Asr-ı Saadet'te, İslam'ın yayılma süreci, ilkin tek tek bireylerin Müslüman olmasıyla başlamıştır. Fakat daha başından beri bu tek tek bireylerin her birinde ayrıca güçlü bir cemaat bilinci de mevcuttu. Onlar birey olarak Müslüman olmanın gerekli fakat yeterli olmadığıın farkındaydılar. Bununla birlikte İslam belli bir süre boyunca hep münferit tebliğ usulünü benimsemiş, izlemiştir. Henüz aleni tebliğin yapılmadığı dönemlerde bile ilk Müslümanlar arasında toplum halinde yaşamanın bilinci içindeydiler ve öyle yaşıyorlardı. Hz. Erkam'ın evi, bu, sayıca az, keyfiyetçe yüksek kaliteli toplumun karagahı durumundaydı. Bu toplum, İslam'ı o evde talim etti, orada yavaş yavaş çoğaldı, küfrün karşısında tebliği alenileştirmekte bir sakınca olmadığına kanaat getirince, bütün Müslümanlar ilk defa Kabe'de ve açıkça namaz kıldı.