Rabbim! Derin kederler, güceniklikler , sitemler, küskünlükler, kırgınlıklar, cürümlerim kadar büyük acılar içinde geliyorum. Baştan başa hatayım ben de. İyi de benim içimdedir kötü de . Şeytan da benim dilimden konuşur melek de. Habil de benim Kabil de. İsyanım yoktur , sen şahitsin , hâşâ , ama küstahlığımı gafletimi heveslerimi affet. Katından çevirme geri, silme kayıtlarından. Beni de hesaplarına dahil et, bana da kulum de , beni de defterine kaydet.
Bana da nasip et . Gidecek yerim yok, benim de yolumu açık et .
Evet gittim! Gittim evet! Affet beni...
Ama arkamdan deme sakın vefasız
çünkü kaçmak düşmüştü benim payıma anlımıza böyle yazılmış yazgımız.
Ne yaparsın ha yat bu; hem de çok acımasız,
Yakan ve Yıkan "onulmaz acılarla taclanan!" ki bu aşktır beni günahların ve çılgınlıkların ortasına atan ... " •
Kendine bir söz ver: ne gidenlerin gelmesini bekle ne de hata yapanların düzelmesini. Gitmiş, üzmüş, yarım bırakmış. Gelse neye yarar ki? Tamir edebilir mi yıkıntılarını? O kadar kolay mı Seni üzen insanları hayatına tekrar almak? Zaten hayatında olması gerekse hayatından gitmezdi. Kendini, ruhunu ve gidenleri artık affet ve serbest bırak.
"Affet benim namustan yana oluşumu.
Çünkü pisliğin ortalığı sardığı bu zamanda,
İyiliğin af dilemesi gerekiyor kötülükten,
Evet, önünde eğilerek,
Sana iyilik etmeme izin ver demesi gerekiyor"..
Tanrım," diye geçirdi içinden. "Bizi affet! Yarattığın onca derinliği görmeyen kör gözlerimiz için... Elimizdekilere dönüp bakmadan hep başka hayaller peşinde koştuğumuz için... Ger-çek mutluluğun ne olduğunu anlamak istemediğimiz için... Bizi affet!"