“İmdat! Schopenhauer, Nietzsche, Kant,
Yetiş ya Platon, sevgili Hegel!
Herkesi herkesleştirmeye, çalışıyorlar.”
Yaşam gibi değişken,kırılgan,çoğu zaman grift ve çok katmanlı bir olguyu; sabit, monolitik,tek boyutlu bir temaya indirgeyen popüler ve klişe kişisel gelişim metinlerinden illallah eden okurlar için kurtarıcı niteliğinde bir eser.
Yaşasın geleneksel felsefe kanonları, kahrolsun çağdaş düşünce literatürü !?
Düşünmeyi ve düşünceyi kapalı tematik bir yapı ile kavramsal çerçeveye hapseden,piyasa odaklı,normatif ve reçeteci yaşam rehberlerinin, araçsallaştırılmış pragmatik mutluluk anlatılarının karanlığından tanıdık bir el bize uzanıyor.
<3 Schopenhauer:
"Ah benim pesimist Pierogim"
Acı dolu ama leziz felsefi bir tatsın.
(burada okur; yazarın memleketine "Polonya mutfağına" ve "karanlık felsefesine" gönderme yapıyor)
Kesin yargılardan bilinçli olarak kaçınan aforizmaları, çoğu zaman bir sonuca varmak yerine bizi düşünsel bir eşiğe çekip orada bırakıyor.
Bu yaklaşımıyla, bilgelik fikrini tamamlanmış bir hâl değil, süreklilik gösteren bir sorgulama biçimi olarak,normatif tanımlar üzerinden değil, deneyim, sezgi ve düşünsel yoğunluk üzerinden ele alıyor.
İçeriğinin merkezinde insan deneyiminin farklı ve çoğu zaman çelişkili yönleriyle,zaman, belirsizlik, seçim, acı, umut ve anlam arayışı gibi temel varoluşsal meseleler yer alıyor.
Yazar yaşam bilgeliğinin öğretilebilir olmasından çok, tartışılabilir bir alan olduğunu ima ediyor.
Bize balık tutmayı öğretmiyor, oltayı kırdırıyor.
Bizler, kendi benzersiz (zihin) mutfağımızın biricik aşçılarıyız.
Hepimizin damak tadı da, tarifleri de eşsiz; öyleyse herkese afiyet olsun, zira bu kitap, zihninizin damağında hoş bir tat bırakacak..