Bazen insanı hayatta tutan şey aşk değil, merhamettir.”
Merhabalar canlarım
Ben geldim ve bugün sizlere, daha önce askeri kurguda kalemiyle tanıştığım ve severek okuduğum bir yazarın, bu kez bambaşka bir kurgusuyla geldim
Meryem Soylu’dan Asya ile sizlerleyim
Asya, üniversite yıllarında tam bir yıl boyunca peşinden koştuğu adamla sevgili olur. Ancak ne yazık ki bu adam tarafından kandırılır ve birlikte olurlar. Bu birlikteliğin ardından Asya hamile kalır
Daha bu durumu bebeğinin babasına söyleyemeden, adam Asya’dan ayrılmak ister… (İşte burada içimden bir şeyler koptu )
Asya’nın ailesi, bir bayılma sonrası bu hamileliği öğrenir. Öğrendikleri an ise Asya için adeta kıyametin başlangıcı olur. Babası ve abisi tarafından hem ağır hakaretlere hem de şiddete maruz kalır
Hatta babası, abisinden Asya’yı öldürmesini ister… (Okurken nefesimi tuttum, elim ayağım titredi)
Bunun üzerine tren garına giderler. Tam abisi Asya’yı vuracakken, biri ortaya çıkar…
O kişi; semtte, mahallede herkesin parmakla gösterdiği, sözüne güvenilen, mertliğiyle bilinen Ömer Asaf’tan başkası değildir
Ömer Asaf, o gün doktordan aldığı bir haberle yıkılmıştır ve nereye gittiğini bilmeden ayakları onu tren garına sürükler. Orada gördüğü manzara karşısında şok olur:
Rayların üzerinde, ağzı yüzü kan içinde, eli karnında bir kadın…
Babası ve abisinin niyetini anlayan Ömer Asaf, hem Asya’yı hem de karnındaki bebeği kurtarmak için büyük bir cesaretle ortaya çıkar.
Asya’nın babası ve abisine, kızı isteyeceğini ve onunla evleneceğini söyler
(İşte o an “adamlık” budur dedim )
Asya ise bu evliliği hiç istemez. Çünkü sevdiği adam, çocuğu olduğunu öğrenirse ona geri döneceğini düşünüyordur… (Ah be Asya, keşke kendine biraz daha kıyamasaydın )
Bu sırada Ömer Asaf, ailesine doğru düzgün