Puan vermedi·224 syf.··
2026 37. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 11:06
Öncelikie arkadaşlar kitabı asla bu kadar akıcı beklemiyordum. İskender Pala'nın kalemi biraz ağırdır ama bu kitabı o kadar hafif ve akıcı ki su gibi bitti diyebilirim. İki günde okudum bitti neredeyse. Bu kadar güzel bir eser olacağını tahmin etmemiştim. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere kitap bir soygun hikayesini anlatıyor. Hepimizin en az bir kere bile ismini duyduğu o müthiş mücevher kaşıkçı elmasını çalmaya çalışacak ekibimiz. Ekip ki ne ekip, Zindan Şeyhi Müderris Ubeydullah Ağa, arastada bir mücellit, Kapalıçarşı'da bir elmastıraş, bir cündi bir de hırsız. Birde lakaplarını bilseniz, farklı karakterler,kendilerine göre adları, müthiş bir ekip.Sarayda onlara yardım edenleri de unutmamak gerek, porsuk'un biricik aşkı Rila hatun, ve analıgı saydığı Zafire kadın. Yıllarca elden ele geçen, tosun paşanın zevcesine hediye olmuş, ve sonradan yolu sarayla kesişmiş bir kolye kaşıkçı elması.Bir kâğıt toplayıcısının eline geçer elmas, anlamaz tabii değerini, gider bir kaşık ustasına üç kaşık karşılığında satar, kaşık ustası durur mu? O da hemen birkaç akçe karşılığında doğru bir kuyumcuya... Hepsi kendine göre kârlı bir iş yapmıştır. Hiçbiri bilmez elindeki elmasın değerini... Hikayenin sonu ise çok daha şaşırtıcıdır, ekibin üyelerinden biri olan ve sevdasına kavuşmak için bu ekibe dahil olan porsuk'un sonradan kim çıkacağına acayip şaşıracaksınız. Ama bilemez porsuk kim olduğunu, çünkü eğer gerçek kimliği öğrenilirse canından olur. Porsuk'un gerçek kimliği sır olarak saklanmalıdır. Ve bu sır bundan sonra Ubeydullah ağanın himayesindedir. Birbirine güvenen bu ekip acaba çalabilecek mi kaşıkçı elmasını? Olaylar nasıl şekillenecek? Merak dolu bir roman okumak istiyorsanız kesinlikle tavsiyemdir.
Edebiyat
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,411 okunma
Ehline düşmeyen her şey ziyan olur. /790. İnceleme
9/10
·224 syf.··
2026 31. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 07:54
Bilir misiniz kaşıkçı elmasının hikâyesini? 17. yüzyıl… Bir kâğıt toplayıcısı çöplükte bulur elması, anlamaz tabii değerini, gider bir kaşık ustasına üç kaşık karşılığında satar, kaşık ustası durur mu? O da hemen birkaç akçe karşılığında doğru bir kuyumcuya… Hepsi kendine göre kârlı bir iş yapmıştır. Hiçbiri bilmez elindeki elmasın değerini, geçip gittiğinde, yitip bittiğinde bile. “O yüzden ki elmaslar sultanlar içindir evlat! Çöplükte bulduğunu üç kaşığa değişen zavallı elmasın değerini biliyor olsaydı…” “Taht ki bahttır, kime nasip olacağı belli olmaz. Aşk ki tahttır, kime tac giydirir bilinmez.” Takvimler 1826 yılının sonbaharını gösteriyor, Tahtta ülkeyi tek başına ayakta tutmaya çalışan Sultan 2. Mahmut! Zaman, mutsuz insanlar zamanı… Osmanlı’nın görkemli günlerinden eser kalmamış, ayak bastığı yeri titreten devlet şimdi kendi içinde dahi zor zamanlar geçirmekte, Mora ayaklanmış, yıllarca bir arada, kardeşçe yaşayan insanlar başlamış Türkleri katletmeye… “Filik-i Eterya canileri Mizistre’de Türkleri kırıyorlarmış diye duyup imdada gittiydim. Meğer buradaki yandaşları fırsat kollarmış, yokluğumdan istifade evimi basmış. Geldiğimde ikisinin de deşilmiş cesetleri kokmak üzereydi.” Tarihin unuttuğu bir soykırım, akıl almaz zulümler, tecavüzler… “Masalları artık değiştirmek lazım dostum, ormanın sultanı aslan değil tilki olmalı.” “Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi,” diye başlıyor Charles Dickens İki Şehrin Hikâyesi’ne, “Hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık, hem inancın devriydi hem şüpheciliğin…” Tam da öyle zamanlar… Bir soygun planlanıyor, sarayın en değerli mücevherini çalmak için! Sarayın en iyi korunan odasından en değerli mücevheri, kaşıkçı elmasını çalmak! Kim yapabilir bunu? Zindan Şeyhi Müderris Ubeydullah Ağa, namı diğer Aslan, arastada
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,411 okunma
Reklam
bedel ödeyen türk kelebekleri..
Puan vermedi·255 syf.··
2026 194. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 20:54
1914 yılında I. dünya savaşına dahil olan osmanlı devleti dört yıl sonra, 30 ekim 1918de, mondros ateşkes antlaşması ile farklı cephelerde aynı anda verdiği savaşı sonlandırır.. bu antlaşmadan iki hafta sonra, 13kasım 1918de, işgal kuvvetleri donanmaları istanbulun önemli stratejik ve askeri yerlerini kontrol altına almak üzere istanbula gelirler.. osmanlı devletinin I. dünya savaşına dahil olmasından beri kargaşanın, kaosun eksik olmadığı istanbulda artık kargaşa, kaos en üst seviyededir.. istanbulda hayat pahalılığı had safhaya ulaşmış, şehirde yaşayan bazı ermeniler, rumlar, yerli işbirlikçiler istanbul halkına her anlamda zulüm çektirmek için birbiriyle yarışır hale gelmiş, şehirde ikamet eden kadınların canı, namusu daha bir tehlikeye girmiş, işgal kuvvetlerinin şehirdeki varlığı asayişi sağlamak bir kenarda dursun işgal kuvvetlerinin şehir halkına yaptıkları asayişsizliği körüklemiştir.. işte genel olarak bu şartlar altında olan işgal istanbulunda bir polis vardır.. bu polis mehmet cemil efendiden başkası değildir.. kendisi, mehmet cemil efendi, biraz da babasının hatırı gözetilerek kayırılmış, bu şekilde polis olmuştur.. şöyle ki; makedonyanın manastır bölgesi türklerinden olan ve muhtemelen 19. yüzyılın sonlarında istanbula gelen lütfiye hanım, tahir efendinin çocuğu olarak dünyaya gelen mehmet cemil, ortaokulu bitirdikten sonra imalatı harbiye usta mektebine yazılır, iki yıl üst üste son sınıfta kalınca okuldan kaydı silinir.. yukarıda da kısaca anlattığım gibi o dönemin istanbulunda ekonomik olarak ayakta kalmak için geçer akçe devlet memuru olmaktır.. zira sırtını işgalcilere yaslayan mutlu azınlığın olduğu şehirde alnının akıyla ticaret yapmak ve para kazanmak çok çok zordur.. kaldı ki o dönemin istanbulunda yaşayanı bunu göze alsa bile ticarete
Şeytan Adası'nda Bir TürkCemil Eryürek · Ötüken Neşriyat · 202123 okunma
“Ben, bu kitaptaki bakış açısı ile Müslüman oldum!”
9/10
·519 syf.··
2026 26. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2026 16:26
“Bu kadar okuma, kafayı yiyeceksin!” Öyle derdi anneannem, bir dayım varmış, ismi Behçet; kütüphanede çıldırmış, durup dinlenmeden okurmuş. Bir de sevdiği varmış, kavuşamamış, delirince sevdiğinin değil de annesinin ismini haykırıp durmuş. Hiç tanımadım, tanımadığım insanlar içinde en çok onu tanımak isterdim. “İyi kitaplar okumayan birinin, okuma bilmeyenlere karşı üstünlüğü yoktur,” Mark Twain’in çok sevdiğim, duyduğumdan beri okuma konusunda kendime rehber edindiğim sözü. Bir yazar okuyor Altay Cem Meriç, cevap bulamadığı sorular onunla örtüşmeye başlayınca kendisinin ateizm yolculuğu başlıyor. Arafta o zamana kadar… Eğer kafasındaki soru işaretlerini o yazar değil de Müslüman bir yazar/din adamı giderse kuşkusuz yöneldiği taraf İslam olacak. Böyle kitapların kıymeti o anlarda ortaya çıkıyor işte! Onu alıp götüren yazar ise, Friedrich Nietzsche ! youtube.com/watch?v=9l8PA-m... “Bu eserde ele aldığımız ve ‘nübüvvet ispatında haber değerlendirmesi’ şeklinde ifade edebileceğimiz yöntem, yaklaşık on sene önce benim ateizmden İslam’a geçmemi sağladı.” İşte orada durun! Bir yöntem var ve bu yöntem ateist birinin İslam’a dönmesini sağlıyor. Daha ön sözde karşılaştım bu bilgi ile. Ve o an dedim ki, bir kişi bile bu yöntemle İslam’ı bulduysa mutlaka okumalı, tanımalı ve kafasında soru işareti olan kim varsa tanıtmalıyım! Peygamberliğin İspatı İnanmayan birini bir şeye nasıl inandırırsınız? Delil sunarak değil mi? “Fikir pazarında tek geçerli akçe delildir,” neticede. “Bu yüzden bu eserde, nasıl Müslüman olduğumdan ziyade, beni Müslüman yapan delilleri ve bakış açısını ele almanın çok daha faydalı olacağına inanıyorum.” Eser yazım sürecinin ardından yalnızca Müslümanlara değil de Müslüman olmayanlara da eleştirmeleri için gönderiliyor, zira aslolan Müslüman olmayanları
Peygamberliğin İspatıAltay Cem Meriç · İnsan Yayınları · 20251,730 okunma
4/10
·224 syf.··
2026 3. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 00:11
Kitap, Şevket Pamuk'un geçmişteki yıllarda Osmanlı tarihinde ekonomik bulgular üzerine yayımladığı makalelerin bir bütün olarak derlenmiş versiyonu. Osmanlı'daki maliye yönetimini merak eden bir okur olarak bütünlük içeren bir anlatım bulmak düşüncesiyle esere başladım ancak umduğumu bulamadım. Kitap makalelerin bir derlemesinden oluştuğundan ötürü Pamuk, birden fazla makalesinde birebir aynı paragraflara yer vermiş. Birkaç bölüm kitabı okurken 3 veya 4 defa tekrar tekrar karşınıza çıkıyor. Kitabın okurlara yönelik değil, araştırmalara kaynakça olması misyonuyla yazıldığı kanaatindeyim. Son olarak İş Bankası Kültür Yayınları'nın eseri imla olarak elden geçirmesi mühim. Birçok, her şey, birtakım, bir şey ve daha birçok kelimenin yazımı günümüz imla kurallarına uymuyor. Osmanlı İktisadi Politikaları üzerine tez yazacak olan akademisyenler için faydalı bir kitap. Un, tuz, kömür vb. emtiaların yüzyıllar içerisindeki fiyat endeksleri (gümüş akçe karşılığı olarak) grafik ile ortaya konmuş. Yazımda da bahsettiğim üzere ekonomiye ilgi duyan okurlara yönelik bir çalışma olmaktan ziyade akademiye yönelen bir kitap olmuş.
Osmanlı Ekonomisi ve KurumlarıŞevket Pamuk · Türkiye İş Bankası Yayınları · 201474 okunma
Zafer her şeyi örter mi?
6/10
·320 syf.··
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2026 18:38
Çok güzel başlayıp kötü ilerlemesi üzücüydü. Hindistan seferi son derece etkileyiciydi. Çıplak Hintli ile Timur’un konuşmaları, hatta Siva’nın çıplak Hintlinin elinde geleceği gösterişi, fillerin üzerine develerle gidiş, dağlardan ‘uçarak’ geçiş… O bölümlerde gerçekten büyük bir komutanın zekası, cesareti, ihtişamı hissediliyordu. Keşke böyle devam etseydi. Ne yazık ki kitap bambaşka bir yönde ilerlemeye başlıyor. Altmış yaşlarındaki Timur'a bir mektup geliyor: 'Kızımla evlenmenizden çok mutluluk duyarım' diye. Bu kız da güzelliğiyle her yerde adını duyurmuş on beş yaşında bir kız. Yaş farkından dolayı duruma olumsuz bakan Timur, yine de gidip kızı görmek istiyor. Tacir kılığına girerek kızın evine gidiyor. Kızın güzelliğinden büyüleniyor ve evlenmek istediğini söylüyor. Kızın istemediği her halinden belli olsa da, en başta kimliğini gizlemeyi tercih eden cihangir, kendisinin Timur olduğunu söyleyerek kıza tekrar düşünmesi için zaman tanıyor. Kızın isteği olmadan evliliğin olmayacağını söylese de, ismini ortaya koyması, tehditkar halleri aslında kıza pek de açık kapı bırakmıyor. Tarihi roman deyip geçmek istedim. Ama gözümün önüne ihtiyar bir adamın küçücük kızı öpmeye çalışıp ‘küçük’, ‘çocuk’ diye hitap etmesine rağmen güzelliğinden büyülendiği için evlenmekte ısrar etmesi gelince rahatsızlığım had safhaya ulaşıyor. Belki bunlar erkekler için rahatsız edici olmayabilir ancak hayatı boyunca sözlü, fiziksel ya da göz temasıyla dahi olsa tacize uğrayan biz kadınlar için oldukça tetikleyici diye düşünüyorum. Bu gibi konuların romantize edilmeye çalışılması beni rahatsız ediyor. Evet, aşkı çok güzel anlatan cümleler var, ama onların yaşlı bir adamın torunu yaşındaki kız çocuğuna kurulduğu da bir gerçek! Yanlış yaptığını içten içe bilmesine rağmen, o yoldan vazgeçmiyor.
Edebiyat & Roman
TimurlenkM. Turhan Tan (Mehmet S. Fethi) · Ötüken Neşriyat · 202128 okunma
Reklam
Reklam