Aynaya bakıp kendinizle yüzleşme gereği duyma ihtiyacı hissedeceğiniz bir kitap olacak muhtemelen okuyunca. Bu kısma dair birkaç kelimeyi son paragraflara saklıyorum.
Yani, F. Kafka babasına yazdığı ve hepimizden, insandan izler taşıyan; babalara, erkeklere, abilere, büyüklere, hatta belki de annelere o kadar çok şey anlatmış ki 'Kişisel Gelişim' kategorisinde değerlendirilmesi gereken bir eser olduğunu söyleyebilirim.
Ataerkil olduğu söylenen toplumların-ki Orta Asya, Ortadoğu kültürüne baktığımızda devlet, aile, devlet yönetiminde erkekler kadar kadınlar ile de övünülür- hani baskın, her şeyi bilen yanı vardır... Bu bilgi de aslında dirsek çürüterek öğrenilmiş, çaba sarf edilmiş, emekle elde edilmiş doğrular değildir genelde. Yaşanılmış acı tecrübelerden sarf (kıyas) ederiz bilgi adına eylemde bulunurken çoğu zaman. İşte elimiz altında bulunan zayıflara karşı genel tavrımız da bu olur maalesef. (İşin uzmanı, ehli meslek erbabı, eğitimcileri âli makamlarında bir kenara bırakarak)
Kafka'nın babasına yazdığı mektup, aslında çocuklar başta olmak üzere (ki babasının işçilerine karşı da aynı tutum içinde olduğunu anlıyoruz) ' zayıflara' karşı bu yaklaşımın birçok başka kültürlerde de aynı olduğunun kanıtı olmuş. Kafka, Yahudi asıllı bir ailede yetişmiş biri. Yani Ortadoğu Sami ırkının baskın özelliklerini taşıyor yetiştiği kültür. Yazar bunu mektubunda : " Senin yaşamında hüküm süren inanç, temelde, Yahudi toplumunun belirli bir sınıfının fikirlerinin koşulsuz doğruluğuna inanıyor olmandan dolayı ortaya çıkmıştı ve zaten bu fikirler senin bizzat kendi doğanın
önemli bir parçasını oluşturduğu için de , asıl inandığın ilah kendindin" sözleriyle açıklıyor.
Kafka'nın karakterinin oluşumunda babasının -genel olarak olumsuz manada- nasıl katkılar sağladığı, daha