Ruhumun ışığı sönmüş; yaşamak, köhne bir konağın karanlığında kara bir akrep aramaya dönmüştü. Oysa hayatlarımızı asıl zehirleyen akrepler değil hatıralardı.
Sayfa 128 - Doğan Yayınları·Kitabı okuyor
Edebiyat
Gece akrep gibi iniyor duvardan.
Sayfa 445·Kitabı okuyor
Reklam
Sizinle yıldızlar arasındaki boşluk aslında zamandı
Astronomi aslında tarihti. Çünkü uzay, zamandı. Joan'un evrenle ilgili en sevdiği şey de buydu. Güney göğünde parlayan kırmızı yıldız Antares'e baktığında, otuz katrilyon kilometre ötedeki bir noktaya bakıyordu. Ama aynı zamanda beş yüz elli yıl öncesine bakıyordu. Antares o kadar uzaktaydı ki ışığının Dünya'ya ulaşması beş yüz elli yıl sürüyordu. Beş yüz elli ışık yılı uzaklık. Yani gökyüzüne her baktığında, sadece uzağı değil, geçmişi de görüyordu. Ne kadar uzağı görürseniz o kadar geçmişe bakabiliyordunuz. Sizinle yıldızlar arasındaki boşluk aslında zamandı. Yine de çoğu yıldız o kadar uzun süredir orada parlamaya devam ediyordu ki gelmiş geçmiş bütün nesiller onları görmüştü. Gökyüzüne bakıp Akrep takımyıldızının ortasındaki o kırmızımsı hale Antares'i gördüğünüzde aslında MÖ 1100'lerde Babillilerin de tarihe kaydettiği yıldıza bakıyordunuz. Gece göğüne bakmak insanlık tarihi boyunca aynı yıldızlara bakan, aynı göğü paylaşan sayısız insana eşlik etmek demekti. Zamanın akışına tanıklık etmekti.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Alıntı
İnsan, kendisinden farklı olanla karşılaştığı anda en ilkel korkuları hortluyor ve öldürülme paranoyası ya da paniğiyle, karşısına çıkanı haklayıveriyor. Bu bazen bir akrep, bir yılan, bir ayı ya da tanımlayamadığı bir hayvan oluyor. Bazen de bir renk, bir din ya da bir ırk...
Sayfa 21 - Epsilon Yayınları
20 Temmuz 1974 Cumartesi günü başlayan Kıbrıs askerî harekâtının asıl sebebi yine aynı Megalo İdea, aynı Bizans hülyasıdır. Dünya gazeteleri bu savaşın sebebi olarak Yunanis-tan'daki cuntanın maceracılığını ileri sürüyorlar. Biz aynı fikirde değiliz. Yunanistan'da hangi rejim hâkim olursa olsun, Yunanistan Türkiye ile istediği kadar dost ve mütte-fik bulunsun, büyük devletler ona ne kadar kaşlarını çatarsa çatsın onların sabit fikirleri Megalo İdea'dır. Batının şımarık ve ahlâksız çocuğu olan Yunanistan kolay başa-rılara alışmıştır. 1897 ve 1919-1922'de Türkiye ile, 1940'ta Almanya ile yaptığı savaşları kaybettiği, yalnız 1912-1913 Balkan savaşını kazandığı halde durmaksızın büyümüş, büyüdükçe iştahı artmıştır. Hayvan nevileri arasında bir kör sıçan vardır ki günde kendi ağırlığının iki üç misli yemek yemezse ölür. Yunanistan galiba o kör sıçanın neslinden gelmektedir. Türk ordusu kara, deniz ve hava kuvvetlerinin örnek iş birliğiyle Ada'ya çıkarken maç şartlarına harfiyen riayet ettiği halde Yunanlılar yine faul üstüne faul yapmışlar, Londra andlaşmasıyla Ada'da bulunan 950 kişilik alay-larını yerli Rumlarla berkiterek aynı andlaşmayla Ada'da olan 650 kişilik Türk alayına saldırmışlar, Ada'nın batı bölümlerinde dağınık ve himayesiz olan Türk köylerine saldırarak kadın, çocuk demeden öldürmüşlerdir. Buna karşılık Türkiye Ada'ya sevkedeceği yiyecek maddelerini Türk, Rum ayırımı yapmadan dağıtacağını ilân etmiştir. İşte iki millet arasındaki karakter farkı... İşte Batı'nın hayran olduğu şanlı Helenler'in bugünkü şüpheli torun-larının ahlâkı... Rumlar birkaç yıl önce de, katil papaz Makariyos zamanında Ada'da bir Türk kırımı yapmışlardı. Hele Türk doktorunun bir banyo içinde öldürülen üç masum ve güzel yavrusunun resimleri görenleri ağlatmıştı. Bunu yapan millete
Sayfa 20 - 21 Ötüken, 22 Temmuz 1974, Sayı 8·Kitabı okuyor
Nasip et Yâ Rabb, nasip et
Keza suda boğulan, ateşte yanan, bina altında kalan, veba, tâun, ishal, sıtma, zatülcenp hastalıklarından biri ile veya akrep sokması ile, nifas halinde veya gurbet ilinde veya ilim yolunda veya cuma gecesinde vefat eden bir müslüman şehiddir. Keza sevabını Allah'tan bekleyen bir müezzinin, doğru muameleli bir müslüman tâcirin, ailesinin nafakasını meşru yoldan kazanma neticesinde ölen herhangi bir müslümanın vefatı da hep bu gruba girer. Bütün bunlara âhiret ahkâmı itibariyle şehid denir. Bunlar diyanetleri tam idiyseler ahiret itibariyle hakîki şehid olurlar, ancak kendilerine dünya ahkamı itibariyle şehid muâmelesi yapılmaz. Diğer müslümanlara yapılan mûtad muamele yapılır.
Sayfa 257 - 5. Cilt
Din
Reklam
Reklam