«Bu sabah bir gazetecinin yanın­dan geçerken kocaman başlıklar gördüm: "Vietnam'da doğa kıyımı şiddetleniyor. Binlerce dönüm arazide ağaçlar kurudu." Ah, doğru olamaz bu! diye düşün­düm. Böyle bir şey yalnız uğursuz iblislerin aklına gelebilir. Ama sonra hatırladım ki, insanoğlu zaten uğursuz bir iblis olmuştur.»
Sayfa 81
Edebiyat
"Kanat ister misiniz? İki eli olduğu halde hiçbir şeyi elinde tutamayan insanoğlu, bir de, 'ah keşke kuşlar gibi kanatlarım olsa!' demez mi?.."
Reklam
“Ah! İnsanoğlu!” diye mırıldandı d’Avrigny; “tüm hayvanların en bencili, tüm yaratıkların en bencili insan, her zaman dünyanın sadece kendi çevresinde döndüğüne, güneşin sadece kendisi için parladığına, ölümün sadece ona geleceğine inanır; bir tutam otun tepesinden Tanrıyı lanetleyen karınca! Yaşamlarını yitirenler, onlar hiçbir şey yitirmediler mi?"
Edebiyat
Ah şu insanoğlu!
Şu dünyaya insanlar, ahmak geliyor, kör gidiyorlar.
"Ah! İnsanoğlu böyledir. Özellikle genç kısmı böyledir. İnsan, başkalarının tecrübelerine itimat etmez. İtimat etmek içinse, tecrübeleri bile bizzat tecrübe etmek ister. Hâlbuki bu tecrübeden, pişmanlıktan başka bir şey doğmaz."
Alıntı
Kamışlıkta bir kamış yetişiyor; bu, cansız diyebileceğimiz bir nesne; ama insanoğlu o kamışı kesiyor, terbiye ediyor, bağrını deliyor, oradan Allah'ın kulağa ve gönle hoş gelen frekanslarını üretiyor ve ortaya ney taksimi çıkıyor. Bu ses de tabiat kanunları muvacehesinde gerçekleşiyor; ama o seste fiziğin de ötesine geçen bir duygusallık var. İnsandan başka hiçbir varlık, o kamışı kesip terbiye ederek oradan insan duygularına hitap eden bir alet yapamaz. Neden Dügâh perdesindeki "la" sesini 444 frekansında beğeniyoruz da 454 frekansında kakofonik buluyoruz? Çünkü o ses hoşumuza gidiyor, ezelden beri kulağımız o şekilde programlanmış Çok hassas kulaklar perdelerdeki komayı fark ediyorlar. Aynı şekilde hat sanatında elif harfinin bir yazım şekli var, biraz sağa ya da sola kaysa gözümüze güzel gelmeyecek.
Reklam
Reklam