Her gerçeğin iki yönü vardır; kendimizi ikisinden birine adamadan önce her ikisine de bakmakta fayda var.
-Aesop
Kendimize anlattığımız hikayeler, Kendi bakış açımıza göre değerlendirdiğimiz gerçeğe dayanır; bir başkasının bakış açısı tamamen farklı olabilir. Eğer bunu unutmazsak her türlü hikayeye farklı bir açıdan bakabilir, bizim için doğru olan bir şeyin bir başkası için yanlış olduğunu görebiliriz. Eğer yola bu anlayışla çıkarsak Kendi gerçeğimizi karşı tarafı yanlış taraf ilan etmeden Sevgi ve şefkatle taşıyabiliriz.
Homer de Aesop'a şöyle öğüt vermektedir (Aristo):
"Siz, insan dimağının hakikati aradığını farzediyorsunuz; oysa insanoğlu yanlışlıklarla da pekâlâ işlerini görebilmektedir!
İbnü'l-Mukaffa'nın çevirisi 8-9. yüzyıllarda Aban el-Lahiki tarafından, 12. yüzyılda İbn el-Habbariya ve 13. yüzyılda ise Abd el-Mu'min bin el-Hasan bin el-Husayn el-Saganî tarafından yine Arapça fakat manzum olarak yeniden yazılmıştır.
Kelile ve Dimne anlatılarını Budizm ortaya çıkarsa da Avrupa'ya bu anlatıları İslam'ın yaydığını vurgulayan Keith-Falconer, İbnü'l-Mukaffa'nın metninin erken dönemde Süryanice, Yunanca, İbranice, İspanyolca ve Farsçaya çevrildiğini belirtmektedir. Buna göre İbnü'l-Mukaffa'nın metni, 10. ya da 11. yüzyılda Hıristiyan bir rahip tarafından Süryaniceye, 1080 yılında Symeon adlı biri tarafından Yunancaya, 12. yüzyılın başlarında Yahudi din adamı Rabbi Joel ve aynı dönemde Jacob ben Eleazar tarafından İbraniceye çevrilmiştir; 1263-1278 yılları arasında Johannes de Capua adlı bir Yahudi, Rabbi Joel'in çevirisini Latinceye aktarmıştır ve bu Latince çeviri daha geç dönemde Almanca, İtalyanca, Fransızca, İngilizce, Danca, Flemenkçeye yapılan çevirilerin temelini oluşturması bakımından önemlidir. İspanyolca çeviri ise 1251 yılına aittir.
İbnü'l-Mukaffa'nın Farsçaya yapılan çevirileri bizim için oldukça önemlidir, çünkü Türk dilindeki Kelile ve Dimne çevirileri Farsça çevirilere dayanmaktadır. Aslında uzun yıllar boyunca araştırmacılar Kelile ve Dimne'nin Türkçeye sadece Farsçadan çevrildiğini düşünmekteydi, hatta Ömer Rıza Doğrul da İbnü'l-Mukaffa'nın çevirisini Türk edebiyatına ilk olarak kendisinin kazandırdığını tahmin etmektedir ki bulunan yeni yazmalar bunun aksini ortaya koymaktadır.
İbnü'l-Mukaffa'nın çevirisi 10. yüzyılda Farsçaya çevrilmiş ama bu çeviri tamamlanamamıştır, yine 10. yüzyılda Rudekî tarafından yapılan Farsça manzum çeviri ise günümüze 16 beyit hariç ulaşamamıştır. 12. yüzyılda Nasrullah'ın yaptığı
Sayfa 17 - Turkuaz Yayınları, Kelile ve Dimne Üzerine, Dr. Zehra HAMARAT YARDIMCI