Genellikle yaşamın en güzel bölümleri hemen hiçbir şey yapmadığımız anlardır. Vaktinizi tümüyle ense yaparak geçirirsiniz. Her şeyin anlamsız olduğunu fark ettiğiniz zaman, bunun ayrımına varmış olmanız yaşamınızı anlamsız olmaktan kurtarır aslında.
Sayfa 129
Stirner'in "ego" diye hatalı ve kasti biçimde aksettirilen Einzige mefhumu, temel nitelikleri ve karakteristikleri olan sabit bir kimlik ya da öznellik biçimi değildir. Tam tersine o, tanımlanamaz ve tüm olumlu reçetelere direnir. O her zaman bir boşluk, bir eksiklik, sürekli akış hâlinde olan bir oluş sürecidir. Stirner bize kendimiz hakkında, yerleşik kavramlara ve kategorilere uyacak hâle getirilemeyen, özneleştirmeye direnen ve bundan kaçan tekillikler olarak yeni bir düşünme yolu sunar.
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Reklam
İnsanlarla genelde o kadar ilgilenmeyiz ki bize bunca acı ve mutluluk verebilme gücünü bir kişiye yüklediğimizde, o kişi başka bir dünyaya aitmiş gibi görünür gözümüze, bir şiirselikle sarmalanır ve hayatımızı, kendisinin az çok yakınımızda bulunacağı, heyecan dolu bir akış haline getirir.
Sayfa 222·Kitabı okuyor
Yok olmak mı yapılan, yapılabilmiş olanları değersizleştiriyor. Yapılmış olan onu yapan ortadan kalksa bile varlığını sürdürmüyor mu, dünya ve akış artık bu olmuş olana göre en azından bir müddet devam etmiyor mu, hiçbir yapılan yapan isimsiz dahi olsa bir yerde kalıp birikmiyor mu? Tek gerçek nihayette kalmak mı? O zaman her şeyin kaybolduğu, yapanın yok sayıldığı yerde ne kalmış olacak..
Alıntı
Kimi şeyler doğma, kimileriyse ölme telaşında; doğmakta olan şeyin bir parçası şimdiden ölüyor, ya da çoktan öldü bile; ama bu sonsuz akış ve dönüşüm dünyayı sürekli olarak yeniler, tıpkı artsız aralıksız akıp giden zaman ırmağının sonsuzluğu yenilemesi gibi.
Sayfa 20
İSLÂM; BİR ÜFLEYİŞLE TAŞI ELMASA ÇEVİREN...
(...) “Sarı, siyah, siyah, sarı, bazan da yeşilimtrak steplerde bir akış… Burası birkaç mankafa puttan başka hiçbir ruh tasası çekmiyen, beş hasse plânında yaşıyan ve mâbudunu bu plânda anlayan, atların cidago kemiklerine mıhlı, önlerine ne çıkarsa yakıp yıkıcı çiğ adamların vatanı… Turan… Bu madde adamlar bir gün en büyük mânaya kavuşacağından, Allah’ın Birliğine ve Resûlünün doğruluğuna inanır inanmaz atlarından inip büyük kubbeler altında toplanacağından, siteler ve imparatorluklar kuracağından, "Allah" kelimesini bayraklaştıracağından ve İslâm’ın kılıcını ışıldatacağından o ânda nasıl haber sahibi olabilir? İslâm onların taştan madenini, bir üfleyişte elmasa çevirecektir.”
Sayfa 46 - 47 BÜYÜK DOĞU Yayınları
Turan
Reklam
Reklam