"... O da iblisi görmeden tanrıya iman edenlerden..."
"... İblisi görmeden tanrıya iman edenler, hasbelkader içine doğdukları bahçenin meyve yüklü dallarını kıran, çiçek tarhlarını tarumar eden yıkım rüzgârlarının nereden estiğini merak edip de, bir kez olsun burunlarını dışarı çıkarmadıkları halde, şu yeryüzünde en yaşanılası yerde yaşadıklarına inananlardı. Oturdukları evin kaç odası, kaç kapısı olduğunu merak etmeyen, gece gündüz duydukları tıkırtılara rağmen aşağı inip de kilerlerinin zeminindeki kilitli kapağı açmaya lüzum görmeyenlerdi. Bildikleri doğrulardan ötürü kendilerini doğru bilenler..."
...Artık benim için eskisinden beter bir hayat başlayacak. Gene makine gibi akşam üzerleri alışveriş edeceğim. Kim ve ne olduklarını merak etmediğim insanlarla görüşüp onların sözlerini dinleyeceğim. Hayatımın başka türlü olmasına imkân var mıydı? Zannetmem. Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana, dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysem kabahat senin değil...
Bana hakikaten yaşamak imkanını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim. Böyle birkaç ay, birkaç ömür kıymetinde değil midir?...