin arkasında namaz kılabilirsiniz, ümmetin Birliği, bütünlüğü falan filan..." Takiyyedir. Takiyye yapmayan bir Şii Şii olamaz. Bu hakikatleri bir Şii ile konuşurken mutlaka aklımızın bir köşesinde tutmamız gerekiyor.
Hz. Ali radıyallahu anh diyor ki: Resulullahtan sallallahu aleyhi ve sellem bir şey istenildiğinde ve o da bu şeyi yerine getirmeyi kabul ettiğinde 'tamam' derdi. Yapmak istemediği bir şey karşısında da susar cevap vermezdi. Onun kendisinden istenilen bir şey için hayır dediği olmamıştır.
Kaybolan iki arkadaşı olup onlardan birini yarın, diğerinin de bir ay veya bir sene sonra gelmesini bekleyen bir kimse bir ay veya bir sene sonra gelecek arkadaşını karşılamak için değil, yarın gelmesini beklenilen arkadaşını karşılamak için hazırlanır. Öyleyse ölümün gelmesini bekleyen bir kimsenin kalbi o müddetle meşgul olur.