Olsun yine akşam olsun
Ufkun üstünde bir güneş izi
Camların üzerinde hala sıcağı.
O kadar beklemiş bir akşamcı o kadar
Yanında ki gölgesi de gitmiş
Bir arkadaş sadece yalnızlığı…
İstanbul,un dillere destan olmuş akşamcılık alemlerine sahne olan meyhaneleri gedikli meyhaneleridir.
Çok sonraları,Abdülaziz devrinde onlara" selatin meyhane" de denilmiştir.
Bir gencin Mahallesi'nde ,muhitinde " akşamcı" diye bellenmesi hoş görülmezdi.
Tezgahın arkasına düşen duvarda,oymalı raflar bulunurdu,o raflara rakı ve şarap ibrikleri ,güğümleri ,binlikleri,testileri dizilirdi.
Daha eskiden de güğüm ve ibrik yerine kabak kullanılırdı.
Düz çizgide yürüyemeyen
Kendi çizgilerini çeker
Evrende bir toz tanesiyim
O toz tanesi güzel içer
Derler bana akşamcı
Mermer kafam, az sancım
Herkes hakkımda savcı, yargılıyor
Kaldı ki, Neyzen Tevfik alkolik değil, tıpkı Edgar Alan Poer gibi dipsomandı. (Ailemde ve yakın çevremde içki sorunu olduğundan, biraz bilgi edindim bu konuda.) Alkolik, normal yaşanını sürdürebilmek; örneğin yıkanıp, giyinip, işine gide bilmek için, bir miktar alkol almak gereksinimini duyan kişidir. Sabahtan başlayıp, bütün gün içer. Ne var ki, ölçüyü kaçırmazsa, fazla içmezse, çalışma yaşamını az çok sürdürebilir. (Akşamcı, gündüzleri içkiye hiç dokunmayan; ancak akşamları belirli bir saatten sonra içmeye başlayandır.) Dipsomanların durumu ise, alkoliklerinkinden beterdir. "Dipso" içmek isteği, "mania" da delilik anlamına geldiğine göre, dipsomaniyi delice içmek hastalığı diye tanımlayabiliriz. Dipsomanlar, haftalarca, kimi zaman aylarca, hiç alkol almazlar. Sonra durup dururken içki nöbeti başlar. Hiç ara vermeden, çılgınca, ölesiye içerler. Bu nir. Adamı evinden kilometrelerce uzakta, bilinçsiz bir durumda bulurlar. Örneğin Beyoğlu'nda oturan biri, Şile yolunda bir hendekte bulunur.