1300-1600 arası dönemde Anadolu, ürünlerini yalnızca Balkanlar'a ve Karadeniz'in kuzeyine değil, Batı ülkelerine de ihraç eden yaygın bir tekstil üretim bölgesiydi. Türkiye'de üretilen pahalı kemhalar ve sof kumaşı, Rus çarlarının ve boyarlarının, İtalyan ve Fransız prens ve prenseslerinin ve İsveç piskoposlarının da aralarında bulunduğu Avrupalı seçkinlerden büyük ilgi gören lüks tekstil ürünleriydi. Bugün en büyük Bursa kemha koleksiyonlarından biri Moskova'dadır. 1400-1600 arası dönemde ise, yalnızca lüks ipekliler değil, Fransa ve İtalya'da boucassin ya da bocassino diye bilinen ince pamuklular da Türkiye'den yapılan ithalat listesinde yer alıyordu. Türkiye'den Kefe, Akkerman ve Buda'ya ihraç edilen ürünler arasında, ucuz bir pamuklu türü olan kirbas gibi daha sıradan dokumalar da vardı. Çeşitli renklerde Ankara sofları Avrupa'da en çok aranan lüks kumaştı. Saraya ve Avrupa'ya geniş ihracat yapan Bursa ipekli sanayiinde 16. yüzyıl başlarında 1.000 kadar tezgâh faaliyette idi. Bundan başka, Aksaray, Gördes, Kula, Uşak halıları da Avrupa, Mısır ve Asya'da aranan lüks mallardı. Denizli, Borlu, Isparta, Karaman, Tire, Menemen, Çorum, Tokat ve Kastamonu'da üretilen çok çeşitli pamuklu kumaşlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun her yerine gönderilmekteydi. Kısacası, Avrupa'nın makine ürünü dokumalarının Türk ürünlerini pa-zarlardan sürüp çıkardığı 19. yüzyıla kadar, Anadolu, dünyanın önemli tekstil üretim merkezlerinden biriydi.
Sayfa 303 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Bugünlerde Türklerin hiçbiri silah taşımamakla beraber Hristiyanların hepsine silah verilmişti. İşte bundan dolayı, bilhassa Fatih ve Aksaray gibi büyük bir kısmı yangından harabeye dönmüş yerlerde çok acı vakalar oluyordu.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Reklam
17. asırda Osman Dede isminde bir meczup, Aksaray'da yeni-çeri kulluğunun önündeki kaldırımda tam elli yıl, yaz ve kış anadan doğma çıplak oturmuştu. Yerinden yalnız geceleri, zaruri ihtiyaçlarla kısa bir zaman için ayrılırdı. Bir gün, tebdil gez gezen müstebit hüküm-dar IV. Murad'a: "Murad!.. Murad!.. Dul ananı bana nikâhla verir misin?" diye laf atmış, bu amansız padişahtan anası Kösem Sultan'ı istemişti. Herkes Osman Dede'nin derhal idam olunacağını tahmin etmişti. Fakat Sultan Murad saraya döner dönmez bir kriz geçirdi; bu kendisinin ölümüne sebep olacak olan siroz kriziydi. Nitekim hemen yatağa yattı. Osman Dede bir müddet sonra, mahut kaldırım üstünde eceliyle öldü..
Sayfa 89 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Tarih
Fakirlikle zenginlik iki barışmaz düşman gibi karşı karşıya geçmiş. Biri karargâhını Şişli'ye, Nişantaşı'na; öteki Fatih'e, Aksaray'a kurmuş, sanki vakti bilinmeyen bir meydan muharebesini bekliyorlar.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam