“-Celile, senden korkuyorum.
-Ben zararsız kadınım Muhsin; sen aşktan kork!..”
Herkese merhaba
Bugün, #heraybirsuatderviş okuyorum temasının Eylül ayı kitabı Çılgın Gibi ile geldim.
Celile, annesini kendi doğumu esnasında kaybedince anneannesi ile yalıda büyümüş; anneannesi vefat edince amcası ona sahip çıkmıştır. Amcasının arkadaşı olan memur Ahmet ile 15 yıllık bir evliliği vardır.
Ahmet, İkinci Dünya Savaşı döneminde; vurgunculuğun,karaborsanın,nüfuz ticaretinin varlığı ve karısını sefa içinde yaşatmak, zengin olmak arzusuyla güçlü bir iş adamı olan Muhsin ile yakınlık kurar.
Bu görüşmeler neticesinde yaşanan Celile-Muhsin aşkı kitabın ana konusudur.
Ahmet’in karısını göz göre göre ihmal edişi ve paraya tapması, Celile’in yasak aşkın peşinden sorgusuz gidişi, Muhsin’in sanki sonuna kadar arkasında olacakmışçasına Celile’yi çağırması… Kahramanların her birinden ayrı ayrı nefret ettim.
Hikaye tam tersi vaziyette olsaydı, Celile zengin Muhsin’in karısı olsaydı da orta halli Ahmet’e aşık olup kocasını terk eder miydi? ; etseydi buna çılgın gibi bir aşk diyebilir miydik? Bunun adı ancak sefalet hatta cinayet olabilirdi. Halbuki aşk, saf bir kendini adayış hali değil mi?
Kitabın akıcılığı, Suat Derviş kaleminden çıkması, objektif karakter analizlerine rağmen ben konuyu sevemedim; günümüz her işini kendi halleden kadınlarının da çok etkileneceğini, çılgın gibi bir aşkmış diyeceklerini pek sanmıyorum.
Keyifli okumalar