..aşk tanrıçası Afrodit, yani nam-ı diğer Venüs, Adonis adında zarif, ölümlü bir adama aşıktır. İkili Yunan mitolojisindeki en güzel çifttir. Adonis avlanmayı çok sever. Bir gün Venüs, Adonis'in başına bir şey geleceğini hisseder ve ona yanında kalması için yalvarır. Tiziano'nun resminde de onu sırtı bize dönük halde görürüz, kollarıyla sevgilisini onu terk etmekten alıkoymaya çalışmaktadır ama Adonis dediğim dediktir, üstelik geri döneceğinden de birbirlerine olan aşklarından da fazlasıyla emindir. Böylece tanrıçayı geride bırakır ve avlanmaya çıkar. Kısa bir süre sonra bir yaban domuzu tarafından ezilir ve öldürülür. Zavallı Venüs'ün kalbi kırılır, karalar bağlar. Sevgilisinin kanını, tanrıların içeceğine karıştırır; bundan da anemon adı verilen bir kır çiçeği açar. Etrafımızda binlerce yıldır, her yıl tanrıçanın sevgilisi için duyduğu üzüntü çiçek açıyor.
Alıntı
Klasik efsaneye göre Adonis yakışıklı bir gençti. Myrra ile Myrra’nın babası Kıbrıs Kralı Cinyras arasındaki aşkın ürünü olan bir çocuktu. Adonis büyüyünce Afrodit’in en sevdiği aşığı oldu ama şanssız bir adamdı, avcı olarak dikkatsizdi, bir boğanın azı dişlerinin açtığı derin yaraların kanaması sonucunda öldü. Ölmekte olan aşığının yardımına koşan Afrodit kanlı toprağa nektar serpti, oradan kan kırmızısı kır lalesi, anemon ya da rüzgarçiçeği filiz verdi. Bu çiçeğin rüzgarın hareketiyle açtığı ve açtıktan kısa bir süre sonra yapraklarının rüzgarla uçup gittiği söylenir.
Sayfa 83·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Işık Bahçeleri kitabından: Mani, Dicle, İndus, Babil ülkesi, Part krallığı, Sasani prensi, Ktesifon şehri, Persis, Atropatene, Nanai tapınağı, Afrodit, Anahita, İsis, Venüs, Allas, Nabu, Nabu tapınağı, İştar, Pattig, Sittay, Behram, Denag, Palmira, Petra, Deb, Bingazi, Ekbatana, Marduk, Mardinu, Maryam, Utakim, Kloe, Eberşehr, Kengavar, Aksum, Tibet, Turfan, Kaşgar, Persis, Hürmüz, Şahpur, Kerdir, Tellar, Avesta, Çakya-Muni, Zerdüşt, Valerianus, Edesa, Beth Labat, Karun Irmağı, Galya gömleği, Harran, Mahoze Boğazı, İmparator Caracalla Artaban, Nevruz, Ak-Giysililer, Tyr, Malkos (Tyr'li), Charax, paşiz, Nâsıra köyü, Ptolemaios, Arenenaria, Marcianus, Bar Daysan, Haskaniye, Kamsaragan, Ganazak, Atropatene, Medya dağları, Mesene bataklıkları, Kaşkar, Ostia, Kanişka, Kuşana, Aziz Tomas Kilisesi, Poseidon, Anahita, Vişnu tapınakları, Allat ve Yamm sunakları, Gandara, Bar-Tuma, Nasrani, Kyrus, Darius, Ahemeni, padam, lavta, zend, mandolin, Ahura-Mazda, Baktriana, Aram, Adiabene, Osroen, harmani, parasang, sandal ağacı, Rubicon Irmağı, sarısabır, amber, nilüfer, Tibet miski, Pont-Euxin, Emes kültü, Adonis, Hermes Trismegistes, Hint-Avrupalı Mitra, Lejyon, Eusebos, Marcus Julius Philippus, Urbs, Konstantinos, imparator Gardianus, Gedrosiya marzpanı, Germania, Noricum, Rhaetia, İstria, Yuda
YKY
Kötücül bir tanrıça
Günlerden bir gün Kıbrıs kralı Knyras’ın karısı kibirlenerek, kızı Smyrna’nın Afrodit’den daha güzel olduğunu iddia etmeye başladı. Güzellikte rakip tanımaz Afrodit bunu duyunca Knyras’ın karısını cezalandırarak, Smyrna’yı babasına aşık etti. Böylece anne kız birbirine rakip hale geldiler. Smyrna bir gece dadısını yanına çağırarak babası Knyras’ı körkütük sarhoş oluncaya kadar içirmesini söyledi. Kadın, hanımının buyruğunu yerine getirerek Knyras’ı içirdi ve zil zurna sarhoş etti. Bunun üzerine Smyrna sarhoş babasının koynuna girerek onunla birlikte oldu ve babasından hamile kaldı. Kral Knyras kızının karnındaki çocuğun kendinden olduğunu nice zaman sonra öğrenebildi. Bunun üzerine öfkeden kendini kaybeden kral Knyras, eline bir kılıç alarak kızını öldürmek için kovalamaya başladı. Nihayet bir tepenin kıyısında Smyrna’yı sıkıştıran Knyras, tam kılıcı çekip kızı öldürecek iken Afrodit araya girerek Smyrna’yı bir mürrüsafi ağacına dönüştürdü. Bu sırada ağaca çarpan kılıç parçalanarak yere düştü. Kılıcın ağaçta attığı yarıktan ise Adonis dünyaya geldi.
(...) Adonis'in eşi Afrodit ya da Astarte için güvercinler kutsaldı. Örneğin Afrodit tapınmacılığının merkezlerinden biri olan Suriye Hierapolis'inde bu kuşlar o kadar kutsaldı ki onlara do­kunmak bile yasaktı. Eğer bir kişi yanlışlıkla bir güvercine dokunacak olsa kirlendiği düşünülür ve günün geri kala­nında kendisine dokunulmazdı. O yüzden hiç rahatsız edilmeyen bu kuşlar o kadar evcilleşmişti ki, insanların ev­lerinde yaşamaya ve yemlerini yerde korkusuzca yemeye başlamışlardı.
Sayfa 165·Kitabı okudu
Erkek çocuğunun kendini baba tanrının yerine koyma çabası gitgide daha açık bir şekilde görünmeye başlar. Tarım yapılmaya başlanmasıyla birlikte erkek çocuğunun ataerkil ailedeki önemi artar. Toprak ananın üzerinde yoğun emek harcayarak sembolik olarak tatmin ettiği ensest libidosuna yeni bir ifade verme cesaretini bulur. O sıralar Attis, Adonis ve Tammuz gibi tanrı figürleri, bitki örtüsü ruhları ve genç tanrılar ortaya çıkar; bunlar babalarına başkaldırarak anneleriyle ensest ilişkiye girerler. Ancak bu yaratımlarla dindirilemeyen suçluluk duygusu,mitlerde ana tanrıçaların bu genç âşıklarının ömrünün kısaltılmasıyla, kısırlaştırmayla ya da hayvan biçiminde görünen baba tanrının öfkesiyle cezalandırılarak ifade edilirdi. Adonis, Afrodit'in kutsal hayvanı olan yaban domuzu tarafından öldürülür; Kybele'nin âşığı Attis ise kısırlaştırmadan dolayı ölür. Bu tanrıların ölümü için tutulan yas ve yeniden dirilmelerinden duyulan sevinç, kutsallığı uzun süre ayakta kalacak olan başka bir oğul inancına geçmiştir.
Sayfa 222 - Olimpos Yayınları·Kitabı okudu