Bir bebek dünyaya gelir, uyumsuz bir bebek. Gözleri görmez, boynu başını tutabilecek güçte değildir, kolları ve bacakları tutmaz. O hep bebek kalacaktır. 3 yıl yaşayabilir der doktor endişeli aileye.
Engelli bir bireyin, aile üyerini nasıl etkilediğini anlatan, okurken tüylerimi ürperten, sade anlatımının yanısıra şiirsel hissettiren bu kısacık hikaye gerçekten okumaya değer.
3 kısımdan oluşuyor hikayemiz. Ağabey, kız kardeş ve sonuncu. Her birinin engelli kardeşleri hakkında düşünceleri anlatılıyor, her birinin bakış açısındaki farklar, aynı olaylara verdikleri farklı tepkiler ve kurdukları bağların çeşitliliği oldukça çarpıcı.
Bu metin; sevginin iyileştirici gücünü, kurduğumuz bağların bize aynı zamanda acı yaşatabilmesini ve yaşadığımız acıların bizi canlı tutması hakkında düşünmemi sağladı.
Ve en güzeli de bu hikayeyi taşların ağzından dinliyor oluşumuz. Her şeyi izleyen, gözlemleyen taşlar hep oradalar. Her şeye şahit oluyorlar. Sessizce, dünden bugüne ve bugünden yarına hep orada duracaklar ve dinleyecekler...