Ey İmran oğlu Musa! Sana az bir ilim verildiği görüşünde değilsin ama çabuk davranmak, insana zorluk getirir. Ey İmran oğlu Musa! Açmasını bilmediğin kapıyı kapama; kapamasını bilmediğin kapıyı da açma. Ey İmran oğlu Musa! Dünyaya sonsuz rağbeti olan, halini kötü götüren, hükmünde ve takdirinde Allah'ı suçlayan kimse nasıl zahit olur? Hevesine mağlup olan kimse, şehvetlerden kurtulabilir mi? Cehaletin kuşatması altında kalan kimseye, ilim talep etmenin faydası olur mu? Elbette olmaz. Çünkü bunlar ahiret için çalıştıklarını iddia ettiği halde dünyaya yönelmektedirler.
Dolayısıyla zor olan shenpa ortaya çıktığında bize uyguladığı duygusal çekiştirmenin farkına varmak ve bir hikaye yazmaksızın onunla 1.5 dakika geçirebilmektir. İşte sınavınız budur. Maskeleri indirme, kendimizi bırakma, zihni ve kalbi açma süreci budur.
Ölümün panzehiri bizzat hayattır, hayat fiziksel doğum anlamına geldiği gibi aynı zamanda içsel doğum anlamını da taşır; yeniden canlandırmak, şeyleri yaratmak, onları yeniden yeniden yaratmaktır. Bunun anlamı, hayatı hem kaderin pis sırıtışından hem de hükümlerin bürokrasisinden kurtararak insan yüreğinin olağanüstü bütünlüğüne emanet etmektir. Bu bütünlükte sabır, merhamet, kulak verme, kucak açma ve ıstırap -ama aynı zamanda bunu dindirme yeteneği ve aşk vardır.Aşk. En fazla gözden ırak tutulan sözcük bu değil midir? Konuşmalarımızın, düşüncelerimizin ölüseverliği bize bunu unutturdu. Her türlü katılığın düşmanı, hayata duyulan aşktır ve aşk bizi bekleyen karanlık uçurumun önünde elimizde ürkekçe tutabileceğimiz tek ışıktır.