Puan vermedi·59 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 08:08
Bazı kitaplar bittiğinde aklınızda karakterler kalır, bazılarıysa bir duygu bırakır. Sahaf Mendel ’i kapattığımda aklımda kalan duygu, yavaş yavaş kaybolan şeylere duyulan hüzün oldu. Kitapta yer alan üç anlatı ilk bakışta birbirinden farklı görünse de aynı damardan besleniyor. Stefan Zweig kimi zaman kitapların arasında yaşamayı seçmiş bir sahafı, kimi zaman bir koleksiyon tutkunu üzerinden kaybolan bir dünyayı, kimi zaman da iyiliğin ve güvenin hâlâ mümkün olabileceğini anlatıyor. Fakat hepsinin arkasında aynı soru varmış gibi hissettim: Zaman insanlardan, değerlerden ve hatıralardan geriye ne bırakır? Önsözde de belirtildiği gibi ilk iki metin novella, son metin ise kısa hikâye. Novellanın en önemli özelliklerinden birinin sıradan görünen hayatların içindeki sıra dışı kırılma anlarını anlatmak olduğu söyleniyor. Zweig da tam bunu yapıyor. Kahramanlarını büyük olayların değil, hayatlarını sessizce değiştiren dönüm noktalarının içine yerleştiriyor. Sahaf Mendel’de beni en çok etkileyen şey, kitaplara adanmış bir hayatın hem hayranlık uyandıran hem de ürkütücü tarafları oldu. “Bir defasında kor halindeki bir parça kömür sobadan düşmüş, kendisinden iki adım öte de ahşap parke yanmaya, dumanlar çıkmaya başlamıştı, ancak konuklardan biri dayanılmaz kokuyu duyunca tehlikeyi fark etmiş ve çarçabuk ateşi söndürmüştü: Fakat o, yani Jakob Mendel iki adım ötesinde, dumanı kendisini de saran ufak yangını fark etmemişti bile.” Bu satırlar yalnızca Mendel’i değil, insanın kendini bütünüyle adayabileceği tutkuların gücünü de anlatıyor. Kitabın genelinde hafıza önemli bir yer tutuyor. Özellikle şu bölüm uzun süre aklımda kaldı: __“Hani insan bir başarısızlık sonucunda zihinsel güçlerinin yetersizliğinin ve eksikliğinin farkına vardığında kendi kendine öfkelenir ya, işte ben de öyle
İnceleme
Sahaf MendelStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412,8bin okunma
8/10
·223 syf.··
2026 77. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:54
Kitapta sekiz adet hikaye mevcut. Hepsi de çocuklarla ilgili. Sokak çocuklarına adanmış öyküler. Hepsinin hikayesi birbirinden duygusal. Hikayeler sanki daha dün yazılmış gibi güncel, dili ve anlatımı çok akıcı ve duygu yoğunluğu çok yoğun.
Edebiyat
Allahın AskerleriYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20171,651 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Babamdan kalan cüsseli poşetler odası
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Herkese merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Babam dan kalan ‘Cüsseli Poşetler Odası’ isimli şiir kitabından bahsetmek istiyorum. Bu kitap, Umut Köksal’a ait ve her bir sayfasında derin bir duygusal dünyaya davet ediyor bizi. İçinde, babamla olan ilişkime, zamanla kurduğum bağlara, kimliğimi arayışa adanmış ayrı ayrı hikayeler var. Ateşten sıçrayan bir kömür gibi, babamın kalın parmakları gibi, her mısra bize kendi geçmişimizi hatırlatıyor. Bu şiirler, hem kişisel bir yolculuğa hem de evrensel bir zamana ayna tutuyor. Eğer siz de kendi hikayelerinizi bulmak istiyorsanız, bu kitaba mutlaka göz atın.
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 20267 okunma
Puan vermedi·90 syf.··
2026 430. kitabı
Kağıt Ev (Casa de papel), Arjantinli yazar Carlos María Domínguez’in kaleme aldığı, kitaplara, kütüphanelere ve okuma tutkusuna adanmış, büyüleyici ve sarsıcı bir uzun öyküdür. İlk kez 2004 yılında yayımlanan bu kısa ama derinlikli eser, edebiyat dünyasında kült bir başyapıt olarak kabul edilir. Hikaye, Cambridge Üniversitesi'nde İspanyol edebiyatı profesörü olan Bluma Lennon’ın, sokakta yürürken elindeki Emily Dickinson şiir kitabını okuduğu sırada bir arabanın çarpması sonucu trajik ölümüyle başlar. Onun yerine göreve gelen meslektaşı ve eski sevgilisi olan anlatıcı, bir gün Bluma adına gelen gizemli bir kargo teslim alır. Kargonun içinden, üzeri çimento kalıntılarıyla kaplı, sıra dışı bir Joseph Conrad kitabı çıkar. Bu gizemli kitabın izini süren anlatıcı, kendisini Uruguay’ın başkenti Montevideo’ya ve oradan da okyanus kıyısındaki ıssız bir kasabaya götüren bir araştırma içinde bulur. Bu arayışın sonunda, kitaplara olan tutkusu zamanla akılalmaz bir saplantıya dönüşen Carlos Brauer adında gizemli bir koleksiyoncu ve onun kitaplardan inşa ettiği gerçek bir kağıt ev ile karşılaşır. Carlos María Domínguez, bu kompakt ve şiirsel anlatısında kitapların insan hayatını nasıl zenginleştirebileceğini, ancak doğru sınır çizilmediğinde o hayatı nasıl ele geçirip yok edebileceğini muazzam bir dille anlatır. Eser, kütüphanelerin birer hafıza mekanı olduğunu vurgularken, mülkiyet ve biriktirme arzusunun insan ruhundaki yıkıcı etkilerini de felsefi bir derinlikle sorgular. Kağıt Ev; her kitapseverin kendi okuma tutkusunu, kütüphanesiyle kurduğu bağı ve edebiyatın gücünü derinden sorgulamasını sağlayacak, bir oturuşta okunacak ama akıldan asla çıkmayacak kadar büyüleyici bir edebi mücevherdir.
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma
Yolun Sonundaki Kadınlar
9/10
·448 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:15
Merhabalar bugün sizlere polisiye içerikli bir kitapla geldim. Kadın cinayetlerini ve adalet arayışını psikolojik polisiye ve gerilim türünde ele alan etkileyici bir romandır. Kitap, gerçeklik ile bilinçdışının birbirine karıştığı karanlık ve sarsıcı bir atmosfer sunuyor. Kitap cinayet Büro'da görevli bir komiserin gözünden anlatılır. Hikaye, kadın cinayetlerini çözmeye ve bu suçların asıl faillerini cezalandırmaya adanmış bir komiserin hayatını konu ediniyor. Yaşlı bir adamdan aldığı gizemli bir teklif sonrasında komiserin dünyası ve olayların seyri tamamen değişiyor. Roman; travmaları, insan psikolojisini ve "yolun sonundaki kadınlar" olarak adlandırılan kurbanların yaşadıklarını çarpıcı bir gerçeklikle gözler önüne seriyor. Karakterler her hissettikleri duyguya veya ana bir "başlık" koyarak hikayede ilerler. Kitap, klasik polisiye kurgularından farklı bir yapıya sahiptir. Okuru bir "Möbius şeridi" (döngü) içine sokar; hikayenin sonuna geldiğinizde aslında kitabın en başına dönmüş oluyorsunuz. Ben hikayenin anlatıcısı olan dedektifin bu kadar profesyonel olmasına rağmen acemice hareketler sergileyip çok amatörce davranmasına çok sinir oldum. Kitabın akışı çok güzel ve gayet rahat bir okuma sağlanıyor. Betimleme ve tasvirleri hayranlıkla okudum. Kitabı ilk elime aldığımda 448 sayfa olması gözümü korkutsa da okumaya başladığım da bu durumun saçma olduğunu anladım. Çünkü puntoları da gayet iyiydi ve güzel bir konuyu ele almış yazar. Kadınlara yönelik kitapları zaten ben çok seviyorum. Kitabın bölüm başlarında tabloluk çizimler yer alıyordu resmen bir sanat eseriydi benim için. Ayrıca şiir gibi yazılara da yer verilmişti. Anlatıcı her bir ölen kadının yerine koyuyor kendini ve öyle tespitler yapıyor ki hem şaşırıyor hem de hayranlıkla okuyorsunuz. Takip ettiği Deniz
Yolun Sonundaki KadınlarDersim Özel · Alakarga Sanat Yayınları · 202645 okunma
Puan vermedi·339 syf.··
2026 249. kitabı
Cemil Meriç, Türk düşünce tarihinin en sarsıcı, en ödünsüz ve entelektüel boyutu en yüksek anıt kitaplarından biri olan bu eserinde; kendi ifadesiyle "fildişi kuleden yabancıların dünyasına fırlatılmış bir Manifesto" sunuyor. *Bu Ülke*, sadece bir sosyoloji ya da felsefe kitabı değil; Doğu ile Batı arasında sıkışmış, kendi köklerine yabancılaşmış, entelektüel krizler yaşayan Türk aydınının trajik bir anatomisidir. Meriç, o muazzam üslubu, keskin zekası ve kelimeleri birer kılıç gibi kullandığı lirik diliyle; sağ-sol, ilericilik-gericilik gibi yapay kutuplaşmaların arkasındaki sığlığı deşifre ediyor. Ona göre izmler, idraklerimize giydirilmiş deli gömlekleridir. Kitap boyunca tarihten edebiyata, oryantalizmden jön türklere, kültürden uygarlık kavramına kadar uzanan geniş bir yelpazede, ülkenin entelektüel hafızasını amansız bir sorgulamaya tabi tutuyor. Geçirdiği talihsiz kaza sonucu gözlerini kaybettikten sonra iç dünyasının dehlizlerinde ve kütüphanelerin derinliklerinde kurduğu o devasa düşünce evrenini okura açıyor. *Bu Ülke*; sömürgeciliğin entelektüel boyutu olan "kültür sömürgeciliğine" karşı çekilmiş en sert bayraktır. Okuru sloganların konforundan düşünmenin çetin coğrafyasına davet eden, bu toprakların ruhunu aramaya adanmış, her satırı bir aforizma gücünde olan zamansız bir tefekkür ve entelektüel namus başyapıtıdır.
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,4bin okunma