*
Annemin bana hamile kaldığı anlaşılınca abimin utancından apar topar askere gittiğini, on beş yaşındaki ablamın kıyameti koparttığını, annemin beni doğurmayı hiç istemediğini, beni düşürmek için her yolu denediğini, kendini dolap üstlerinden yerlere attığını, maydanoz lapası yediğini, soğan kabuğu kaynatıp içtiğini, benden kurtulmayı başaramayınca kürtaj parası için babamı emekli sandığından borç almaya zorladığını anlatan anneannemdi.
Lirik öykü ve destanların hepsinde müşterek olan şuydu: Bunlarda aşk, hiçbir zaman visale ulaşamayan bir şey, yani "ebedî bir hasret"ti. Mecnun Leyla'yı arar, Leyla için yanardı. Fakat Leyla'yı gördüğü zaman tanımaz ve her rastladığı kıza: Sen Leyla mısın? diye sorardı.
"Neville onu niye ninesinin büyüttüğünü sana anlatmadı mı?" dedi.
Harry başını iki yana salladı. Neville'i dört yıldır tanıyordu, nasıl olup da bunu sormayı akıl etmediğini anlayamıyordu.
"Evet, Neville'in annesiyle babasından bahsediyorlardı," dedi Dumbledore. "Babası Frank tıpkı Profesör Moody gibi bir Seherbaz' dı. Duyduğun gibi, o ve eşi, Voldemort'un gücünü yitirdikten sonra nerede olduğunu söyletmek amacıyla işkence gördüler."
"Yani öldüler mi?" dedi Harry alçak sesle.
"Hayır," dedi Dumbledore. Sesinde Harry'nin daha önce hiç duymadığı bir acı vardı. "Delirdiler. İkisi de St Mungo Sihirsel Hastalıklar ve Sakatlıklar Hastanesi'ndeler. Sanırım Neville tatillerde ninesiyle birlikte onları ziyaret ediyor. Onu tanımıyorlar."
Neville'a kocaman sarilmak istiyorum. Onu cok seviyorumm. O kadar guclu ki bu yasadiklarina ragmen·Kitabı okuyor