İzlenme çağı
Her an, her yerde, her şekilde izleniyoruz Kameralar tepemizde sürekli gözleniyoruz Hepimiz veri havuzunun erleriyiz Onlar için sadece birer basit veriyiz Ağlara bağlanmış bir halde Ağlanacak haldeyiz Wi-fi’miz açık, bilincimiz kapalı Konum mankeni olarak yaşıyoruz hayatı Boşuna yok edilmedi yüzümüzün kızarması Yüzümüz kimlik olacak yakında Birbirimizin yüzüne zaten bakamıyorduk Bundan böyle kimlik olarak bakacağız Gizlenme çağı bitti çoktan, izlenme çağındayız Her an, her yerde, her şekilde izleniyoruz En kötüsü de eskisi kadar yalnız değil Sürekli kameralara yakalanan O çaresiz yalnızlığımız
Sayfa 127·Kitabı okudu
Bu kitapta en çok dikkatimi çeken bir şey daha vardı, papa ayine çağırmak için ev ev dolaşıp onları çağırırken, insanların dediği tek şey vardı; bizi ayine çağırmak yerine bir ekmek getirsen daha iyidir. İşte günümüz de de öbür dünya da bizde şarap içecez, biz de yemekler yicez, en güzel huriler bizim olacak, çünkü bu dünyada sefalet çekiyoruz. Diyerek insanları kandıran sözde imamlar o kadar şuan ki durumumuza benziyorlar ki ağlanacak haldeyiz ama onun yerine gülüp bu durumu kabulleniyoruz işte denecek, anlatacak o kadar çok şey var ki ama gel gör ki söylenilemiyor çünkü bu dünya bizim değil bu dünya başta olanların dır. Onlar istediği gibi yönetiyor ve bizim yaptığımız tek şey dinlemek boyun eğmek.
Duygu ve Düşünce
Doğal olarak hiç kimse, önce başkaları yapmazsa kendini kısıtlamak istemiyor. Başta hepsine geçici bir düzenleme gözüyle bakılmıştı ama beyefendiler bu geçici düzenlemeyi yuva bilip kuruldular. Ağlanacak haldeyiz.
Kitap Alıntısı
MUVAFFAKİYETLER DİLERİM
Böyle biterdi mektupların pek çoğu; "Muvaffakiyetler dilerim." Ne garip bir süreçtir ki kimi sözlükler bu kelimeye başarı ya da şans demişler. Bu yüzden midir acep artık en zorlu sınavlara
Sayfa 21
Böyle çaresiz, mütevekkil, gözlerimiz kapalı ölüme koşmak için mi geliyoruz dünyaya. Ne yaparsak yapalım bu zaafımızla pek ağlanacak haldeyiz. Tenha yerlerin muazzam tabiatı bu dertleri büyütüyor hep. Ve heyecanlandırıyor insanı. Şehirlerde şöyle bir düşünemeden etrafımıza adamakıllı bakamadan, değirmenin içindeki buğday taneleri kadar şaşkın yok olup gidiyoruz. Buralarda bir karıncanın kımıldayışı bir kuş sesi, ufacık bir dalın kocaman bir gölge yaparak geçiverişi ürpertiyor beni. Şehirlerde bunları göremeyiz bile. Tabiatla yakın olunca bunlar yüksek bir korku yaratıyor. İlk insanları bugün zavallılıklarıyla, gözleri dışarı fırlamış bir halde yaşattım o ormanlarda. Tabiatla beraber yürekleri çarpan bu insanlar ne kadar büyüdüler gözümde...
Sayfa 256 - Ayşe Sıtkı İlhan
Alıntı
Böyle çaresiz, boynu eğik, gözlerimiz kapalı ölüme koşmak için mi geliyoruz dünyaya? Ne yaparsak yapalım bu zaafımızla pek ağlanacak haldeyiz.
Sayfa 152·Kitabı okudu
1000k