Meral Ekinci, Bin Muhteşem Güneş'i inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Afganistan'ta yolları kesişen iki kadının dostluğu üzerinden Afganistanlı kadınların çektikleri zorlukları, savaşın getirdiği çaresizlikleri, ayrılıkları ve beraberinde getirdikleri acıları anlatmakta..

Meral Ekinci, Uçurtma Avcısı'ı inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Khaled Hosseini'nin dostluk üzerine kurguladığı duygusal romanı Uçurtma Avcısı, Afganistan'da yaşanan savaş ve göç zamanlarında geçmektedir. Kitapta annesini kaybeden ve babası tarafından hiçbir şekilde sevilmeyen Emir'in hikayesi anlatılmaktadır.

Serkan ALTINBAŞ, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okuyor

Protokole göre Enver Paşa cemiyetin tek temsilcisi ve başkumandanı oluyor, Enver'i daha sonra Orta Asya'ya sürükleyen Kuşçubaşı Sami Bey ile Halil Paşa'ya Kâşgar da ve Cemal Paşa'ya da Afganistan'da muhtar merkezler kurma yetkisi veriliyordu.
Cemiyet Anadolu'da da bir muhtar merkez teşkilini kararlaştırmış ve bu işle Mustafa Kemal Paşa görevlendirilmişti!
Mustafa Kemal, bu tayinden haberdar olduğunda kim bilir nasıl gülümsemiştir...

Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 220)Enver, Murat Bardakçı (Sayfa 220)
handan, bir alıntı ekledi.
 Dün 01:51

Arap yarımadasına Kuveyt, Abu Dabi, Katar, Bahreyn de dahildir. Arap yarımadasında kilise yapılması caiz değildir. Kuveyt hariç! Orada on küsür kilise bina edilebilir! Onların İslâm'ın hükmüne muhalefet edecekleri muhakkak. Çünkü siyonizmin uşaklığını yapmakta, ülkeyi komünistlere peşkeş çekmektedirler. İslâm'ın hükmü gereği Arap yarımadasına kilise yapılması yasaklanmış onları ilgilendirmez! Rusya'ya, Afganistan ile savaşında tam ikiyüz elli milyon doları Afganistan komünist partisi iktidardan düşmesin diye ödediler. Kuveyt devleti bu parayı Rusya'ya verdi.
Düşünebiliyor musunuz? Tam 250 milyon dolar! Bu, açıktan yapılan ve kamuoyuna bildirilen ödemeler, gizliden yapılanlar ise daha büyük meblağları bulmaktadır.

Tevbe Suresi Tefsiri, Şehid Abdullah Azzam (Sayfa 59)Tevbe Suresi Tefsiri, Şehid Abdullah Azzam (Sayfa 59)
Nurullah Koç, Uçurtma Avcısı'ı inceledi.
Dün 01:30 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Insani tarumar eden bir kitap . Afganistan'daki Hazara Turkleri'nin acılarını gün gibi ortaya seren yazar , çoğu yerde göz pınarlarıma baskı yapan duygulanmalar yaşattı

MAVİ DÜŞ - OKURGEZER, Bir Değirmendir Bu Dünya'yı inceledi.
 22 May 13:14 · Kitabı okuyor · Beğendi · 8/10 puan

Şiirleriyle bildiğimiz Cahit ZARİFOĞLU'nun 1977 - 1984 yılları arasındaki dönemi anlattığı yazılarından oluşan bu kitapta hayatın yaşanmış acımasız gerçeklerini ele alarak; Afganistan'ın işgali, İran İslam Cumhuriyeti'nin kurulması, Hama'da bir gecede binlerce Müslümanın yok edilmesi, Müslümanların içinde bulunduğu durumun anlatıldığı bir kitaptır.
Geçmişi bilmek bugünü daha iyi anlamlandırmada en önemli kıstaslardan biri zannımca... Bazı şeylerin hiç değişmediğini görmek ne acı !!!
Benim tavsiyem eğer deneme seviyorsanız okumanız yönünde. Eminim Zarifoğlu'ndan birşeyler alacaksınız...

Ceren Özkurt, bir alıntı ekledi.
21 May 18:30 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Dünyanın bir ucunda bir kelebeğin kanat çırpışı, diğer ucunda tufanlara neden olabilir," der Kaos Kuramı. Bu da pişman olmama gerekliliğinin bir başka nedenidir. Kâinatta her şey her şeyle bağlantılıdır ve en ufak bir değişim alakasız görünen başka bir şeyi etkileyebilir. Kim bilir "keşke" diyerek pişman olduğun o olay belki Afganistan'da bir bebeğin hayatını kurtarmıştır. Belki senin sayende Kalahari Çölü'nde bir damla yağmur adenium'a can vermiş, Spitzberg'te bir ren geyiğini avcıdan kurtarmıştır. Belli mi olur?

Kafka Okur Sayı 23, KolektifKafka Okur Sayı 23, Kolektif
Black Hole, bir alıntı ekledi.
21 May 15:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Eğer Arkansas'ta doğup, Hristiyanlığın doğru, İslamiyetin yanlış bir din olduğunu düşünüyorsanız, çocuklukta beyninizin yıkanmasının kurbanısınız. Afganistan'da doğsaydınız aynı beyin yıkaması ile tam tersini düşünecektiniz.

Tanrı Yanılgısı, Richard DawkinsTanrı Yanılgısı, Richard Dawkins
Döngüsel, Daha'yı inceledi.
21 May 09:09 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hakan Günday Daha kitabı, yazarın Doğan Kitap tarafından yayınlanan sekizinci kitabıdır. 2000 yılında yayınlanan Kinyas ve Kayra kitabıyla adından söz ettiren yazar, 2002 yılında Zargana, 2003 yılında Piç, 2005 yılında Malafa, 2007 yılında Azil, 2009 yılında Ziyan ve 2011 yılında Az kitaplarını yazmıştır. İlk baskısı 2013 yılında yapılan Daha romanı 417 sayfadır. Eleştirmenlerce yazdıklarının türü yer altı edebiyatı olarak kabul edilse de, yazar kendini herhangi bir türe sığdırmayı kabul etmiyor.

Hakan Günday Daha kitabı, Arthur Rimbaud’dan bir alıntıyla başlıyor: “Dayanılmaz olan tek şey, hiçbir şeyin dayanılmaz olmamasıdır” diyor Rimbaud. Bu cümleyi anlamaya vakit bulamadan kendimizi Gaza’nın hazmedilmesi zor yaşamının içinde buluyoruz.

İlk bölüm: Sfumato

Kitap, her biri Rönesans dönemindeki resim tekniklerinin biriyle isimlendirilen 4 temel bölümden oluşuyor. Bu bölümlerle, romanın kahramanı Gaza’nın ruh hali arasında bir bağlantı kuruluyor. İlk bölüm olan Sfumato bir tür gölgelendirme tekniği olup aydınlıktan karanlığa geçişi ifade etmek için kullanılır. Bu bölümde, Gaza’nın Afganistan’dan Avrupa’ya kaçak göçmen taşıyan babasıyla ilişkileri anlatılıyor. Gaza’nın annesi onu doğururken ölmüştür ve Gaza, daha doğduğu anda hayatın karanlık yüzüyle karşılaşmıştır. Kitaba ismini veren Daha, göçmenlerin bildiği tek kelimedir. Ayrıca Gaza’nın babasının isminin tersten okunuşudur: Ahad.
İkinci bölüm: Cangiante

İkinci bölüme ismini veren Cangiante; gölgelendirme yapılırken renklerin daha açığının ya da daha koyusunun oluşturulamadığı durumlarda başka bir renge geçmeyi ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Bu bölümde Gaza, babasına annesiyle ilgili sorular sorar, fakat bu sırada babasının kullandığı göçmen dolu kamyon kaza yapar. Kitabın beni en çok etkileyen bölümlerinden biri de bu kazadır. Gaza, cesetlerle dolu bir çukurda günlerce kalmak zorunda kalır. Hayatta kalmak için verdiği mücadelede deliliğin sınırlarını zorlar.
Üçüncü bölüm: Chiaroscuro

Chiaroscuro, ışıkla karanlığın zıtlığını vurgular ve birbirlerinden keskin bir şekilde ayrılmalarını ifade eder. Kaza sonrası geçirdiği travma nedeniyle akıl hastanesine yatırılan Gaza, insanlara dokunma konusunda ciddi sorunlar yaşar. Kalabalık içine çıkamaz, eldiven olmadan biriyle el sıkışamaz.
Dördüncü bölüm: Unione

Unione, renklerin buharlaşarak birbirine karışmasını ifade eder. Sfumato’dan farklı olarak Unione’da renkler canlı ve parlaktır. Çocukluğunu yaşamadan bir göçmen tacirine dönüşen Gaza, Afganistan yolculuğunda insanları linç etmeye başlar, daha sonra ise içindeki suçluluk duygusundan arınmak için ölüme gider.
Hakan Günday Daha Kitabı İncelemesi

Gaza, kitabın kahramanı, 9 yaşında. Ve bu yaşta hayata dair öğrenmemesi gereken ne varsa hepsini yaşamış. Çok erken bir yaşta atılmış hayata, çok zeki bir çocuk. İnsan kaçakçılığı yapan babasının yanında çalışan bir çırak o.

Gaza, her şeyden nefret ediyor. İnsanı öldürenin, yaşadığı koşullar değil sadece kendisi olduğunu söylüyor. Göçmenlerden, göçmenlerin depoda tükettikleri hayattan, hayatta kalabilmek adına içlerindeki en güzel kızı yem olarak Gaza’ya sunmalarından, her şeyden nefret ediyor. Ve babasından, ona benzemekten deli gibi korktuğu babasından, en çok önemsenmek istediği kişi olan babasından nefret ediyor.

Hakan Günday’ın duygulara bu kadar yoğun temas edebilmesi, özellikle nefreti, acıyı, kini, mutsuzluğu bu kadar derinden hissettirebilmesi, beni kitaplarına bağlayan başlıca özellik. Kimi yorumcular bunu abarttıp süslü ifadelerle popülerleştirmeye çalıştığını iddia etse de bu, onu itici olmaktan ziyade daha da okunabilir kılıyor.

Keyifli okumalar.

Oktay Şen, bir alıntı ekledi.
 21 May 00:07 · Kitabı okuyor · Beğendi · 10/10 puan

Clausewitz, bize imkansız bir savaş teorisi vermiştir;artık savaşın temel hedefinin karşı tarafın iradesini teslim almak olduğunu öğrenmiş durumdayız, irade zaptını kalıcı kılmak için de ilk iş silahsızlandırmaktır. Mondros mütarekesine, ülkenin silahsızlandırılmasının temel koşul olarak konması ve Afganistan'da savaşın ancak bir silahsızlandırma ile biteceğinin açıklanması Clausewitz teorisine uygundur. Ancak Clausewitz, emperyalizm öncesi bir teorisyendi; şimdi temel amaç beyinleri zaptetmek ve değerler sistemini tahrip etmektir. Bunu kalıcı yapmanın yolu ise insanı yozlaştırmaktan geçiyor; yoz alçaklıktan haz alan yaratıktır. Bu nedenle yozun bir daha herhangi bir değer sistemi kazanması imkansız görünüyor; şimdilerde edebiyata yüklenen en önemli misyon buradadır.

Şebeke 1, Yalçın Küçük (Sayfa 203)Şebeke 1, Yalçın Küçük (Sayfa 203)