Şairler; hayatın ve acının söz ustaları
8/10
·67 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
Her şiirle eski bir acıyı kanatlandırmaya yürek yeter mi? Okurken çoğu yerde, damla damla yaralarımızın üstüne basıyor yazar. Hayır! Geçip gitmiyor, duruyor dinliyor.. acılar bir bir dökülüyor ve hoopp! Bir başka sayfa, başka bir eski defter! Okurken gerçekten söylendim arada, serzenişte bulundum. Herkesin mı yarası aynıydı yoksa şairlerin acıklı mısraları mı her yaraya dokunuyordu? Bilemedim.. Sonsuzdan bir önceki.. sonrasında bitecek sanki.. herşey bir anda buhar olup uçacakcasına.. en çok mısralarına mısra eklediğim şiir kitaplarından biri oldu :) Kısa, güzel ve özdü. Açık dili ile birçok kişinin okuyacağı ve duygulanacağı hoş bir şiir kitabı, yazar Yasin Güven Beyefendinin kalemine, gönlüne sağlık.. Şiirlerle kalın.. Selâmetle..
Edebiyat
Sonsuzdan Bir ÖncesiYasin Güven · Odessa Yayınevi · 20247 okunma
Bir Çocuğun Kalemiyle İnsanlığın Yüzüne Çarpan Tokat
9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 162. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:41
Bazı kitaplar vardır, okursun ve bitirirsin. Bazıları ise biter ama içinden çıkamazsın. Anne Frank’in Hatıra Defteri benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Kitabı kapattığımda elimde sadece bir günlük yoktu; yarım kalmış bir çocukluk, susturulmuş bir ses, büyümesine izin verilmemiş bir kız çocuğu ve insanlığın en karanlık tarafıyla yüzleşmiş bir kalp vardı. Anne Frank’i okumak, sadece savaş döneminde saklanan Yahudi bir kızın yaşadıklarını öğrenmek değil. Onun odasına, korkularına, hayallerine, öfkelerine, kıskançlıklarına, umutlarına ve çocukça inatlarına misafir olmak demek. Bu yüzden kitap beni çok sarstı. Çünkü Anne bir tarih figürü gibi değil, kanlı canlı bir insan gibi duruyor karşında. Bazen çok zeki, bazen kırılgan, bazen öfkeli, bazen umut dolu, bazen de sadece anlaşılmak isteyen küçücük bir kız. Bu kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, Anne’in yaşına rağmen dünyayı anlama biçimi oldu. O küçücük saklanma yerinde, ölüm korkusunun gölgesinde bile kendini, insanları, ailesini, hayatı ve geleceği düşünmeye devam ediyor. Dışarıda savaş var, nefret var, yakalanma ihtimali var; ama Anne’in içinde hâlâ yazma isteği var. Hâlâ güzel şeylere inanma çabası var. Hâlâ bir gün özgürce yaşayacağına dair inancı var. İşte insanı en çok burası yıkıyor. Anne beni ağlattı. Bunu süslü bir cümle olsun diye söylemiyorum. Gerçekten bazı sayfalarda durup nefes almak zorunda kaldım. Çünkü onun yazdıkları sadece acıklı olduğu için değil, çok gerçek olduğu için can yakıyor. Günlüğünde büyük laflar etmeye çalışan biri yok. Kendini kahraman gibi göstermeye çalışan biri yok. Anne bazen annesine kızıyor, bazen babasına sığınıyor, bazen kendini yalnız hissediyor, bazen âşık oluyor, bazen haksızlığa uğradığını düşünüyor. Yani aslında büyüyor. Biz onun büyümesini satır satır
1000Kitap
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Avni İnsel Kitabevi · 19588,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·120 syf.·
2026 23. kitabı
“Sevgi her eksiği tamamlıyor, her kusuru onarıyormuş meger.” Serinin 4. öyküsünde Bikes öğretmenle Erzurum’a, onun geçmişine ve hayatına misafir oluyoruz.. Her şey öğrencisinin isminin anlamını sormasıyla başlıyor. Bikes öğretmenin hayatı isminin anlamında gizli… En yakınları bildikleri, zanları, hayatının sırlarla örülmüş olması, yüzleşmeleri kabullenmeleri, kırgınlıklarına misafir ediyor okurunu.. Önceki üç öyküde ortak plan karakterlerle olay örgüsü birleşmese de keşisiyor… Önceki öykülerden hayatlarına aşina olduğumuz kişilere Bikes penceresinden de bakabiliyoruz. Anlatım dramatik olarak çok yoğun. Türk sinemasındaki acıklı filmler gibi hissettiriyor. Bazen aynı olayda, olayı anlatan kişi farklı olunca farklı duygulara kapılırız ya.. Yazarın dramatikleştirmesi çok başarılı olsa da bazen ne bileyim anlatımı boğmuş hissi verdi. Diğer üç kitapta bu boğan his çok yoktu. Tek günde bitecek eseri dört gün sürdürecek sebep bu zannediyorum. Kitapla ve sevgiyle…
BikesFatih Duman · Nesil Yayınları · 2026150 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 31. kitabı
Zavallı Necdet’i bitirdikten sonra elimde kitap, bir süre öylece oturdum. Gerçekten “zavallı” kelimesi bu romana cuk oturuyor. Safvet Nezihi, 1902’de tefrika edilen bu romanında Necdet Feridun adlı yakışıklı, sarı saçlı, mavi gözlü, zengin ve biraz da hovarda bir gencin hayatını anlatıyor. Adamın hayatı Beyoğlu’nun eğlenceleriyle, kadınlarla, keyifli günlerle geçerken bir gün karşı köşke Meliha taşınıyor. Piyano sesiyle başlayan o meşhur aşk, yavaş yavaş Necdet’in bütün hayatını ele geçiriyor. Kitap aslında klasik bir üçgen aşk hikâyesi: Necdet – Meliha – Müzehher. Ama Safvet Nezihi bunu öyle bir duygusal yoğunlukla yazmış ki, okurken yer yer içim sıkıldı, yer yer de sinirlendim. Necdet’in sürekli kendi içinde gidip gelmeleri, bir an Meliha’ya deli gibi âşıkken diğer an başka bir kadının etkisinde kalması… Adam resmen duygularının kölesi. Bazen “ulan topla kendini” diye içimden bağırdım. En çok hoşuma giden tarafı, dönemin İstanbul’unu (özellikle Şişli, Feneryolu, Beyoğlu) çok canlı betimlemesiydi. Köşkler, piyanolar, gaz lambaları, arabalar… Okurken kendimi o yıllarda hissettim. Dil de o kadar ağır değil; akıcı, duygusal ve yer yer fazla dramatik. Tam tefrika romanı tadında, insanı sayfaları çevirmeye zorluyor. Karakterler biraz siyah-beyaz çizilmiş. Meliha’yı neredeyse tamamen olumsuz, Müzehher’i ise melek gibi göstermiş. Necdet de aşırı “zavallı” yapılmış; sürekli pişmanlık, vicdan azabı ve çaresizlik. Bu yüzden biraz melodram havası ağır basıyor. Ama 1900’lerin başında, halkın çok sevdiği bir eser olması da anlaşılır. İnsan o dönemde bu tarz duygusal, acıklı aşk hikâyelerine bayılıyordu. Kısacası Zavallı Necdet, kusursuz bir edebiyat şaheseri değil ama çok samimi, çok duygusal ve akılda kalan bir klasik. Özellikle Türk edebiyatının o eski romantik dönemine
Zavallı NecdetSafvet Nezihi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,2bin okunma
Best Seller kitapları alırken iki kez düşünün
5/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
İçimdeki Müzik, doğuştan ağır bir fiziksel engelle dünyaya gelen Melodi isimli bir kız çocuğunun duygu dünyasını, düşüncelerini ve hayata tutunma mücadelesini konu alan etkileyici bir romandır. Doğuştan serebral palsi nedeniyle konuşamayan ve hareket kabiliyeti oldukça sınırlı olan Melodi, çevresindeki insanların kendisi hakkındaki önyargılarıyla mücadele ederken, özel eğitim desteği sayesinde yazı yoluyla iletişim kurmayı öğrenir. Bu gelişme, onun hem eğitim hayatına katılmasını hem de iç dünyasını çevresindekilere ifade edebilmesini mümkün kılar. Farklılıklarına rağmen son derece zeki ve başarılı bir öğrenci olan Melodi, katıldığı bilgi yarışmasında okulu adına önemli bir rol üstlenir. Kitap boyunca Melodi’nin hayata bakışı, ailesinin ona yaklaşımı, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle kurduğu ilişkiler üzerinden engelli bireylerin gündelik hayatta karşılaştıkları zorluklar ele alınır. Duygusal yönü güçlü olan eser, özellikle ortaokul düzeyindeki okurlar için empati duygusunu geliştirebilecek nitelikte bir anlatı sunmaktadır. Gelelim kitabın oluşturduğu etkiye ve yayımlanış sürecindeki başarısına. Eserin dünya çapında çok satan (48 New York Times Best Seller Ödülü Almış) kitaplar arasında yer alması, okuyucuda doğal olarak “Bu kitabı bu kadar özel kılan nedir?” sorusunu uyandırıyor. Zira kitap birçok best seller kitaplar gibi acıklı bir hikâye ile başlayıp okuyucu duygusal olarak yakalıyor, hatta kitap Atomik Alışkanlıklar ve sol ayağım kitabının ilk bölümüyle duygusal olarak nerdeyse aynı… Son yıllarda yayıncılık sektöründe duygusal etkisi yüksek, kolay okunan ve geniş kitlelere hitap eden eserlerin daha fazla öne çıkarıldığı görülmektedir. Bu sebeple çok satanlar listelerinde yer alan kitapları tercih ederken yalnızca popülerlik ölçütünü esas almak yerine, eserin
1000Kitap
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,9bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 8. kitabı
Sinan Akyüz’ün İncir Kuşları beni çok etkilemişti. Piruze’nin de böyle içime dokunacak , acıklı , beni etkisinde bırakacağını düşünerek okudum ve yanılmadım. Birini sevmenin , insanın ona güvenmesi , inanması, kimsenin lafını dinlememesi ve en kötüsü de herkesin haklı çıkması Piruze’nin ise aşk uğruna bir şeyler yaşaması beni üzdü. İlk başlarda Piruze’ye kızmıştım Sevim teyzesinin ona gerçekleri anlatması sakince belki dinler diye düşündüm ama sevgi insanın gözünü kör ediyor maalesef. Bir annenin çocuklarından ayrı kalması, dayak yemesi, iftira atılması, aldatılması ve en kötüsü de babasının eskisi gibi olmaması arkasında durmaması çok kötü. Kimsesiz kalıp bi şekilde kendi ayaklarının üzerinde durması beni çok etkiledi. Çocuklarını görmek için Şam’a gidip de dayak yemesi, hapise atılması ve en acısıda bunlara rağmen çocuklarını görememesi beni çok üzdü. Her şeye rağmen ayakta durabilmesi ve yıllar yıllar sonra 20 yıl sonra oğlunu görmesi beni çok etkiledi. Diğer kitabını hemen okuyup puzzle tamamlamak istiyorum. Keyifli okumalar .
PiruzeSinan Akyüz · Alfa Yayınevi · 202013,2bin okunma