Sultan Abdülhamithan…
Eğer Bay Herzl senin, benim arkadaşım olduğun gibi arkadaşın ise söyle, bu meselede ikinci bir adım atmasın. Ben bir karış dahi olsa toprak satmam, zira bu vatan bana değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla mahsuldar kılmışlardır. O bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın efradı birer birer Plevne’de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanında kalmışlardır. Türk İmparatorluğu bana ait değildir, Türk milletinindir. Ben onun hiçbir parçasını vermem. Bırakalım, Museviler milyonlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar, Filistin’i hiç karşılıksız ele geçirebilirler. Fakat yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilir. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade edemem.
Alıntı
Abdülhamithan sadece Uzakdoğu’da mı propaganda yapmıştı? hayır Amerika’da bile büyük bir propaganda yaptırmayı başarbilmiştir derin kuşatma ancak böyle yarılır da şimdi okuyacakları Abdülhamid’in Amerika’da nasıl etkili olduğu ile ilgili okuyacaksın okudukça şaşıracaksın Abdülhamid Han’ın derin kuşatmayı yarmak için ne tür faaliyetler yaptığını anlatmaya devam edelim
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sultan Abdülhamithan habire sürgünde olduğu Selânik’te alır ve muhafız komutanı ruhu Rauf orbay anılarında bunu, Abdülhamit’in başını iki elinin arasına alarak, “ eyvah! Şimdi Yunanlılarla Bulgarların el ele vererek üzerimize çullanmalarını bekleyin. Ben bu birleşmeyi 30 sene binbir bahane ve sebeple mani olmuş olmuştum.” dediğini nakleder.
31 Mart isyandan sonra Abdülhamithan tahtan indirilmiş ve yerine itaat ve terakkinin kontrolündeki sultan Reşat getirilmiştir
Dostluk kurduğumuz nice suriyeli’ye sormuşumdur: Kanlı meydan mitinglerinde binlerce insan türkiye ve osmanlı’yı lanetlerken meydanın tam ortasındaki ay yıldızlı armalı,Yıldız camii maketli telgraf anıtına niye dokunmuyordunuz? Hepsinin cevabı aynıydı: “Ama o anıt Hamid-i Sani’nin.” “İyi ama o da bir osmanlı padişahı.” “Olsun, o Hamid-i Sani.”
Sayfa 7 - Timaş·Kitabı okudu
Abdulhamithan
Kızıl Sultan
<<Kızıl Sultan>> tâbiri, doğrudan doğruya Ermeni buluşudur ve dünyada bir eşi gelmemiş derecede merhametli bir hükümdara bu, hakikatte yüzde yüz ters sıfatı yakıştıran Ermenilerdir. Yeni nesiller de bu eski Ermeni buluşunu hakikat diye kabullenmiş. Ermeni kafasıyla düşünmeye mahkum edilmiştir.
Sayfa 242·Kitabı okudu
Abdulhamithan