Kendinin olmayan düşüncelere hayran, ama kendininkine değil. Bir şeyi ne denli az kavrıyorsa, o denli sıkı inanıyor ona.
Sana diyorum ki: Kendi kurtarıcın, yalnızca sen kendin olabilirsin!
Sen kendini aşağıladığın için, Küçük Adam, onlar da seni aşağılıyorlar, seni sevmiyorlar
Onlar seni çok iyi tanıyorlar. Yalnızca kendinin bileceği, en berbat zaaflarını biliyorlar senin. Seni bir sembole kurban ettiler, sen de onları kendi sırtında iktidara taşıyorsun.
Büyük adam yaşamın amacını senin gibi zengin olmakta, kızlarının kurallara göre evlenmelerinde, politik kariyerde, profesör süslerinde görmüyor.
Senin gibi olmadığı için onu ‘dahi’ ya da ‘tuhaf’ olarak adlandırıyorsun.
Ama o senin boş gevezelik toplantıların yerine kendi düşünceleriyle yalnız kalmayı tercih ettiğinde onun toplumsal olmadığını söylüyorsun.
Sen Küçük Adam, bu sıradan dürüst adamın karşısında yozlaşmışlığın içinde kendini ‘normalliğin’ prototipi olarak çıkarıyor ve ona ‘anormal’ diyorsun.
Onu küçücük ölçülerinle ölçüyorsun ve senin normallik ölçülerine uymadığını düşünüyorsun.
Hedefe ulaşmak için her türlü aracın, adi ve alçakça aracın da mubah olduğunu sanıyorsun. Hedef, ona ulaştığın yoldur. Bugün atacağın her adım, yarınki yaşamındır.
Yaşamın ne zaman iyi ve güvende olacak, diye soruyorsun Küçük Adam. Hayat dolu olmak güvenlikten, sevgi paradan, özgürlük parti ya da kamu görüşünden daha önemli olduğu zaman yaşamın iyi ve güvende olacak.
Varlığının derininde düşüncen, duygularınla çelişki halinde değil de uyum için etkili olduğu zaman, yaşamın iyi ve güvende olacak.
yeteneklerini vaktinde kavrayıp, yaşlandığını vaktinde anladığın zaman; artık büyük savaşçıların cürümlerini değil büyük bilgelerin düşüncelerini yaşayacağın zaman…yaşamın iyi olacak.
Sen yönlendirme ve akıl istiyorsun, Küçük
“ Senin yüzünden kendim olamadığım için şikâyet etmiyorum. Fakir ve acıklı hayatım zenginleşti, kendi bıktırıcı yavanlığımın karanlığından çıkıp sen oldum böylece…“
Nihayet Şamil'in ilk isteği olan 1.000.000 rubleden 40.000 rubleye inildi ve değiş-tokuş, daha önce bir çok savaşlara sahne olan Mitşik ırmağının kenarında, büyük bir törenle yerine getirildi.
Bu sırada Rus ordusunun mızrak alayında teğmen rütbesinde bulunan Cemaleddin, yanında, Rus orduları kumandanı Baron Nikolay ve prensesin kocası Çavçavadze olduğu halde fidye parasını taşıyan 30 kişinin eşliğinde ırmağın kıyısına geldi. Gazi Muhammed ile aynı sayıdaki Müridler de, yanlarında, prensesleri taşıyan bir araba olduğu halde ırmağın bu yakasındaki kıyısına yaklaştılar. Cemaleddin, iki Rus subayının eşliğinde, para taşıyan arabayla birlikte ırmağın sol kıyısına geçerken prensesler de sağ kıyıya geçtiler ve kendileri için özel olarak Grozny'den getirilmiş olan arabalarda yerlerini aldılar.
Cemaeddin'in Rus üniformaları hemen bir çerkaskayla değiştirilerek yanında Danyal Sultan ve Gazi Muhammed olduğu halde Şamil'in, mavi renkten yapılmış pamuklu bir şemsiyenin altında kendilerini beklediği tepeye doğru yürümeye başladılar. Şamil, yeşil renkli yünden bir çerkaska giyerken altına da kırmızı bir beşmet koymuş ve başına da beyaz bir türban sarmıştı. Sarı renkli süvari çizmeleri, O' nun haşmetli kıyafetini tamamlıyordu. Belki de Şamil, düşmanları tarafından çok dikkatlı bir şekilde izleneceğini bildiğinden onların karşısına böylesine gösterişli bir kıyafetle çıkmış bulunuyordu. Oğlu, O'na yaklaştığı zaman büyük bir sevgiyle onu kucakladı ve bu arada gözyaşlarını tutamadı. Fakat O'nun bu kadar büyük özlemle beklediği oğlu, daha sonraları O'nu çok büyük bir hayal kırıklığına uğratacaktı.
Cemaleddin'in kaderi, gerçekten acıklı bir olaylar serisiydi. 12 Yaşından beri St. Petersburg'da eğitilen ve Rus ordusunda öğrenim gören Cemaleddin, artık babasına bir yabancı, doğup büyüdüğü