ehl-i sünnet ve'l-cemaat mezhebine aykırı bir tutum, karınca başı kadar olsa bile insanı yoldan alıkoyar ve bu mevzuda en küçük itikat hatası bin yıllık gayreti bile hiçe çevirir. Seyyid Abdülhakim Arvasî
Esseyyid Abdülhakim (Arvâsî):
Allah Resülünün babadan oğula asli neseb hattı, baştanbaşa tevhit dinine bağlı insanlardan ibaret. Kainatın Efendisi, amca kolları halinde sağa sola dağılışlar müstesna, asli neseb hattı üzerinde şirk ve küfre bulanmış, puta tapmış ve inanmamış, tek fertten bile münezzehtir. Asli neseb hattı üzerindekilerin hepsi, İbrahim Peygamber'in dininde, vahdaniyete bağlı kimseler...
Sayfa 42·Kitabı okuyor
Hz. Peygamber ﷺ
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
TAVSİYE FALAN ETMİYORUM, İSTİYORUM!
Salih Mirzabeyoğlu ile yapılan röportajların yer aldığı kitaptan, bir bölüm: DEDİ: Bize ne tavsiye ediyorsunuz? **DEDİM: "Tavsiye filân etmiyorum, istiyorum!.. İslâm inkılâbı bir çeşit “aydınlar aristokrasisi”dir… Bu sınıfı temin, bunun önderliği, bu zemini teminin siyaseti… Gâye, esas, usûl, hedef buna nisbetle!.. Küfür yobazlarını, din yobazlarını tasfiye gâyesine bağlı bir hareket… Benden isteneni istiyorum: Muazzam bir kadro… Sizin en büyük rolünüz şu: Gençlik, toplumda maya tutturan dinamik kısımdır… Bunun çok büyük bir kısmını hayat yutar; sonra arkadan gelen gençliğin itici gücü… İşin ideali, pörsümeden hep genç kalmak, kalabilmek ve hayatını davasına nisbetle tanzim etmek… Çevreye şöyle bir bakın: Yaşı 30’u bulan adamların çoğunda dâva, hayat sofrasındaki tuzluk gibidir… Çilesiz, rizikosuz, çöpten tatminler!.. İmân, dünyalık telâşe sofrasının tuzluğu gibi değil ki!.. İmân için yaşamak lâzım!.. Bu nasıl bir mükellefiyettir?.. Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nden söyleyeyim: Şehitlik şuuru… Bu nimetten kaçınıcı bir tavırla imân dâvası olmaz… Dikkat edin: Herkesin gûya iyi niyetle, “o da çalışıyor, bu da çalışıyor!” diye birbirine avans vermesi, kendisini riziko getirecek bir tertibten sıyırmak içindir… Nemelâzımcı da, ahmâk da, bu başıbozukluk zeminine bayılır… Böyle bir zeminde tezahür eden heyecan da, futbol seyircisinin “bizim takım” ruhiyatından farklı değildir… “İslâm’a muhatab anlayış”ı temsil eden bir ideolocyaya bağlı, gerektiği yerde gerekeni yapacak insanlar; bu lâzım… Bizim, insanları rahatsız edici bir tarafımız var: Sahte dengeleri, çerezlik doyumları, ucuz tesellilerini yıkıyoruz… Çoğu, bizim haklı olduğumuzu bile bile kaçıyor; kaçışını mazur göstermek için de, muhalif olmak için mazeret tedariki gibi hâllere düşüyor… Bu tesbitler çerçevesinde siz,
ADIMLAR -1984 den 1996 ya -I- , 13 Mayıs 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
ÜÇ IŞIK, ÜÇ HİLÂL'E DAİR...
Bir yönüyle son derece basit ve açık, diğer yönüyle son derece derin ve girift bir dava… Girift yönünden başlayalım: Bir efsane-espri hâlinde Emir Buharî‘ye dayanıyor. Buhara’dan, şeyhinin nasihati ve göğe fırlattığı üç meşale ile yola çıkıyor Emir Buharî… Meşaleleri kalb gözüyle takib edecek ve üçüncüsünün söndüğü yerde yerleşecek… Birinci meşale sönüyor, ikinci meşale sönüyor, üçüncüsü onu Bursa’ya kadar getiriyor, orada sönüyor. Bunun üzerine Emir Buharî Bursa’ya yerleşiyor, Yıldırım Bayezid‘in mânevî hocası ve İstanbul’un fethine katılacak dervişlerin pîri oluyor. Meşhur bir hikâyesi de vardır. Yıldırım Bayezid, Bursa Ulu Camii’ni yaptırır. Açılışına şeyhini çağırır. Sorar: “Nasıl olmuş?” Emir Buharî, “güzel olmuş” der, “yalnız, yanında bir meyhânesi eksik.” Yıldırım‘ın içkiye düşmesini kınıyor. Bu hikâye, hakikati olmak şartıyla, mânevî yolun her şeyin üstünde olduğuna, gerektiğinde sultanları bile hesaba çekebileceğine delil diye gösterilir. Tabiî, bu yolun hakikati de pek kalmamıştır. Şimdi insanlar, iktidara yakın oldukları kadar büyüdüklerini zannederler. İş, Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’ne kadar gelir. O da Emir Buharî ile aynı yolun bir başka kolundan gelme; tarikatlerin en büyüğünün, Tarikat-ı Aliyye’nin en büyüklerinden ve son temsilcisi… Yanılmıyorsam, 1918’in sonlarında, İstanbul işgâl altındayken, Van yöresinden hicret ederek İstanbul’a geliyor. Sultan Vahîdüddin kendisine büyük bir hürmet gösteriyor. Yunan işgâli döneminde, kendisinden memleketin kurtuluşu için dua ve yardımlarını esirgememesini istiyor. Yanlış bilmiyorsam, iki defa görüşüyorlar. Abdülhakîm Arvasî Hazretleri, duâlarının yanında, Anadolu’ya savaşmak için birçok bağlısını gönderiyor; millî mücadeleye destek veriyor. __Savaştan sonra, Beyoğlu Ağa Camii’nde ve Eyüp’teki
ÜÇ IŞIK “Sohbet – Konferans” , 4 Ağustos 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Tasavvufta, "Terki terk" dedikleri makam... Terakki boyunca, terk, terk, terk ve nihâyet terkin de terki... Her şeyi bıraktıktan sonra tekrar dünyaya avdet... Sizinleyken sizinle değildir; ama sizinledir... Bu "İrşad Kutbu Makamı"dır... Efendi Hazretlerinin makamı... "Manzur-u nazar-ı pîranı kiram Liküllî emrin fehim" lâkablı Efendi Hazretleri!..
Sayfa 355 - Ağustos 1994, “BU ASRIN SAHİBİSİNİZ!...”, Vâridât: Mehdi, İbda Yay.
Esseyyid Abdülhâkim Arvâsi
Ruh BİR'dir; Külli Ruh... Fertlerde "nefs" ile birleşerek kalbin hakikatini meydana getirir ve böylece benlik ve senlik doğar... Ruh, Arş üstü emirler alemindeki aslî mertebesine dönme nuraniyetini kazandığı, yani Külli olduğu zaman, "zât sırrı ne ise o" olan bu hakikate nazaran: "Bir veli mevzuunu bulamaz ki ben desin!" Esseyyid Abdülhakîm Arvasî Hazretlerinin bu sözünden de anlıyoruz ki, insan için yaratılmış bulunan âlemde, "herşey O değil; O'ndan" sırrını gösteriyor... İnsan, insandan murat O insana, insanoğlunun zirvesi olan O'na yakınlığı nisbetinde insan; ve küfür soyuyla da hayvandan aşağı... O; Allah'ın Sevgilisi!
Sayfa 355 - Ağustos 1994, “BU ASRIN SAHİBİSİNİZ!...”, Vâridât: Mehdi, İbda Yay.
Ölçüler ve Anlayış