Siz neli ?
Acaba ben çay içmelerin yasak olduğu yaşlarda kahvehanelerde oralet içerken sen yasak çayımı yudumluyordun? Ondan mı cennetten kovuldun ?
Sayfa 19·Kitabı okuyor
Reklam
Mayının yolun neresine döşeneceğini bilseydim, otobüsün o kısmına oturmazdım. Anlatabiliyor muyum? Oturuyorum, silah yanımda. Ulan, burada mayın vardır... Hava sıcak, uyuyacak gibiyim. Tam dalarken, o gürültü. Öne doğru giderken, havaya fırlarken, yerdeki döşeme nin açıldığını görmek, tamam mı? Döşeme komple yok oluyor, fırlıyorum. Kısa bir karanlık, artık bu boyutta değilim. İnsanlar sırtıma vuruyor. Daha zamanın dolmadı sesleri... Kendime geliyorum, bir Allah'ın kulu yok, otobüste tek başına. Arka kapının girişinde yatıyorum. Bağırıyorum. Kalkmaya çalışıyorum, belden aşağısını hissetmiyorum. Bacaklarımı kaybettim. O kadar soğukkanlıyım ki... Acaba, geri zekâlı mıyım? Çok mu cesurum? Aracın içinden çıkıyorsun, "başka yaralı var mı" diye düşünüyorsun. Biri sarılıyor, "tamam, bir şey yok" diyor. Bir şeylerin olduğunun farkındasın. Çok ucuz yırtılmış bir olay, bir sürü mühimmat vardı otobüste, tüpler falan. Bazen malum oluyor, "ulan" diyorsun, "öleceğim"... O gün gitmek istemiyorsun. "Gitmek istemeyen var mı" diye sorulduğunda... Gitmesem, arkadaşlarım gidecek. Bana olmazsa onlara olacak. İnsan kaderine katlanmak zorunda..
Sayfa 107 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Geldiğimden beri sakin hareket etmeye çalışıyorum, mantıktan geçiriyorum olayları. Bazı insanlar beni kahraman olarak görüyor, azınlık bunlar. Ama toplum 11 yıldır süren olaya ilgisiz. Televizyonda duyuyorlar, üç kişi ölmüş, Allah kahretsin, iki küfür tamam. Buradaki insan kesinlikle Doğu'daki olayla ilgili değil. Benim oraya gidip gitmemem onu ilgilendirmiyor. Geldiğimden beri çoğu arkadaşımla görüşemedim, iş peşinde koşturuyoruz. Arkadaşlar biraz çekiniyor gibi, "acaba sakat bir tip mi olmuş" diye. Bu beni üzüyor tabii ki, gelip sorabilirler..
Sayfa 105 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Nasıl da yok olup gidiyor her şey... Evrendeki bütün bedenler, sahip oldukları anılarla birlikte yok oluyor. Duygularımızın doğasında ne var acaba? Zevkin çekici, acının ürkütücü, kibrin şöhretin ilhamı olduğu duygusunun temelinde ne var? Aklımızla bütün bunların kötü, ucuz, çürük ve önem­siz olduğu sonucuna varabilmeliyiz aslında. Konuşmala­rıyla, düşünceleriyle başkalarına fikir dağıtanlar kimler mesela?
Kitap Alıntısı
Hz. Nuh'un kavminin sorguya çekilişi
Yüce Allah (C.C.) ona hitap eder: "Ey Nuh! Bu Cibril sana vahiy getirdiğini söylüyor, doğru mu?" Nuh Aleyhisselâm cevap verir: "Evet, doğrudur Yarabbi." Bunun üzerine Allah (C.C.) tekrar nida eder: "Kavmin ile ne gibi bir muamelen oldu?" Hz. Nuh şöyle cevap verir: "Yarabbi! Onları gece gündüz imana davet ettim. Fakat benim davetim, onların Hakk'tan uzaklaşmalarını artırmaktan başka bir fayda sağlamadı." Allah (C.C.) Kur'an-ı Kerim'de olayı şöyle haber vermektedir: قَالَ رَبِّ انى دعوت قومى ليلاً ونهاراً "Dedi: Rabbim, doğrusu ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim." (Nuh 71/5) O sırada: "Ey Nuh kavmi!" diye bir nida duyulur. Derhal bir grup insan getirilir. Onlara denir ki: "Bu sizin kardeşiniz Nuh, size karşı peygamberlik görevini tebliğ ettiğini söylüyor. Acaba doğru mudur?" Hep birden cevap verdiler: "Hayır Yarabbi! Doğru değil, yalandır. O bize hiçbir şey tebliğ etmedi!" Bunun üzerine Allah (C.C.) tekrar Hz. Nuh Aleyhisselâm'a hitap eder:
Din
Reklam
Reklam