Puan vermedi·64 syf.··
2026 22. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 00:00
Öyküler hayatın içinden pencereler gibi küçük bir kesitle derin izler bırakan ve çok kelimeyle çok şey anlatan. Kısacık ama her öykü sonrası kitabı kenara bırakıp düşünmeye zorlayan, ben ne yapardım dedirten, derin bir soluk aldıran dokunuşu vardı. Her biri derin ve anlamlı, yanlızlığıyla boğuşan kadının en sonunda en güvenli limana sığınması da var, herşeyine sabrettiği eşinin aldatmasını inci bir küpe ile anlayanı da, iş bahanesiyle başka hayat kuranıda, ölünce miras için doluşan sahte kalabalığıda ama hepsinin ardında yalnız bırakılmış bir kadın, yarım kalmış umutlar vardı. Özellikle Meryem'in hikayesi iftira ile hayattan koparılan Meryem ve onunla son gecesinde uyurken izleyen babasının öyküsü sarsıcıydı. 9 farklı öykünün ortak noktası kadın ve onların gitmek ya da kalmak arasındaki ince çizgide yaşadıkları. Kadın olmanın aslında; dünyayı sırtlanıp, herşeyi çözüp, kendini feda ederek olduğunu, birde çocukların varsa onlar için herşeyi yapabileceğin duygusuyla yetiştirilip kendini en sona atan bir doğası var. Bu öğretilerle yetişen neslin kendini adayış öyküleri kitapta ki. Sevgili Sibel çok derin ve etkileyici yazmış kalemine yüreğine sağlık nice güzel kitaplarda buluşuruz inşallah. Kalemin daimi olsun. İlkbaharın habercisi cemre düşmüş, soğuk hava yerini ılık bir akşama bırakmıştı ancak benim gönlüme karlar yapıyordu... Cephesi belli olmayan, zaman zaman yaylım ateşine tutulduğum savaş meydanında yalnız bırakıldım. Memento Mori (Ölümü hatırla, ölümsüz değilsin...)
Yokuştaki EvSibel Dülger · Portal Kitap Yayınları · 202640 okunma
Tam bir uğultulu tepeler hikayesi…
8/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 23:03
Öncelikle belirtmek isterim ki bronte kardeşleri çok severim, Jane Eyre ‘ın da yeri bende ayrıdır, ee malum muallime bir kızımız kendileri.. Bu kitap için de kitapsever arkadaşlar ikiye ayrılmış durumda idiler, aşırı sevenler ve aşırı yeren hatta okuyamayacak kadar sevemeyenler.. Ben akışı ve anlatımı çok sevdim, dizi/film izler gibi okudum kitabı. Akmayan bir kitap değil kesinlikle. Bence okuyamayanların okuyamama sebebi aşırı karanlık/kötü bir hikaye olması olabilir. Zira kitabın başından sonuna her olan olayı “yok daha neler” diyerek okuyorsunuz, aklınız havsalanız almıyor. Ama deli gibi de merak ediyorsunuz, ne olacak diye. İsimler biraz karışık, çocuk isimleri büyük isimleri ile hep aynı. Zaman zaman aynı soyadlar karışıyor, kim kimdi çıkarmak güç olabiliyor, hatta bir ara Yüzyıllık Yalnızlık mı okuyorum acaba ben dedim :) Zaten sanırım yakın zamanda filmi de vizyona girecekmiş, onu da izleriz gibi ;) Uğultulu Tepeler hikayesi Jane Eyre ‘ın tam aksi bir kitap. Ondaki naiflik ve kendini adayış burada kötülük ve yok ediş olarak karşımıza çıkıyor. Ama totalde aşk var. Aşkın karanlık yüzü var. Felsefik ve psikolojik yönden ele alacak arkadaşlar olaylara elbette daha derinden yaklaşacaktır, ben kendi ilmimin yettiğince yorumluyorum elbette. Bu kadar kötülüğe rağmen ben yine de sevdim. Kitapların önemini vurgulaması ve onlara değer verilmesi bile sevmem için yeterdi esasen. Bence okunması gereken bir kült eser, farklı bir perspektif sunuyor bizlere. Keyifli okumalar dilerim ;)
1000Kitap
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·130 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Kitabı yıllar önce de okumuştum Şimdi de okudum -benim için daha anlamlı artık bu kıssa- Kitap kurandaki Meryem Kıssasın kuran ışığında tarihiyle yansımasını bize sunmuş Meryem roma ataerkil dönemde kadın biri olarak Rabbi tarafından seçilmiştir Ve üstün kılınmıştır Kadın başına bir de Kuran böylesine bir perspektif ile bize kadının değerini bir kEz daha bize hatırlatmıştır Ben kitabı genel olarak sevdim Fakat kitabın sonunda yazarın saçmaladığını düşündüm şöyle ki,, Kitap boyunca meryem üzerinden ataerkil sistemi eleştirip, Kitabın sonunda 1. Kadının değerinin anne olarak ele alması 2. Kadının yalnızca eşine ve çocuklarına hizmet eden bir varlık olarak tanımlaması Bu iki mesele beni rahatsız etti Şöyle ki anne olamayan kadınlar var bunlar eksik kadın mı yani? Hayır bir kadın ya da erkeğin değeri erdemli /takvalı davranması ölçüsünde kıymetlidir anne ya da baba olmak çok sonraki alınan sıfatlardır İkinci mesele kadının bu dünyadaki gayesi benim kendi fikrim ve inancım açısından kulluk olarak düşünüyorum. Asıl gaye ve başarı bu doğrultuda olmalı.. Bu yüzden yazarın bu iki görüşü beni rahatsız etti Bunu belirtmek istedim Onun dışında kitap iyiydi
Adayış RisalesiMustafa İslamoğlu · Düşün · 2021477 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2025 13. kitabı
Merhaba arkadaşlar Bugün sizlere Macar edebiyatında önemli bir yere sahip olan bir eserden bahsedeceğim. Tarla Kuşu; Bir anne ve babanın kızlarının yokluğunda hayatlarının nasıl bir etki altına girdiğinden bahsediyor. Pacsitra, taşrada yaşayan dayısının davetinin üzerine anne ve babasının kararı ile bir haftalığına küçük bir seyahate çıkar. Evin bütün yükü yaşı geçmiş, biraz şisman biraz da çirkin olan evde kalmış kızlarının üzerinde olunca, hem biraz dinlensin hemde tatil yapsın diye gitmesini isterler. Dış görünüşünden dolayı özgüven düşüklüğü yaşayan kızımız kendisi gibi ailesinide eve mahkum etmiş ve dış dünyadan kendilerini soyutlamıslardır. Yaşlı çift kızlarının ardından büyük bir boşluğa düşer gönderdikleri için pişmanlık duymaya başlar. Yemekleri yapacak kimse olmayınca yaşlı çift öğle yemeği için lokantaya gitmeye başlar bu gidişler artıkça sosyal aktiviteleri artar.Sosyalleşmeye başlayan anne baba tiyatroya gider yeni arkadaşlar edinir ve bunun üzerine suçluluk duygusuna kapılır. Kızları dönünce ise bu küçük kaçamaklar devam ederken, herşeyi saklama ihtiyaçı duyarlar. Macar edebiyatının önemli bir eseri olan #tarlakusu farklı bir bakış açısı kazandırdi bana. Aslında bakarsanız ebeveynler olarak evlatlarımızın herzaman yanında olmalıyız evet ama neden hayatımızı onlara adıyoruz ? Bu adayış anne baba olmanın yanı sıra hayat arkadaşı olduğumuzu unuttuyor bize. Onlar gidince tıpkı bu yaşlı çift gibi sudan çıkmış balığa döneceğiz. Benim çıkarımım bu oldu ama sizler de okuyunca fark edeceksiniz ki anlatılmak istenen biraz daha farklı bir konu. Hep bir olay olacak heyecanı ile okudum fakat baya durgun ilerliyor eser. Benim için farklı bir deneyim oldu, ilk defa Macar edebiyatından okuma yaptım Sevgili arkadaşım @ ın tavsiyesi ile okuduğum bu eseri sizlere de
Edebiyat
TarlakuşuDezso Kősztolányi · Telemak Kitap · 2025401 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2024 78. kitabı
“-Celile, senden korkuyorum. -Ben zararsız kadınım Muhsin; sen aşktan kork!..” Herkese merhaba Bugün, #heraybirsuatderviş okuyorum temasının Eylül ayı kitabı Çılgın Gibi ile geldim. Celile, annesini kendi doğumu esnasında kaybedince anneannesi ile yalıda büyümüş; anneannesi vefat edince amcası ona sahip çıkmıştır. Amcasının arkadaşı olan memur Ahmet ile 15 yıllık bir evliliği vardır. Ahmet, İkinci Dünya Savaşı döneminde; vurgunculuğun,karaborsanın,nüfuz ticaretinin varlığı ve karısını sefa içinde yaşatmak, zengin olmak arzusuyla güçlü bir iş adamı olan Muhsin ile yakınlık kurar. Bu görüşmeler neticesinde yaşanan Celile-Muhsin aşkı kitabın ana konusudur. Ahmet’in karısını göz göre göre ihmal edişi ve paraya tapması, Celile’in yasak aşkın peşinden sorgusuz gidişi, Muhsin’in sanki sonuna kadar arkasında olacakmışçasına Celile’yi çağırması… Kahramanların her birinden ayrı ayrı nefret ettim. Hikaye tam tersi vaziyette olsaydı, Celile zengin Muhsin’in karısı olsaydı da orta halli Ahmet’e aşık olup kocasını terk eder miydi? ; etseydi buna çılgın gibi bir aşk diyebilir miydik? Bunun adı ancak sefalet hatta cinayet olabilirdi. Halbuki aşk, saf bir kendini adayış hali değil mi? Kitabın akıcılığı, Suat Derviş kaleminden çıkması, objektif karakter analizlerine rağmen ben konuyu sevemedim; günümüz her işini kendi halleden kadınlarının da çok etkileneceğini, çılgın gibi bir aşkmış diyeceklerini pek sanmıyorum. Keyifli okumalar
Çılgın GibiSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021640 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2024 211. kitabı
Kitabı üniversitede okudum tarzını çok beğendim. Hz. Meryem'i onun adanışını bir çiçeğe benzetiyor ve Hz. Zekeriyya 'yı da bahçıvana . Çok hoşuma gitti o çiçeğin yetiştirilişi o zaman demiştim kızım olursa adı Azra Meryem olacak diye Meryem hayranı olmuştum. İmran'ın kızı Azra Meryem sen ne güzel bir insansın ne güzel bir kadın Allah' a adanmış bir ruh. Biliyorsunuz yahudilerin ibadethanelerine kadınlar giremez ama H.z Meryem'in annesi ona hamileyken evladını hizmet etsin diye ibadethaneye adamış. Kız olunca doğan bebek napacağını bilememiş ama Hz. Zekeriyya araya girmiş ve O İmran'ın kızı diyerek içeri aldırmış ve ömrünü orda geçirmiş. ibadetle. .... Rol model diyorsunuz ya işte tam bir rol model. Kızım için olsun istediğim bir model. Daha sonra Hz. Zekeriyya o küçük kız gibi bir evladı olsun istiyor ve Hz. Yahya dünyaya geliyor aynı zamanda Hz.İsa'ya arkadaş. Hz. İsa ve Hz. Yahya ise erkekler için rol model. Ahlaklarıyla insanlıklarıyla ve tebliğleriyle. velhasılı kelam güzel bir kitap.
1000Kitap
Adayış RisalesiMustafa İslamoğlu · Düşün · 2021477 okunma