Tekrar çivilenmiş dünya
Puan vermedi·32 syf.··
2025 89. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 23:29
Dergi var Dert*i var... Geçen gün insanların talihsiz bir çizim olmuş dedikleri bir dergi çiziminden dolayı evdeki dergilerimi tekrar kontrol etme gereği hissettim. Ben zaten fazla dergi alan biri değilimdir, beğendiğim, sevdiğim biri olursa onun için nadir alırım. Ya da aynı sebeple biri almıştır benim için. Yani no ideoloji no siyaset no aktivist düşünceler. AMA bu demek değildir ki namını bildiğim bazı zırvaları da alıp okuyacağım. En radikal dergim Bayanyanı'ymış o da Türkiye'deki kadınların karşılaştığı durumları ve kadın gündemini feminist bir bilinçle ele alan Türkçe hiciv dergisi. Çizgisi bu. Bunu söyledim çünkü o kadınlar hep Leman'ın çizerleriydi. Bir yamuk yaparlarsa onları da "pozitif" ayırırım. Dünya yanıyor dünya. Ben Nescafe yazısının üzerine başka kahve firmasının logosunu yapıştırmış adamım. 7 Ekimden beri de böyle kullanıyorum. Tabii ki gidip bardağı çöpe atacak halim yok. Bunun gidip coca cola satın alıp foşur foşur yere dökmekten farkı kalmazdı... BOYKOTta boşluk olmaz. Olmamalı. Vicdanımda boşluk istemiyorum çünkü! İşime geleni alayım, bazılarından uzak durayım OLMAZ! Ben bildiğim hiçbir boykot ürününü almıyorum. Boykot firmasından almıyorum bir şey. Zor mu zor. Ama geceleri gözünü kapayamamak daha kolay değil... Hoş insanlar vuruyor yani ya kullandığın sistem yazılım kimin? Saf değilim ben de biliyorum onu. En azından elimdeki telefon boykot ürünü değil. Kurumlara yazılımı ben satın almıyorum ama bir telefona iki katı fiyat ödeyip vicdanımın rahat olacağı telefonu aldım diyebiliyorum. Kör olmayan boykottan beridir malum ürünlerin fiyatındaki kendi fiyat aralığına göre oluşan düşüşün farkındadır. Bunlar bizim sayemizde koçlar, keyfini sürün diyebilirim sadece... Ben yanlış ortamın içinde olmanın üzerinde komple yanlış çağdayım ya. Valla. Ama
Edebiyat
Dergâh Dergisi - Sayı 1 (Mart 1990)Dergah Dergisi · Dergâh Yayınları · 199018 okunma
"Sana neler söyleniyor da duymuyorsun!.."
Puan vermedi·438 syf.··
2022 50. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2022 14:32
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. (k.s.)'nin şu sözleri eserin mahiyetini ziyadesiyle özetlemektedir: "Âdetullah O'dur ki, her ne kadar yüce velîler keramet göstermekten çekinîrlerse de, âlemlerin yüce Rabbi, evliyasına öyle ikram ve ihsanda bulunur ki, o ikramlar bazen evliyâ'yı kerametini gizlemekten mahrum eder." Mısır'da, Farsça basılmış olan bu eser; Abdulkadir Geylani Hz.'nin hayatını, hikmetli sözlerini ve menkıbelerini ihtiva ediyor. 'Ey Oğul' için (Gavs'ül-âzâm'ın evlâtlarına ve bu yolun tâliblilerine tavsiyelerini içeren küçük risale) ayrı bir bölüm yer alıyor. Sohbetlerine başlarken söylediği kıymetli sözler, insanoğlunun yaratılışı, fıkıh, Allah korkusu gibi konulara ayrı ayrı başlıklarla yer verilmiş. Cemaatin sorularına vermiş olduğu cevaplardan ziyadesiyle istifade ettik. Bir müridinin sorduğu; İlâhi ilhamlar, şeytanî ilhamlardan nasıl ayırt edilir sorusuna şu yanıtı vermiştir; "İlâhî ilhamlar; istemekle gelmez, bir sebepten dolayı da gitmez... Belirli bir zamanda ve belirli bir şekilde de gelmez... Şeytanî ilhamlar ise; bunun tamamen aksinedir..." Öyle güzel anlatıyor ki Muhabbet'i; Allah'ın sevgisine mazhar olmuş kişinin gözüne dünya, yüzük halkası kadar küçük görünür diyor, onun için dünya bir matem toplantısıdır artık... Zaman zaman hepimizin, vatanımızda, yuvamızda, soframızda, sevdiklerimizin, ailelerimizin yanında hissettiğimiz o tarifsiz mahrumiyet duygusu, hüzün, kimsesizlik... Daha güzel nasıl izah bulurdu bilmiyorum. Aşk diyor; uyanmanın mümkün olmadığı bir sarhoşluktur.Takva karışmış şarabı içene ne mutlu! Marifet diyor; hakikat ilmini her varlığın fenasında(yok oluşunda) görmektir. Himmet diyor; kişinin, nefsen dünyayı sevmekten; ruhen âhirete bağlanmaktan, kalben Allah'tan başkasını istemekten kendini kurtarmasıdır... Tevekkül diyor;
Tasavvuf ve Din
Gaybın DiliAbdülkadir Geylani · Kitsan Yayınevi · 200016 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Nedir Bu Ehl-i Sünnet?
8/10
·191 syf.·
2021 38. kitabı
Muammer Esen'in doktora tezi olan "Ehl-i Sünnet Kavramın Oluşum ve Gelişim Süreci" başlığını taşıyan bu eser başlığının hakkını veren, bana göre başarılı bir kitap. Esen, çalışmasını giriş ve üç bölüm halinde düzenlemiş. Giriş bölümünde Hz. Peygamber sonrası dönemin siyasi olaylarını, Emevî - Haşimi çekişmesini konu ediniyor. Birinci bölümde kavramların anlamları ve kapsamına odaklanıyor. İncelediği kavramlar şunlar: sünnet, bidat, cemaat. İkinci bölümde artık konuya giriş yapılıyor. Burada ehli sünnet kavramının ortaya çıkışı, ehl-i sünnet düşüncesinin tarihi süreç içindeki oluşumu ve bu düşüncenin oluşumunda etkili olan kişi ve kurumlardan bahsediyor. Son bölümde ise "İftirak Hadisi" veya "73 Fırka Hadisi" diye meşhur olan hadisin sıhhati ve mezhep tarihçilerinin söz konusu rivayetin etkisinde nasıl kaldıklarını araştırıyor. Daha sonra ise bir mezhep olarak ehl-i sünnetin bir mezhep olarak tanım ve tespit imkanı üzerine durarak çalışmasını tamamlıyor. Şimdi kitaptan çıkardığım notlara geçebiliriz. GİRİŞ Çalışmanın giriş bölümünde yazarın ilk dönem siyasi olayları hakkında bilgi verdiği belirtilmişti. Yazar Hz. Peygamber hayattayken yaşanan ilk ihtilafın "Kırtas Olayı" olduğunu belirtiyor. Söz konusu olayın sıhhati hakkında tartışma olduğu gibi, ayrıca İbn Teymiye bu olay için şunları diyor: Eğer Hz. Peygamber gerçekten bir şeyi yazdırmak isteseydi bunu kesinlikle yapardı ve buna kimse engel olamazdı; ancak bu işten kendi isteğiyle vazgeçti. Daha sonra ikinci ihtilafın Üsame ordusu olduğu belirtiliyor. Hz. Peygamber ölüm döşeğindeyken bu orduyu techiz ediyor ve başına Üsame gibi bir genç sahabiyi tayin edince ashab arasında bu konu tartışmaya sebep oluyor. Ancak bu olay üzerine Hz. Peygamber'in "Üsame'nin ordusundan geri kalana Allah lanet etsin" manalı bir sözü
Din
Ehl-i SünnetMuammer Esen · Ankara Okulu Yayınları · 200919 okunma
8/10
·191 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2020 01:50
''Ona (Gazzali'ye) göre dini ilimler içinde külli olan kelamdır. Çünkü kelam ilmi en genel olan ile, varlıkla ilgilenir.'' ----------------------------------- Dini ilimler her Müslümanda entelektüel bir bilgi olarak genel bakışı bulunması gereken bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. İslam dinini yaşamak ve konuşmak adına var olan ve alimlerin Müslümanlara bir nevi yol gösterme aracı olan bu ilimlere dair giriş niteliğinde bilgiler, yaşam dairemizi şekillendirdiğimiz dinimize dair genel tasavvuru anlamlandırmamız için işlevsel ve gereklidir. Bu anlamda dini/İslami ilimlere giriş kitaplarının değeri elbette ki çok büyüktür. Kelam da bu ilimlerdendir ve bu eser gerçek bir giriş kitabı olarak nitelendirilebilir. Maalesef çoğu giriş kitabında göremediğimiz anlaşılırlık, açıklayıcılık ve akıcılık özelliklerini içinde barındırmaktadır. Yazarla, öncelikle kelamın tanımı üzerinde bizi bilgileri ile aydınlatıyorlar, ardından kelamcıların temel meselelerine dair bir çerçeve sunuyorlar ve son olarak kelam eleştirilerine de yer veriyorlar. Eser kelama dair bir çerçeve çiziyor demiştim, bunun yanında Mutezile, Maturidi, Eş'ari'lerin kelam anlayışına dair de farklılık ve ortaklıkları açıklıyor. Bu meselelerin bana hep karışık gelmesi ve anlamamın zor olduğunu bu nedenle bu kitabın bu konuda anlaşılır çerçevesinin benim için çok anlamlı olduğunu belirtmek istiyorum. Doğal seyirde meydana gelecek olan fikir ayrılıklarının yeni perspektifler sunduğunu ve değerini unutmamanın gereğini bu vesileyle tekrar fark etmiş oldum. ‘’Nitekim Kur'an'da insanlar arasindaki görüş ayrılıklarının yaratılıştan geldiğini haber vermektedir : "Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. Fakat onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler. Ancak rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır. Zaten
Kelama GirişAhmet Saim Kılavuz · İsam Yayınları · 2017182 okunma
Puan vermedi·185 syf.··
2018 31. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2018 10:51
Tevafuk bu ya, kitaba başladığım yerin önünde bir pazar manzarası yüz metre ilerisinde de gümüşi yaprakları rüzgârda titreyen bir iğde ağacı vardı. Bir bozkır kokusuyla başlıyor kitap. Ellerinde bozkır yorgunluğunu, çehrelerinde bozkır kavrukluğunu barındıran çocukların bulunduğu diyarlardaki canına yandığımın iğdesini anlatarak başlıyor Mustafa Kutlu kitabına. Öyle iğde deyip geçmek yok, iğde önemli! Balon satıcısı Duran ile anlatıcı bir iğdenin gölgesinde tanışıyor. Sonra Rüzgârlı Pazar denilen çeşitli ürün satışlarının yapıldığı bir pazar yerine ve oradaki insanların hikâyelerine tanık oluyoruz. Yokluğu, yoksulluğu anlatırken arabesk bir edebiyat yapmayışını çok seviyorum Mustafa Kutlu’nun. Çünkü bunu yoksul edebiyatına dönüştürüp de: “Konfeksiyonda çalışan kız utangaçlığı, köşe başındaki satıcının üzerine sinmiş fakirlik, vs…” gibi cümleler kuran edebiyatçıları okurken içim bayılıyor. Konfeksiyonda çalışan kız emeğiyle var olmaya çalışıyor, alnının terini harcayarak ekmeğini çıkarmaya çalışıyor, neden utansın? İşte bu yok Mustafa Kutlu’da. Yazdıkları sizi derin derin etkiliyor, hikâye kahramanlarının sevinçlerine de üzüntülerine de ortak ediyor bizi, onların yoksulluklarını utanılacak bir şey olarak hissettirmiyor hatta tam tersi bazen biz okuyucuya ne kadar yoksul olduğumuzu hatırlatıyor, bakınız: Yoksulluk İçimizde. “Umut adacığı” bir yer Rüzgârlı Pazar. Kimi bozkırını terk etmiş, kimi ailesi tarafından terk edilmiş, kimine hayat hiç görünmemiş kimine bir görünüp de kaybolmuş. Herkesin hikâyesi var bu pazarda. Hayatta da öyle değil mi zaten? Yanından geçip gittiğimiz boyacı amcanın, tartı taşıyan çocuğun, pamuk şekeri satan dayının, el emeği çeyizler satan teyzenin… Herkesin “baş rol” oynadığı bir hikâyesi var aslında hayatta. Kitapta da bu hikâyelerine tanık
Rüzgarlı PazarMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20114,377 okunma
10/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2017 74. kitabı
15 yıllık öğretmenlik hayatından sonra Okuma Okulu Eğitim Akademisini kuran ve 2011 yılında dünya hızlı okuma rekortmeni yetiştirerek, bir ABD vatandaşında olan rekoru Türkiye ye taşıyan yazar,bu kitaptada eş frekans konusunda hayatından da bazı kareler anlatarak güzel bir eser sunmuş.. Bir çok alıntı yapıp kitaptan birşeyler paylaşmama rağmen yine de kendimi bu konuda frenledim sanırım.. Okurken kitapta çoğu yerin altını çizdim ve genel anlamda zihnimdeki sorular daha doğrusu evrene gönderdiğim cevaplanmamış sorular cevaplandı ve kitaptaki tabirle ''işte bu diyip tıpkı bir jetonun düşmesi '' gibi bir etki oluşturdu.. Özellikle son kısımdaki evrensel yasa ( adetullah=sünnetullah) açıklaması çok güzeldi.. kader ve cüzi irade-külli irade konusuna da hafif ve yerinde bir dokunuşla izahat çok hoştu.. Kitabın konusuyla alakalı bir arayışta olanların illaki ilgisini çekip bu kitapla bir eş frekansa gireceği konusunda şüphem yok.. Şimdiden iyi okumalar ve maximum istifade diliyorum.
Eğitim
Eş Frekans YasasıSelahattin Yaylamaz · Hayat Yayınları · 201356 okunma