Sevmek, Var Olmak ve Anlam
10/10
·283 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
İnsanlar//Matt Haig 283 sayfa En sevdiğim roman oldu, 24 saat içinde bitirmişim. Kitap, bir uzaylının insan olmayı deneyimlemesini anlatıyor ve bir bakıma "Bebekler acaba ne düşünüyor"u cevaplıyor. Normal karşıladığımız hiçbir şeyin tutarlı olmadığını, yaşadığımız dünyanın ve insan olmanın ne kadar garip olduğunu sıfırdan anlatıyor. Bu anlatımda beklenmedik bir şekilde gerçekleşen şey şu: Her şeyin bilindiği, zamandan ve mekandan bağımsız yaşamalarına olanak sağlayan bir teknolojiye sahip olunan, acı çekilmeyen ve sevgiye ihtiyaç duyulmayan bir yerden gelen karakter, yerine geçtiği insanın hayatını yaşadıkça başta iğrenç ve tiksindirici bulduğu insanları sevmeye ve hatta aşık olmaya başlıyor. Çünkü saf bilgi, hiçbir zaman deneyimin ve hislerin yerini tutamaz. Mistik bir perspektifi olduğunu hissettiriyor kitap zira Tanrı'nın var olmasının imkansız olduğu iddiasında bulunsa da -heme peşinden yaptığı "aslında varlığın var olmasının imkansız olduğu" açıklamasıyla birlikte- bilgi ve deneyim farkı Sağ El Yolu ile Sol El Yolunun farkını hissettiriyor. Karakter ben ve bizin bir olduğu daimi telepatik ve kolektif yaşam alanından sen ve ben'in olduğu dünyaya geldiğinde hem her şeyin kökeninin ve şimdisinin bir olduğunu unutmuyor, hem de sonsuz bir bilme durumundansa hisleri, acıyı ve hatta istemediği acıyı hissetmeyi tercih ediyor. Kitap, ruhun dünyaya inişini mantıkçıl bir perspektiften anlattığı hissini uyandırıyor. Ve karakterin Dünya'da kalmayı tercih etmesinin açıklaması gibi olan bu 81. tavsiye, belki de tüm mesajı özetliyor: "Hayatın anlamını arayarak mutlu olamazsın. Anlam önem sırasında üçüncüdür yalnızca. Sevmekten ve var olmaktan son gelir." Karakterin geldiği yerde var olmak da anlam da var fakat ne yok biliyor musunuz? Onun ilk sıraya koyduğu "sevmek".
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,9bin okunma
geç kalınmış bir martin eden incelemesi :(
Puan vermedi·517 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 01:33
martin eden'i okurken, insanın en büyük mücadelesinin bazen hayatla değil, kendi içinde olduğunu düşündüm. kendini var edebilmek için verdiği emek, bilgiye olan tutkusu ve hiçbir şeye rağmen vazgeçmeyişi başlı başına etkileyiciydi. fakat roman ilerledikçe, insanın sadece hedeflerine ulaşmasının mutlu olmak için yeterli olmadığını acı bir şekilde gösteriyor. en çok da martin'in, uğruna savaştığı dünyanın tam ortasına geldiğinde kendini oraya ait hissedememesi dokundu bana. kitabı bitirdiğimde geriye büyük bir hayranlıktan çok, derin bir hüzün kaldı. bazı romanlar sadece okunur, bazıları ise insanın düşüncelerine uzun süre misafir olur. martin eden benim için ikinci türden bir kitaptı...
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki Cehennem?
Puan vermedi·398 syf.·
2026 20. kitabı
• Kitap böyle bir cümleyle başlıyor ve gerçekten de tüm okuyanlara vicdanlarını sorgulatıyor. • Bir cinayetin, bir cana kıymanın hafifletici, hatta takdir edilecek bir sebebi olabilir miydi? Ölenlerin hepsinin çocuk tacizcisi olduğunu öğrendiğinizde bakış açınız nasıl değişirdi? • Beş yıl önce Körebe lakaplı şahıs tarafından değişik ritüellerle işlenmiş seri cinayetler yeniden gün yüzüne çıkıyor ve bu kez dosyayı Nevzat Başkomiser ile ekibi üstleniyor. Bir yandan gizemli cinayetler diğer yandan da Suriye göçmenleri ve organ mafyası ile mücadele... • Son sayfada olaylar yerine oturduğunda anladım ki kitabın adı boşuna "Kırlangıç Çığlığı" değilmiş. Kırlangıçlar göçmen kuşlardır çok hızlı uçarlar. Ama her göç bir fırtına demektir. Yüzlercesi yolda kaybolur, fırtınaya yakalanıp düşer. Göçü tamamlayıp sıcak gökyüzüne ulaşanlar ise arkalarında kalanları unutmaz. Acıyla, öfkeyle, çığlık çığlığa anarlar. • Özetleyecek olursam kitap kesinlikle çok heyecanlı ve sürükleyiciydi. Fakat çocukların yaşadığı talihsiz olayları okurken canım çok acıdı. Çünkü Sayın Yazar, son sayfada elimize bir kitap değil, göç yolunda düşen her kırlangıcın acı dolu haykırışını bıraktı. Ve o çığlık kitap kapandıktan sonra bile gökyüzümde yankılandı. Polisiye severlere kesinlikle tavsiyemdir. Hoş kalın, kitaplarla kalın...
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,9bin okunma
Kader zincir mi yoksa insanın kendine anlattığı en eski hikâyemi?
Puan vermedi·120 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 13:14
Bu kitabı yalnızca merakımdan değil, tez çalışmam kapsamında özgür irade, determinizm ve ahlaki sorumluluk kavramlarını daha derin kavrayabilmek için okudum. Sayfalar boyunca hissettiğim şey, metnin bana hazır cevaplar vermesinden çok, zihnimi huzursuz eden sorular bırakmasıydı. Bence iyi felsefe tam da bunu yapar. Cevap dağıtmaz; insanı kendi düşüncesiyle baş başa bırakır. Kader Üzerine, insanın binlerce yıldır peşinden koştuğu temel sorulardan birini merkeze alıyor: Eğer her şey önceden belirlenmişse, seçimlerimizin anlamı nedir? Eğer her şey bizim irademize bağlıysa, o zaman doğanın zorunluluğunu nereye koyacağız? Bu metni okurken fark ettim ki kader meselesi yalnızca metafizik bir tartışma değildir. Günlük hayatımızın tam ortasındadır. Başarısız olduğumuzda "kader" deriz, başardığımızda "emek". Acı yaşadığımızda yazgıyı suçlarız, mutlu olduğumuzda ise irademizle övünürüz. Belki de insan, kader kavramını çoğu zaman gerçekle yüzleşmek yerine belirsizliği anlamlandırmak için kullanır. Cicero, bu eserinde kesin hükümler vermekten çok farklı düşünce geleneklerini tartışmaya açıyor. Bu yönüyle kitap, okuyucusunu pasif bir alıcı olmaya değil, aktif bir düşünür olmaya davet ediyor. Çünkü felsefede önemli olan yalnızca hangi cevabın doğru olduğu değil, hangi sorunun doğru sorulduğudur. Okurken sık sık şu düşünceye döndüm: İnsan tamamen özgür olsaydı pişmanlık diye bir duygu olmazdı. Tamamen kaderin eseri olsaydı da vicdanın bir anlamı kalmazdı. Demek ki insan hayatı, zorunluluk ile özgürlük arasındaki o dar geçitte şekilleniyor. Belki de kader, yürümek zorunda olduğumuz yol değil; yürürken verdiğimiz kararlarla anlam kazanan yolculuğun kendisidir. Tez çalışmam açısından bu eser bana yalnızca Antik Çağ'ın kader anlayışını değil, bugün hâlâ süren özgür irade tartışmalarının
Felsefe
Kader ÜzerineMarcus Tullius Cicero · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021713 okunma
Düşünce
Puan vermedi·188 syf.··
2026 25. kitabı
Sayfaları çevirirken 3 farklı kadının hikayesinin içerisin de buluyorsunuz kendinizi.. toplumun normlarına karşı gelebilen onların dayatmalarına hayır diyebilen 3 kadın… günümüze bakıldığın da bile hala toplum onayı arayan insanların ne diyeceğini bilmek isteyen insanlar ile dolu… ne kadar acı yetişkin bedende kalmış çocuk olmak ..
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,7bin okunma
Kara Kış Beyaz Düş
10/10
·400 syf.··
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:10
Kara Kış Beyaz Düş Fatma Erdek Selam kitap dostlarım Bugün sizlere kalemini çok sevdiğim sevgili Fatma Erdek'in Kara Kış Beyaz Düş kitabıyla geldim. Yazarın eline emeğine sağlık her zaman yeri bende çok ayrı olacak , kalemine sağlık. Yıllar önce okuduğum bu kitap da benim için ruhuma işleyen bir baş yapıt . Aradan geçen zamandan sonra yeniden okuyunca ,bu kez hikâyenin acısını çok daha derinden hissettim. Eskiden Zeynep'e dönüp "Neden sustun?" diye sormak isterdim. Şimdi ise suskunluğunun ardındaki çaresizliği görüyorum. Çünkü bazen insan konuşsa da duyulmuyor, haykırsa da anlaşılmıyor. Özellikle de bir kadınsa... Babasının şehit düşmesiyle başlayan eksikliği, annesinin Selim'le yaptığı evlilikle bambaşka bir karanlığa dönüşür. Dışarıdan bakıldığında saygın, başarılı ve kusursuz görünen Selim'in gölgesi, Zeynep'in gençliğinin ve hayallerinin üzerine çöker. Onun hayatına bıraktığı izler sadece bir kalbi değil, bir ömrü yaralamaya yeter. Güven Yüzbaşı'nın hayatına girmesiyle Zeynep için umut ışığı doğsa da geçmiş, peşini bırakmıyor. Kara kışlar insanın ruhundan kolay kolay çıkmıyor çünkü... Fatma Erdek bu romanında sadece bir aşk hikâyesi anlatmıyor; suskunlukları, yarım kalan hayatları, kadınların görünmeyen mücadelelerini ve insan ruhunun en kırılgan yanlarını anlatıyor. Ve sonra Akgül... Onun hikâyesiyle karşılaştığımda içimdeki sızı daha da büyüdü. Zeynep için bu, adeta bir milat olur. Geçmişin acı yüzü onu derinden etkilerken, Akgül'ün yaşadıklarıyla kendi yaraları arasında bir bağ kurar. Belki de ilk kez, geçmişinin yükünü omuzlarından indirmeye ve küllerinden yeniden doğmaya cesaret eder. Akgül için verdiği mücadele, Zeynep'in yıllardır taşıdığı acılara bir sünger çekme çabasıdır. Çünkü bazen başkasının yarasını sararken, insan kendi yaralarını da iyileştirmeyi
1000Kitap
Kara Kış Beyaz DüşFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 2026387 okunma