Bu da beni ikinci itirazıma getiriyor: Âlemdeki bütün kötülüklerin, ve
günahların kaynağı ben değilim. Pek
çok insan benim kışkırtmam, kandırmam, vesveselendirmem olmadan kendi
hırstan, şehvetleri, iradesizlikleri,
alçaklıkları ve çoğunlukla da aptallıkları yüzünden günah işliyorlar.
Bazı okumuş yazmış mutasavvıfların, beni
bütün kötülüklerden arındırma gayretleri ne kadar saçmaysa, her kötülüğün
benden çıktığını sanmak da Kuran-ı
Kerim'e o kadar aykırı. Müşterisini kazıklayıp çürük elmayı hileyle satan
her manavı, yalan söyleyen her çocuğu,
her dalkavukluk edeni, edepsiz hayaller gören her ihtiyarı, otuz bir
çeken her oğlanı ben kandırmıyorum. Hatta,
yüce Allah, bu son ikisinde beni anmalarına yol açacak bir kötülük bile
bulamaz. Elbette vahim günahlar işlensin
diye çok uğraşıyorum, ama ağzı açık esneyenleri, hapşıranları, hatta
osuranları da benim kandırdığımı yazıyor
bazı hocalar. Beni hiç anlamadıkları anlamına geliyor bunlar.
Anlamasınlar, sen de onları daha kolay kandırırsın, diyebilirsiniz.
Doğru. Ama benim de bir gururum
olduğunu, zaten yüce Allah ile aramı bunun açtığını hatırlatmam gerekir.
Her kılığa kolaylıkla girebildiğim,
özellikle şehvet uyandıran güzel kadın olarak dini bütünlerin yoluna
çıktığım on binlerce cilt kitapta kaç kere
yazıldığı halde, buradaki nakkaş kardeşlerim beni niye hâlâ yüzü et
benleriyle kaplı, eciş bücüş, boynuzlu ve
kuyruklu bir korkunç mahluk gibi çizdiklerini açıklayabilirler mi?