Biriniz namaz kıldığında, yerinden kalkmadıkça melekler ona şöyle dua ederler: 'Yâ rabbi! Rahmetini bu kulun üzerine indir! Yâ rabbi! Bu kuluna rahmet eyle!... Yâ rabbi! Bu kulunu affeyle! Kişi konuşmadıkça veya mescidden çıkmadıkça meleklerin bu duası devam eder.
Hazret-i Ömer'in naklettiği bir hadîs, cennetten çıkarılan Âdem Peygamber'i, Allah'a şöyle yalvarırken tasvir ediyor:
«- Yâ Rab, M....... hürmetine beni affet!
Ve Allah'tan cevap alıyor:
«- Yâ Adem, O, benim için insanların en sevgilisi...
Değil mi ki, benden, O'nun hürmetine af istedin; suçunu bağışladım!»
Zeyneb’in oğlu Muhammed’e göre insanı farklı kılan asıl unsur kendi yapıp ettiklerinin hesabını üstlenebilmesiiydi. Nitekim her ikisi de hata işledikleri halde İblis suçu üstlenmeyip Allah’ı itham etmişken Adem; “Kendi kendimize zulmettik, bizi affeyle!” diyebilmişti. Bu duruş emaneti üstlenenin kim olduğunun da apaçık ikrarıydı. 
Hz. İbrahim’ in duası:
“Ey Allah’ım! Bu (gün) yepyeni bir yaratılıştır.Bugünü taatinle benim için aç, mağfiret ve rızanla kapat! Bugün de bana nezdinde kabul olunacak haseneyi ihsan eyle. O haseneyi geliştir ve benim için onu kat kat arttır. Ve bugünde işlemiş olduğum günahları benim için affeyle. Çünkü bolca affeden ve her nimeti kullarına ihsanda bulunan , kullarını şiddetle seven,daha istemeden evvel onların isteklerini bilip takdir eden sensin!”