Gülerken acıyı unuttu. Gülmek varlığı ele geçirebilir diye düşündüm. Kısacık bir an için bile olsa, gülmek pusuda bekleyen ölümü yenebilir. Bu yaşamaktır. Yaşamak zaten anlık bir şeydir.
Her sabah umutla yeni bir güne başlayıp her gece ne kadar boktan bir dünyada yaşadığımı fark ediyorum. Biz burada böyle şeyler yapıyoruz bazen. Olmadığımız biri gibi davranabiliyoruz. İnandığımız ilk yalanın peşinden gidiyor ve hayatımızı ona gore şekillendiriyoruz. Kendi doğrularımız
olarak bellediğimiz bu yalanlara o kadar inaniyoruz ki kimsenin ne söylediği umurumuzda bile olmuyor. Diğer tüm
doğrulara tıkıyoruz kulaklarımızı. Biz de bir yandan onları kendi doğrularımıza inandirmaya ve kendi sevdiğimiz şeyleri onlara da zorla sevdirmeye çalışıyoruz.
Biz burada yaşayabilmek için çalışmaya başlıyoruz. Sonra cok geçmeden çalışmak için yaşadığımızı fark ediyoruz.
Kira ödüyor, alacaklarımızı tahsil etmeye uğraşıyor, işimizin devam edip etmeyeceğini düşünüyoruz. En büyük derdimiz, akıllı telefonlarımızın şarjının bitmek üzere olması.
Bencil, lanet, şımarık ve boktan insanlarız işte. Hiç geçmeyeceğini düşündüğümüz, tarifi zor dediğimiz acılar yaşadığımızı sanıyoruz. Kırılan kalplerimiz bir daha onarılmaz diyoruz. Acı çekmek ve çektirmek üzerine kurulu olan bir döngünün içinde koşturup duruyoruz.
Birbirimizi kullanarak gündelik ihtiyaçlarımızı gideriyoruz. Koca bir belirsizliğin içinde kararsızlıklarımızla yaşamaya çalışıyoruz. Belirsizlik ve kararsızlık insanı öldürür. Biz burada senin gibi şehadetle ölmüyoruz. Yavaş yavaş, öürüyerek, her geçen gün
kendimize yabancılaşarak ölüyoruz.
Geçmişin tecrübeleri ve geleceğin umuduyla tutunulabilir bu hayata. Aksi güç. Geçmişin acı hatıraları ve geleceğin belirsizliği içindeki insan, aldığı her nefesi sorgular. Aldığı her
nefes diken gibi batar ciğerlerine.
Zamanın kıymetini bil. Ruhunu daraltan, canını sıkan ve vaktini çalan insanları hayatından çıkar. Dar görüşlülerle, kendini her zaman haklı görenlerle ve sana saygısızlık edenlerle tartışma. Her sabahı sana verilmiş bir mucize gibi yaşa. Doyumsuz olma. Küçük şeylerle de mutlu olmayı öğren; onları beğenmeyip bir kenara atma. Kalıcı mutlulukların peşine düş. Sonu daha fazla acı verecek geçici hazlar uğruna kendini yıpratma. Ruhuna iyi gelen güzellikleri aramaktan korkma. Hayatın içinde acılar kadar mutluluklar da var. Tutkuyla yaşa.
Çünkü bu hayatın tekrarı yok.Unutma.
Çin yönetimi, Uygurların doğumdan ölüme kadar, İslam'la hiçbir pratik temaslarının olmasını istemediğinden, İslami usuller çerçevesinde defin de unutturulmak istenen tatbikatlar arasında. Doğu Türkistan'da "cenaze organizasyon merkezi" adıyla resmi ofisler açılarak, Uygurlar cenazelerini geleneksel yöntemlerle toprağa gömmek yerine krematoryumlarda yaktırmaları yönünde yoğun biçimde teşvik ve telkinlere maruz bırakılıyor.