“ ‘Hayât-ı âile’ isminde bir ma’îşet var; Sa’âdet ancak odur... dense hangimiz anlar? Hayât-ı âile dünyâda en safâlı hayat, Fakat o âlemi bizler tanır mıyız? Heyhat! Sabahleyin dolaşıp bir kazanca hizmetle; Evinde akşam otursan kemâl-i izzetle; Karın, çocukların, annen, baban, kimin varsa, Dolaşsalar, seni kat kat bu hâleler sarsa; Sarây-ı cenneti yurdunda görsen olmaz mı? İçinde his taşıyan kalb için bu zevk az mı? Karın nedîme-i rûhun; çocukların rûhun; Anan, baban birer âgûş-i ilticâ-yı masûn. Sıkıldın öyle mi! Lâkin, biraz alışsan eğer, Fezâ kadar sana vâsi’ gelir bu dar çenber. Ne var şu kahvede bilmem ki sığmıyorsun eve? Gelin de bir bakalım... Buyrun işte bir kahve…”
Sayfa 233·Kitabı okuyor
“Âteş-i aşkın dilimde her ne dem pür-cûş olur Dûd-ı âhım şu’le-i dûzahla hem-âğûş olur Ol kıyâmet-sûz-ı aşkım kim reg-i dâğ-ı derûn Sad-hezârân âfitâb-ı mahşere serpuş olur” Leskofçalı Gâlib Bey (Ey Sevgili!) aşkının ateşi, gönlümde her ne vakit coşup kabarır; işte o anda, içimde ateşinden neş’et eden) ahlarım dumanı, cehennem Aleviyle (iki eski dost gibi) kucaklaşır, birbirine karışır. Kıyameti (bile) yakan öyle bir aşka sahibim ki, içimdeki dağlama yaralarından sarkan (kömürleşmiş yanık) damarlar, (eğer iplik yumruğu gibi tezgaha gerilip dokunsa) yüzbinlerce mahşer güneşine serpuş olur (da onların ateşini tesirsiz kılar).
Sayfa 122·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ağûş-ı Nebî'de büyüyen Ali, meydân-ı harbde en kavî müşriki altına alıp kellesini vücûdünden ayıracağı esnâda müşrikin en son müdafaası olan tükürüğü yüzüne gelince: «Kalk ayağa!» deyip düşmânına aman vermişdi. Düşman: «Benim başımı koparmak fırsatını neye bırakdın? Hangi şey mâni oldu?» diye sorduğu zaman, Hazret-i Ali: «Biz kılıncı Allah nâmına vururuz. Bu işe nefsim de karışdı, yarısı kendi hesabıma, yarısı Allah hesâbına kılınc vurmam» diye cevab vermişti.
Sayfa 407 - Yaylacık Matbaası 1984 Baskısı·Kitabı okuyor
ags +90 da buna dahil midirr
Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunun gerçekleşmesini sağlamak için bütün evren işbirliği yapar.
Alıntı
ahiliğe giriş sınavı (ags)
De bakalım, Ahiliğin açığı kaçtır? — Dörttür. — Say gelsin! — Eli, yüzü, gönlü, sofrası... — Kapalısı kaçtır? — Üçtür. — Say gelsin! — Gözü, beli, dili... — Gözü kapalılıktan murat nedir? — Kimsenin suçunu, ayıbını görmemektir.