• Belki kızacaksın ama yine geldim
    Hafif dumanlı mosmor gözlerim
    Katlediyor beni hain geceler
    Kendini avutma sevmez dediler
    Beni hiç kimseler anlamıyor ki
    Sensizlik canım öyle bir zor ki
    Yaşanmıyor buralarda gülüm gel
    Kahretisn önümüze koyma engel
    Yıkılası gururun bizi mahvetti
    Yokluğun hergece beni katletti
    Bu rapte ben kendimi kaybettim
    Vurdum cigaraya seni defnetti
    Bazen diyorum ki kendi kendime
    Keşke onu hiç tanımasaydım
    Ama olmuyor işte gülüm can bu
    Dayanmıyor acılara vakti doldu
    Şimdi hikayenin sonuna geldim
    Mutlusundur huzurlusundur
    Bana gerek yok artık güzelim sen
    Çoktan aşkını bulmuşundur
    Bozuk bir para gibi harcadın lan
    Terkettin beni mahvettin
    Atın zindanlara zincire vurun
    Onun canı yanmasın durun durun
    Bana yaptıkların yetmedimi lan
    Daha ne istiyon söyle bu candan
    Kahpeliğine son verdim o anda
    Bitecek yüreğim bunada katlan
    Bana bir sözverdin iyi hatırla bi
    Bizi bir kış ayırabilen ölüm olsun
    Ne yapsam da senden kopamazdım
    Hadi gözün aydın ölümüm oldun

    Arsız bela şarkı sözleri
    Gözün aydın benim gülüm solmuş
    Taze fidandım dünyam durmuş
    Söyleyin o yare aramasın beni (aramasın lan)
    Kanlı bileklerim ölüm yer hadi
    Merhaba mutluluk sende kimsin
    Ben öldüm yarimi mutli edesin
    Demeyin yarime senin için öldü
    En büyük derdi seninle gördü
    Vur vur yüreğime kanasın bu gece
    Hep çile doluyum gelmeyin üstüme
    Ufkum karanlık güneş doğmaz
    Açılan yaralar bir daha kapanmaz
    Söz vermiştin hatırlıyoon mu
    Sende benim gibi ağlıyon mu
    Boş ver ağlama derdini çekerim



    Kaderimse bu benim onada gülerim
    Kelepçe vursunlar kollarıma
    Gidipte bir delilik yapabilirim
    Beş yılın hasreti içimde büyüyor
    Ben yarime o günde kıyabilirim
    Dayanamam başkasıyla görürsem
    Anam sen üzülme onu sevdim ben
    Deliye evet deliye döndüm ben
    Bitirin bu hasreti öldüm ben
    Sen başlattın bu ateşi söndür
    Ya gel gülüm gel yada beni öldür
    İşkencelerinle yaşatma beni
    Tak boğazıma ipi vede vur tekmeyi
    Başka bir çarem yok artık olamaz
    Düşünüyorum ben böyle yaşanmaz
    Ayaklarım üstüne basamıyom ki
    Düşerim kalırım böyle son olmaz


    Beni defnedin beni kefenleyin
    Öldüğümü sakın anama söylemeyin
    O bilmesin lan öldüğümü
    O bilmesin lan göçtüğümü
    Duymasın sakın benim annem
    Duymasın o benim canım sevdiğim
    Duymasın sevmeyen sevdiğim
    Duymasın duymasın o benim herşeyim
    Elim tutmuyo bu sözleri yazmaya
    Belki son mektubumdur ona
    Ya Rabbim beni affet
    Acı sen ne olur aciz kuluna
    Yeter be yeter yeter yeter yeter
    Büyüklerim hep derdi sabret
    Bu sabrın sonunda mı güzel amed
    Benim gördüğüm herşey felaket
    Benim bu saf kalbim varya dostum
    Doğduğumdan beri delikti
    İçine düşen her kız dibime girdi
    Benim suçum değil onlara zevkti
    Gözlerim gözlerini gözetlerdi
    Beklediğim o yol gözlenirdi
    Beni sana yönelten gözlerindi
    Bugün ağladım yalan değil
    Ki sana görede hiç sorun değil
    Biliyorum ki hiç dinlemezsin
    Sevenim dersin o gitti bitti
    Mahşer yerinde büyük hesap var
    Rabbim sana soracak sorular
    Sen olsun canım mutluluklar...

    https://www.youtube.com/watch?v=qiPFjCZ6Y8s
  • Bir sabah ansızın çektim gittim yanından.
    Ardımda kocaman bir sevdaydı bıraktığım,
    Biliyorum.
    Sanma ki isteyerek di bu ayrılık.
    Bile bile sevdasını bırakır mı insan geride,
    Elimde olsa dönmezmiydim,
    Biliyorsun sevgilim.
    Biliyorsun ki ben seni
    Mecnunun Leylasını sevdiği kadar sevdim.Ruhum bedenimden ayrılmadan önce,
    Tek kelimem oldun dudaklarımda,
    Bir film şeridi gibi geçerken hayatım gözlerimden,
    Sen hayatımın en güzel yerindeydin.Sanki yer gök gürledi ben buradan giderken,
    Sessizliğin çığlığında bilmiyorum ben neredeydim.
    Ben sadece yukarıdan bakıyordum bedenime,
    Öylesine solgundu ki bedenim
    Ben bu soluk bedenden yüreğim de olan seni aldım.Sanma ki bedeni olmuyanlar ağlamazlar,
    Sen duyduğunda gittiğimi
    Ben o anda bile seninleydim.
    Göz yaşlarına dokundum,
    Yüzünü okşadım,
    Sana sarıldım delicesine sen ağlarken.
    Ağlama ne olur sus dedim.Bedenimi yıkadılar önce,
    Musalla taşına götürdüler,
    Bütün dostlarım oradaydı,
    Sen oradaydın, ben oradaydım.
    Hiç bırakmadım seni hiç.Ölüm dediğin nedir ki?
    Ben senden hiç gitmedim,
    Hiç gidemedim.Hani bir akşam tatlı bir esinti vurdu tenine ya,
    Perde aralandı.
    Bir kuş kondu ya pencerene,
    İşte o bendim.
    Gökyüzüne baktığında gördüğün en güzel yıldızdım ben.
    Adımı her söylediğinde,
    Seni duyan ve bir bedende olmak isteyen bendim.
    Ben bir ruhta ağlayan sendim.
    Ben seninle ağlayıp gülen,
    Bedenimde ölsem de seninle yaşayandım.Ben hiç gitmedim ki!
    Ben hiç bitmedim ki!
    Ben sevgilim ben
    Ölmedim ki! Tuttuğun her dileğin içindeysem hala,
    Hala anıyorsan adımı,
    Sanma ki hissetmiyorum,
    Biliyormusun benim canım sevgilim,
    Ben seni burada da,
    Hala çok ama çok seviyorum.Ölüm dediğin nedir ki?
    Ben her anımda seninle doluyum,
    Belki de bu yüzden bir hayalet oldum
    Sensizlik vuracak beni,
    Biliyorum....
    Ve ben artık her şeye elveda,
    Sana yeniden merhaba diyorum....
  • Orta yaşlı kadın, evin içinde telaşlı bir haldeydi. Eşyaların yerini değiştiriyor, örtüleri düzeltiyor, arada bir mutfağa gidip pişmekte olan yemeğe bakıyor, tekrar salona dönüyordu. Sokaktan gelen her seste pencereye koşuyor, her duyduğu kapı zilinde de, başkasının zili olduğunu anlayıp üzülüyordu.
    Başka şehirde iş bulan oğlu, hem uzak yerde olduğundan hem de izin alamadığından 2 aydır gelememişti. Orta yaşlı kadın, büyük bir özlemle oğlunun gelmesini ümit ediyor, kulağı zil sesinde, ayak sesinde telaşla bekliyordu. Her anneler gününde, çocuğunun “Anneciğim, anneler günün kutlu olsun” diyerek, boynuna sarılmasına öyle alışmıştı ki, sanki oğlu kapıdan giriverecek ve koşup boynuna sarılacaktı, sonra da onun için hazırladığı tatlılardan yiyecekti. Oysa oğlu geleceğini söylememişti ki. Kadın, boynu bükük düşündü, “-Ya gelmezse, ya izin alamadıysa.” İçini özlem dolu bir alevin yalayıp geçtiğini hissetti.
    Kadın sabahtan hazırlığa başlamıştı. . Telaşlı halini gören eşi, sorup durmuştu; ”Bu telaşın niye?” diye. Ama cevabını bir türlü alamamıştı. Sonunda da kadın; “-Bu gün evde işim çok, sen git-gez biraz” diye ısrar ederek, eşini rica-minnet dışarı çıkarmıştı. “Ya, telaşımın nedenini anlarsa, ya saatlerce beklediğim halde oğlum gelmezse” diye düşünmüştü. “Gelmezse” düşüncesiyle bir daha yüreği titremişti.
    Saatler geçip gidiyordu, öğlen olmak üzereydi; “-Gelemiyorsan, bir telefon et bari, ‘anneciğim’ de. . ” İçinde sıkıntı artmaya başlamıştı; “-Anneler gününü kutlamak için bir telefon bile etmeyecek mi acaba? Ben böyle bekliyorum ama o belki hatırlamadı bile. ‘Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur’ sözü anneler için de geçerli olur mu hiç. Olamaz canım, bir telefon eder en azından. Hoş telefon yetmez, özledim yavrumu, kara gözlerini, yaramaz gülüşünü. Hıh. . yaramaz, dediğimi duysa yine darılır, ‘Beni çocuk gibi sevme’ der. Sanki nasıl seveceksem…”
    Çocuğunu düşündükçe, onunla konuştuğunu düşündükçe yüzü gülüyor, farkında olmadan bir anda neşeleniyordu. Sonra duvardaki saate gözü takılıyor, yeniden durgunlaşıyordu. “-Gelmeyecek, telefon bari etse. . ” diye düşündü istemeye istemeye. “-Sesini bari duymuş olurum”. Tam böyle düşünürken, cep telefonunun sesiyle irkildi, omuzlarında bir yorgunluk, bakışlarında bir burukluk telefona uzandı. , ekranına baktı, arayan oğluydu.
    Sevinmeli miydi? sevinemedi. …acaba …acaba gelemeyeceğini söylemek için mi aramıştı. Telefonda kutlayıp geçecek miydi anneler gününü, sarılamayacak mıydı yavrusuna?
    Açtı telefonu;
    - Alo...
    - Alo, nasılsın anneciğim?
    - Sağol yavrum, sen nasılsın?
    - İyiyim anneciğim.
    - Ne yapıyorsun, işler nasıl?
    - Biraz zor oldu ama alıştım, hem bu şehre, hem de işe alıştım.
    - Öyle mi yavrucuğum.
    Söylemiyordu işte ne telefonda kutluyordu, ne de gelmiyeceğini söylüyordu. Sonunda dayanamayıp sordu;
    - İzin aldın mı yavrum?
    - Evet anneciğim, izin aldım. Sen nerden bildin.
    - Nerden mi, anneler günü için izin almadın mı?
    - Ha, anneler günü doğru ya. Anneler günün kutlu olsun anneciğim.
    - Sen sen. . bunun için izin almadın mı?
    - Ah anneciğim, çok sevdiğim, benim için çok önemli bir bayanı görmeye gideceğimi söyledim. Şefim de izin verdi. Şimdi onun yanına gidiyorum.
    Orta yaşlı kadın durakladı, sesine hakim olmaya çalıştı.
    - Öyle mi, nasıl biriymiş bu?
    - Anneciğim, emin ol bana, senin daha önce yaptığın yemeklerden daha lezzetlisini, daha önce yaptığın tatlılardan daha tatlısını yapmıştır, beni bekliyor şimdi.
    - Ben… şey… tamam yavrucuğum. Şey, umarım o da seni seviyordur.
    - Sevdiğine eminim anne, zaten bu ilk iznimi sırf onu görmek için aldım. Babam nerde anne?
    - Dışardaydı yavrum. Hah. . kapı çalıyor, sanırım baban geldi.
    - Tamam anne selam söyle, ben de mis gibi kokuların geldiği, dünya da en çok değer verdiğim bir dünya güzelinin kapısındayım.
    - Tamam yavrum, söylerim. Sonra yine ara yavrum. Allah’a emanet ol.
    Telefonu kapattı. Oysa ne kadar özlemişti oğlunu, ne kadar görmek istiyordu. Kapıya eli uzanırken, gözünden süzülen yaşlara engel olamıyordu.
    Kapıyı açtığında, boynuna atılan oğlunun “-Canım anneciğim, anneler günün kutlu olsun!” diye bağırması sanki bir rüya sahnesiymiş gibi geldi. Oğlu; “-Anneciğim, seni sevindirecek bir sürpriz yapayım dedim, lütfen ağlama” dese de, annesi sevinçten hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.
  • Hiç söylenmemiş sözler söylemeli..
    El değmemiş,duru sözler sevdiğim için..
    Sevdiğim..!

    Şehir giysilerini kıskanır
    Ve bu yüzden bürünür geceye
    Güneş gözlerinden beslenir
    Ve saçlarını kollar görmek için…

    Sensizken, şehrin boş meydanlarında yürüdüm
    Kalın puntolarla
    İri laflar ettim,
    Öfkemi saldım,
    İri dişli postallar üzerine…

    Sevdiğim …
    Vera..!
    hangi çocuğu okşadın..?

    ellerinde gülden kokular,
    dilinde aşk nağmeleri

    Söylesene Vera,
    Hangi çocuğun adını andın..?

    Sahi Vera,
    En son ne zaman görmüştük Sena’yı
    Hatırlasana deli kız sana emanet etmiştik o bombaları

    Sevdiğim..!
    Bak;
    Umut kan pıhtısı rengine döndü

    Sen Vera,
    Filistin’den geçerken sakın eteklerini toplama
    Biraz kan bulaşmış şekilde çık karşıma

    Ve sakın unutma
    O ilk çocuğumuzdur..
    Asırlardır dillerde olan Leyla’dır..

    Meryem’in suskunluğunda can bulan gözleri vardı Züleyha’nın
    Daha düşmeden, kirli kelimeler diyarına…

    Bilirmisin Vera, bu kaçıncı çocuk
    bu kaçıncı kertik yüreğe atılan..

    Artık eskisi gibi değil, daha da sancılı
    Artık daha da sancılı

    Asırlardan uzat ellerini Vera,
    Ellerini bulur ellerim bir Grozni kuşatmasında…

    Dağları görüyormusun Vera..?

    Her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
    Murat’ım… Metin’im… Berat,ım…

    Hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında..
    Hani beraber açmıştık orucumuzu…
    Kimi Marmara’da, kimi Yıldız’da..

    Koş Vera koş..
    Ülkemin sürgün yerlerine koş..

    Ağlama deli kız, ben ağlarım..
    Seni böyle görmemeli her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız.

    Ve annelere de söyle,sakın ağlamasınlar..
    Ve onlara sakın ölüler demesinler..

    Söylesene Vera,
    Çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir.?

    Öfkemiz taş doğursun Vera
    Taş doğursun..
    Yüreklerimizi söksün yerinden..

    Bak her tarafta elleri sapanlı Ebabiller..
    Ebrehe’nin tanklarına kan kusturur..

    Şimdi firavun’u boğan kızıldeniz’i ağlama duvarının önünde görüyorum.

    ki;
    Asa değil Musa’nın elindeki, çağın sökülmüş kalbidir..

    Bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera
    kendimizi odalarımızda bulduk
    Postallı korkularımızla..

    Söylesene Sevdiğim…
    Hangi rengini çaldılar gökyüzünden..?

    Bak zulüm, çin seddini aştı.

    Aaaah Sevdiğim..!
    İçimizdeki Musalardan ne haber vardır..?
    İbrahimlerden.. Yusuflardan…

    Yoksa Musa’yı Kızıldenizde yalnız mı bıraktık..?
    Kendi ellerimizle mi verdik İbrahim’i nemrutlara..

    Şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf’un sesi..

    Unutma Vera’m..!
    Filistinde doğan her çocuk, ilkin annelerinin göğsüne;
    sonra yerdeki taşlara uzanırlar..
    Neredesin..!
    Ey İsmail’in boğazındaki merhamet..!
    Üzerimizdeki bu acıyı kaldır..!
    Ya ebabilleri gönder, ya bizi de oraya aldır..!
    Her taraftan bana yönelir seni arayan sesim..

    Vera benim… Vera benim…

    Numan ARIMAN
  • Ey insan! Sen gülümsemeyle ağlama arasında bir varlıksın.

    —Bayron
  • Sen üzülme ben giderim. Ama ağlama da, gittim ya farkedemeyebilirim