sema

sema
. .
Resim-İş Öğretmenliği / Grafik Tasarım
11 Kasım
276 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
ölünce bir partizan gibi ölmeliyim sabahın kuşluk vaktine savrulan savrulan savrulan ergen ölüleri gibi. Şehrin şarkısını söylediğim zaman yağız bir kımıltı oluyor sesim korku ve cüzam korku ve cüzam korku…
Sayfa 37·Kitabı okudu
"aşkından şarkılar, nağmeler dudağımda."
Davun
Uç benim boynumun soytarısı kirle her cemreyi bana doğru olan unuttum güçbela soluyan perdeleri dudaklarımı ısırdıkça kabaran akşam unuttum onu da. Zaten bir tanım değil midir tavsayan düşüp kalkmalara hüznün hacanası diye bildiğim akşam bir tanım değil midir o kıyısız ellerimiz fırça çekmeye doğru ölümün bacısına parmak atmaya doğru şiir okuyaraktan aşk – bir tanım değil midir – kusturucu güzellikler ardından. Her tanım bir ağı parçalıyor gibi çevremizde azgın atlar boşandıkça sesimin avlusundan uç benim boynumun soytarısı dölle ovalı yüreğimi akarsuyunnan göğsümde serinleyen akçıl kuşların esirgeyen bağışlayan DİRENMEnin adıyla indir koynumun yılgısını mor bulutların ordan indir, indir de geceleyin dupduru bir iniltiyi bağrımdaki sağırlıkla değiştirmeye doğru – Fırlamayın, bıktım tanımlanmaktan. Leş yiyen akçıl kuşları severim çünkü akçıl göçmen kuşları çünkü çünkü özentisiz taşra yanakları gibi çarşılara ilişkin firengili göklerin altında olmak gibi yatırları severim
Sayfa 32·Kitabı okudu
Ben nereye adımı yazsam nereyi göstersenı parmaklarımla orası şapkalar yüklü bir vagondur, nerede daralmış görsem bir adamı akşamın güzelim buğusunda eli-ayağı tutulmuş bir çiçeğe uzanırken utandığını görsem işte iğrentim yayılıyor derim, işte sırtlanlar soluyor ellerimde
Sayfa 29·Kitabı okudu
Geceleyin Bir Koşu
Külden bir ağzım vardı mermilerden önce çanların saçlarıma değdiği yerde ulurdu Mori, bakırcı çarşısı, incitepe ağzımın üniformasına sokulurdu. Bir çocuğun ağrıyan gülüşü vardı mermilerden önce Onu gizlice öperdim. Onu sürüngen yumurtaları ve mezarlarla birbirine açılan karanlık mağaralarla öperdim. Öyle sessiz, öyle gelişmeyen bir yangına bir insan kıvranışını bırakırmış gibi bir acı saplanırmış gibi sol böğrüme ellerime Mori'yi eklerdim. Ağzım ağızla doluydu mermilerden önce. Mori vardı usunu bir seccade gibi kullanan yaşamakta Mori'nin köpekleri vardı her şeyden önce her akşam adını yıkardı mahalle çeşmesinde ayaklarını yıkardı, tertemiz tanrılar çıkarırdı ortaya. Nasıl ki doğuran ve öldüren köpekler gezinir herkesin şapkasında ki herkesin şapkası mermilerden öncedir, – Elma dersem çıkma.
Sayfa 24·Kitabı okudu