Trump, İsrail’in İran nükleer tesislerine tek başına saldırmasına yeşil ışık yakıyor ama araya çok tüccarca bir şerh koyuyor: "Eğer küçük çaplı olursa..."
Rasyonel Analiz: Trump iki gün önce Versay'da petrol fiyatlarını düşürmek ve Hürmüz’ü açmak için İran’la bir mutabakat imzaladı. Şimdi İsrail'in İran’a topyekun, büyük bir savaş başlatacak şekilde saldırmasına izin veremez; çünkü bu durum petrolü yeniden 100 doların üzerine fırlatır ve kendi imzaladığı barış zaferini çöpe atar.
Ancak İsrail sağının öfkesini dindirmek ve Wall Street’teki lobilerin gazını almak için de Tel Aviv'e adeta bir "stres atma/itibar kurtarma operasyonu" izni veriyor. Yani "Büyük bir savaş çıkarmadan, İran'ın canını acıtacak küçük bir hava akını yapacaksanız arkasındayım, ama gemiyi batıracak kadar büyük oynamayın" diyor.
G7 Zirvesi’nde kameralar önünde Netanyahu'yu Lübnan'daki yıkım yüzünden sertçe eleştiren, arkada telefonda azarlayan Trump, Kanal 14’e çıktığında "İlişkimiz çok iyi, mükemmel" diyor.
Bu, Amerikan iç siyasetindeki seçim finansmanı ve lobi baskısının Trump’a nasıl bir adım geri attırdığının kanıtıdır. Trump, Netanyahu’nun şahsından nefret etse veya onun politikalarını "akılsızca" bulsa bile, ABD’deki Yahudi sermayesini karşısına alarak topal ördek konumuna düşemeyeceğini çok iyi biliyor. Kameralar önünde "Bibi ile aramız müthiş" tiyatrosu oynayarak içerideki finansal ablukayı dağıtmaya çalışıyor.
Lübnan saldırıları nedeniyle İsrail’e silah ambargosu iddiaları sorulduğunda "Bu konudaki söylentileri hiç duymadım" demesi, Trump’ın tipik bir inkâr ve zaman kazanma taktiğidir. Pentagon koridorlarında bu ambargonun konuşulduğunu sağır sultan bile bilirken, Trump bu topa girmeyerek hem İsrail'e açık açık mavi boncuk dağıtıyor hem de kendisini bağlayacak net bir taahhütten