Puan vermedi·156 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 21:28
“Gülmek:”Ulan felek, anami ağlattın ama beni ağlatamadın” demenin bir yolu.”Acımadı ki” demek.İnadi.İradi. Gülmek, nefsi müdafaadır. Ağlayanın bir, gülenin bin derdi var demişler. Biz keyfimizden mi gülüyoruz?” Ülker Abla’yı bitirdiğimde içimde sessiz bir ağırlık kaldı. Çünkü bazı hikâyeler bağırmadan da çok şey anlatıyor. Seray Şahiner bu kitapta süslü cümlelere ihtiyaç duymadan, hayatın tam içinden bir kadını çıkarıp karşımıza koyuyor. Ülker’in yaşadıkları yalnızca ona ait değil; görmezden gelinen, yükü hep sırtlanan,Şiddetin, yoksulluğun ve kadın olmanın yükünü omuzlarında taşıyan,bu toplumda sessizce ayakta kalmaya çalışan binlerce kadının temsili gibi.Kısacası bu toplumda kadın olmanın tüm zorluklarını anlatan, yaşamın her anında güçlü görünmek için ayakta kalmak zorunda olan hayatların bir temsili. Kitabı okurken Ülker Abla beni yer yer güldürdü, Çokça da düşündürdü. Seray Şahiner bu kitabında da öyle bir mizah kullanmış ki, bazı gerçekleri ağırlaştırmadan bize yansıtmayı başarmış. Aslında bu kitap her gün konuşulan, televizyonlarda her gün izlediğimiz, gazetelerde okuduğumuz onlarca kadının hikayesiydi. Seray Şahiner bu kitabıyla toplumun kanayan yaralarından birisine ışık tutmuş.Ben kitabı gerçekten çok severek okudum.Hem toplumsal bir konuya değiniyor olması, hem de kadınların görünmez emeğini yansıtması anlamında çok etkileyici bir kitaptı. Kitabı bitirdikten sonra uzun bir süre daha Ülker Abla’nın hikâyesine dertlendim. Aslında asıl üzüldüğüm toplumda binlerce Ülker Abla olmasıydı.Umarım zamanla bazı sorunlar çözüme kavuşur ve kadınlar daha da değer kazanır.Kitabı çokça tavsiye eder,herkese keyifli okumalar dilerim..
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,418 okunma
Yaşamak
9/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 09:20
Yaşamak, Çinli yazar Yu Hua tarafından 1993 yılında kaleme alınmıştır ve 1994 yılında da sinemaya uyarlanmış ve Cannes Film Festivali Büyük Ödülü’nü kazanmıştır. Baş karakter Xu Fugui’nin gençlik yıllarından yaşlılığına kadar uzanan hayatındaki trajik değişimleri dönemin siyasi hayatını da eleştirerek ele alır. Fugui gençlik yıllarında babasının parası har vurup harman savurur ve kumarda bir çok şeyini kaybeder. Hatta eşi Jiazhen’i babası baba evine götür ve oğlu Youqing’i orada doğurur uzun zaman sonra eve geri geldiklerinde oğlu babasından korkar ve ona alışması da uzun zaman sürer. O kadar fakir hâle gelirler ki sağır ve dilsiz kızı Fengxia 13 yaşına geldiğinde sırf karnı doysun diye şehirli bir aileye evlatlık verilir ama kızları bir gece eve geldiğinde geri götürür ama babası gözlerine baktığında açlıktan ölse bile kızını geri vermeye razı olmaz ve köyün yolunu tutarlar. Artık toprakları olmayan aile ekmek biçmek için arazi kiralar ama sürekli çalışmaları gerekir. Youqing de elinden geleni yapar ve ona da kuzuları besleme görevi verilir. Hatta okulu bırakıp ailesine destek olmak ister ama babası devam etmesini ister ki onu korkutmak için poposuna vurmakla korkutur ama evin oğlu inatçıdır; artık babası sinirden bir tane vurur ama oğlu acımadı der bunun üstüne defalarca vurur tam da o sırada okurken dur be adam el kadar çocuk dersiniz ve işte o an babasına okula gideceğini söyler ve artık babasıyla eskisi kadar konuşmaz. Hatta ertesi gün baba oturamıyorum der çünkü mosmor olmuştur yine içimiz cız eder. Okuldan kuzuları beslemek için koşarak gelirken yine bizim canımız acır çünkü yazar o kadar empati kurdurarak anlatmış ki çevirinin de başarılı olması neticesinde sanki siz de yaşıyorsunuz. Çin Komünist Devrimi olduğunda artık kuzular, evdeki kap kacak alınır ve her
Edebiyat
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
Reklam
Ada hikayesi...
Puan vermedi
Yaşar Kemal okumak tarihe yapılan bir yolculuk, bir adada sahile vuran dalganın taşların üzerinde bıraktığı tuza dokunmak.. Bazı kitapların sizi bulması yıllar alır. Bir ada hikayesi serisi de beni kendimi terk edilmiş bir ada gibi hissettiğim bir zamanda çıkageldi. Yani tam zamanında. Mübadele döneminde yaşanan bir göç hikayesi yani destanı. Evlerinden barklarından sürgün edilen insanların "neresi sıla bize neresi gurbet" dizesi o dönemden mirası. Poyraz Musa ve toprağını terk etmeyen Vassiliki'nin ortak kaderine şahit olmak isteyenler tadına doyulmaz bir anlatımla sizi başbaşa bırakıyorum. Not:Kardeş Türküler'in Doğu albümünde Seslendiren "yezidiler" adlı metnin kitaptan bir bölüm olduğunu bugün öğrendim ve gösterilen saygı duruşunun karşısında soluğum kesildi. Kitaptan bana kalanlar.. Benim bildiğim ki insanoğlu sürgün, muhacir bir yaratıktır. Bir kuşlar böyle muhacirdirler bir bu gariban insanlar.. Süngü savaşına girmiş bir kişi bundan dolayı ölünceye kadar mutlu olamaz kendine gelemez yaralı kalır. Bir insan bir insanın yüzüne baka baka onu kolay öldüremez. Bir insanın bir insanı öldürmesi kendisini öldürmesinden de zordur. Baharda en çok denizler bahar kokar. İnsanı insan eden ne kadar içimizdeki sevgi ise de tanrı bunu böyle söylemişse de ondan daha çoğu da acımadı. İnsanı insan yapan da sevgiyi sevgi yapan da acımadır.. Biz aynı ateşin küllerinden doğduk. Biz dedi biz niçin uğunan bir hızla koşuyoruz, bu kadar öldürücü, aşağılayıcı, bu kadar utandırıcı korkulara dayanarak da üstelik. Biz nereye niçin gidiyoruz? Üzülme dedi Biz insanoğluyuz doğumdan ölüme kadar başımızdan geçmeyen kalmaz. Yalnız şunu bil ki kardeş İnsanoğlu her gün anasından terütaze doğmuş gibi bir kez daha doğar, her gün doğan günle birlikte. Yeter ki her sabah günle birlikte doğmayı
Fırat Suyu Kan Akıyor BaksanaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20208,2bin okunma
9/10
·872 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
FitzChivalry sonunu gördü, yılmadı tekrar canlandı ama düşmanları ve mücadeleleri hiç bitmedi.Kurdu Gecegözleri ile bir oldu.İzanı kadar irfanını da kullanmakta ustalaştı artık.Şimdi tek yapması gereken Altı Dükalık’ı Regal’in ve Kızıl Gemiler’in işgalinden kurtarmak.Verity sürekli onu çağırıyor irfan aracılığıyla, Fitz’in bu çağrıya cevap vermesi gecikmiyor ve yollara düşüyor. O yolda ozan Starling ve Kettle ile tanışıyor, bu iki kadında ona katılıyorlar yolculuğunda ve mücadelesinde çünkü ikisinin de belli amaçları var.Soytarı ile tekrar karşılaşıyor.O artık bir Ak Kahin, Fitz ise bir Katalizör olduğunu kabul ediyor artık.Kettricken da biricik aşkına kavuşmak için Fitz’e katılıyor ama bazı şeyler aynı kalmıyor. Molly, Burrich, Patience, Chade hep özlediği insanlar ama onlardan uzak durmalı çünkü kimse kaderden kaçamaz, özellikle de FitzChivalry. Verity ile Elderling, yani ejderhaları uyandırmak zorundalar çünkü Altı Dükalık için tek kurtuluş yolu bu.Regal’den kurtulmanın yolu ise çok daha zorlu. Vee bitti.Ah be FitzChivalry ne acılar, ne gözyaşları, ne kan, ne ter, ne ihanetler, ne yalanlar, ne acı gerçekler, ne mücadeleler ve daha neler neler yaşadın da yılmadın.Yine çok güzel bir kitaptı ama sonu bir tık üzdü çünkü daha başka bir son olur en azından Fitz için diye düşünüyordum, yani belki sonunda mutluluğuna kavuşurdu diyordum ama yazar acımadı sapladı ihanetleri kalbimize.Olsun, FitzChivalry şimdi barakasında, üvey oğlu ve kurduyla sonsuz denizlere gözlerini dikmiş irfanıyla arayışlarda şimdi ya da kaliteli parşömenlere yaşadıklarını yazıyor masa başında.Özleneceksin Fitz’cik.
Suikastçının ArayışıRobin Hobb · Alfa Yayınları · 2021156 okunma
9/10
·496 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 00:00
Pacat yine acımadı, zehrini saldı gitti. O son neydi öyle, yolunmuş ve yakılmış halde bıraktı? Will için üzgünüm. Bitmeyen bu kimsesizlik. Kitap yormadan okuttu kendini. Bazı olayların çok öngörülebilir olması ve replik okuyor hissi yüzünden tam puan veremedim. Yine de duyguların aktarılışı, karakter gelişimi ve devamlı hareketlilik hali güzeldi. Nefes aldırmadan ilerliyor. Başka karakterlerin bakış açısına geçiş yaptığımızda rahatsız etmeden aktı çünkü tahammül edilmeyecek karakterler yoktu. Violet mesela, çiçeğim, seviyorum kendisini, pamuk gibi bir aslan. Will ile olan dostluğu kalbe yakın hissettiriyor, hayatınızda olmasını dileyeceğiniz türde bir arkadaşlık. Elizabeth çabasız komik, 10 yaşında biri için fazla akıllı bir bücür ve neden sürekli kaşlarıyla ön planda bilmiyorum. Tamam, kaşları çok kalın ve saçları mat ama..porselen bebek güzelliğine sahip ablasıyla biraz bile benzememesi garip değil mi? Visander, Cyprian ve Philip hep sevilesi karakterler. Kuralcı ve taş kafalılar ama komikler. Kötü karakterlere gelirsek, arka planda kalıyorlar çünkü kararlarımızla boğuluyoruz. Kötü hissettiren daha çok Dünya, içinde yaşayanların hırsları, konuşulmadan kalanlar, inançlar ve adaletsizliğin her yere sızmış hali. Herkesin istediği veya nefret ettiği, ağızdan düşmeyen karanlık kral Sarcean bile kötü gelmiyor. Aslında onu Will gibi sevdim; umutsuz bir aşık, güce boğulmuş, yalnız, ihanete uğramış, kullanılmış, içi boşaltılmış, zeki ve karanlığında sıkışmış bir adam olarak gördüm. Bilmiyorum, devam kitabı umarım gelirse nasıl biri olduğunu daha iyi anlamak isterim. Anharion ve onun arasında olanları çok merak ediyorum. James ise insana bütün mal varlığını geride bıraktıran, çekici, sivri dilli, yaramaz, aptal ve yaşına uygun çelişkilere sahip bir güzellik abidesi. Will...
Dark HeirC. S. Pacat · Quill Tree Books · 20235 okunma
10/10
·620 syf.··
2026 1. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 22:32
Kitabı bitirdiğinizde hayata karşı kendinizi kırılmış hissedeceksiniz. Çünkü hayat, dalından koparılan hiç kimseye, hiçbir şeye acımadığı gibi Oblomov’a da acımadı. Onun neden bu hale geldiğini soranlara verilen o tek kelimelik cevap ise aslında romanın en ağır yükü: Oblomovluk. -Bahsettiği kim? -Oblomov, sana ondan çok bahsetmiştim. -Evet, hatırladım; senin bir dostun. Ne oldu? -Öldü, hayatı yok yere harcandı… -Niçin? Ne yüzden? -Ne yüzden mi?… Oblomovluk!
Alıntı
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Reklam
Reklam