Zorlandığıma dair en ufak emare göstermemeye gayret ediyor, sanki her gün okyanus kıyılarında sopalanıyor gibi lakayt bir tavır takınmaya çabalıyordum. Eski bir zaaf bu. Kuyruğu dik tutma telaşı. Yenen yumruğu dahi acımadı ki tebessümüyle karşılama inadı. Ne uğursuz tebessümdür o, ne fena histir, insanı kendi cehenneminde zebaniye çevirir.
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Acıkmadı. Susamadı. Acımadı. Yaşadığını bilmedi. Yaşadığını bilse acıyacaktı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eski bir zaaf bu. Kuyruğu dik tutma telaşı. Yenen yumruğu dahi acımadı ki tebessümüyle karşılama inadı. Ne uğursuz tebessümdür o, ne fena histir, insanı kendi cehenneminde zeba­niye çevirir.
Gülmek:" Ulan felek anamı ağlattın ama beni ağlatamadın" demenin bir yolu. "Acımadı ki" demek. Gülmek nefsi müdafaadır .Ağlayanın bir, gülenin bin derdi var demişler. Biz keyfimizden mi gülüyoruz?
Sayfa 41·Kitabı okudu
Vefa,şefkat, güven
Bir telefon kadar yakınken, birbirimizi aramamak, arayamamak yani. Yanlış ilişkilerin ayak izlerini arkada bıraka bıraka düşmedim ki ben,acımadı ki canım, aslında çok güçlüyüm diye diye dolanmak. Sakın inanma asla güvenme,hiç açık verme, kendini kolla diyerek bedelleri yalnızlık olan zaferlere yürümek. Birinin saçını okşamak nedir unutarak, bir arkadaşa güvenerek başını omzuna yaslayabilmek, her nerede ve nasıl olursa olsun bir sese koşmak ve koşulacağını bilmek inancını hiç tanımadan yaşamak ne kadar acıklı..
Sayfa 126
Eski bir zaaf bu. Kuyruğu dik tutma telaşı. Yenen yumruğu dahi acımadı ki tebessümüyle karşılama inadı. Ne uğursuz te­ bessümdür o, ne fena histir, insanı kendi cehenneminde zeba­ niye çevirir.
Sayfa 18 - Hep Kitap
Alıntı