Derdimizi neyi etkileyebileceğimize yoğunlaştırmak için, şunu soruyorum kendime: Neye muktedirim, neler iktidarım dışındadır? Kimileri, herhangi bir şeye muktedir olduklarından şüphe ederler, şu hayatta her şeyi başkalarının belirlediğini düşünürler. Böyle mi değil mi, hiçbir şüpheye yer bırakmadan anlayabilmemiz için, mutlak olarak her şeyin iç yüzünü görebilmemiz gerekir. Ama hiçbir insan böyle bir idrake sahip değildir. İşlemi şöyle sadeleştirebiliriz: Bazı şeylere muktedir olduğumu varsaymak isterim, ki böylece kendimi hayat boyu acz içinde hissetmeyeyim.Tabii ki bu irademin özgür bir irade olduğundan şüphe edebiliriz, çünkü o da sayısız etkiye tâbidir, nörobiyologlar bile onu araştırırken az zorlukla karşılaşmıyorlar. Bu açıklık kazandırma işlemini bir defa daha sadeleştirebiliriz: Koşullu olarak özgür bir iradeye sahip olduğum illüzyonumu saklı tutabilirim. Yalnızca zayıf bir iradem olsaydı, her şey çok daha zor olurdu. Değiştiremediğim ölçüde, onunla yaşamam gerekirdi. O zaman,kendiyle yeterince dost olan, böylece benim bu durumumu kendi çıkarları için istismar etmeyecek insanlarla karşılaşmayı umabilirdim ancak.
Kur'andan istifade ettiğim "Acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür" tarîkıdır.
Reklam
Düşmana merhamet acz ve zaaftır.
Sayfa 94
Pekiyi, saltanat-ı ilâhiyyede aklın aman diyerek acz içinde kıvrandığı bu düğümler çözülmeyecek midir? Hay hay, çözülecek. Her şey meydana çıkacak. İnsan da bu hakikati görüp başını secdeden secdeye vuracak! Evet, numara kâğıtlarının resmen okunacağı bir gün vardır. Bütün içlerin, dışına vuracağı bir zaman vardır.. Hiç bir kuvvet, hiç bir yardımcı bulunamadığı bir anda, bütün serâir-i saltanat-ı ilâhînin meydana çıkacağı bir dîvan vardır. Zâlimin eyvâh, mazlûmun oh diyeceği bir mekân vardır. Çünkü öyle bir gün kabûl etmezsek o vakit Allah'ın adl ü mağfiret sıfatlarını kabûl etmemiş ve noksan sıfatlı Allah tanımış oluruz ki, o zaman Allah, Allah olmaz!
Sayfa 456 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor
"Şekavet-i ebediyeden kurtulmak gibi nev'-i insanın en dehşetli mes'elesi ve ubudiyet ve acz-i beşerînin en lüzumlu neticesi bulunması cihetiyle binler defa tekrar edilse yine azdır."
Değil mi ki acz içine düşmüş bütün ruhlar; İyiyi, güzeli, soyluyu, safı unutmuşlar Onuru, doğruyu, adaleti ve görkemi, Utanç içinde altına saklanmışlar yerin, Unutmuşlar öfkeli gözlerini tarihin Unutmuşlar mezarlarda yatan ölüleri;
Sayfa 61
Şiir
Reklam
Reklam