Bu hiyerarşinin pratik ve teorik sonuçları birlikte değerlendirildiğinde kelâmın işlevi daha açık biçimde ortaya çıkar. Pratik düzeyde cüz'i ilimler kendi temel ilkelerini (mebadi) ispatlama yükümlülüğü taşımaz; bu ilkeler kelâm tarafından temellendirilir ve cüz i ilimler tarafından aksiyom olarak devralınır. Bir disiplinin kendi ilkelerini kendi araçlarıyla kanıtlamaya çalışması kaçınılmaz olarak döngüselliğe ya da sonsuz gerilemeye yol açar. Örneğin fakih, insan fiillerinin iradi olduğunu kanıtlamak zorunda değildir; bu ontolojik ilke kelâm tarafından temellendirilmiştir. Cebriyye'nin insan özgürlüğünü inkâr eden iddiası fıkhın değil kelâmın cevaplayacağı bir meseledir. Aynı şekilde usülcü “Peygamberin sözü hüccettir” önermesini ayrıca ispatlamaz; bunu kelâmın ortaya koyduğu nübüvvet delillerinden aksiyon olarak devralır ve metin yorumuna geçer.
Sayfa 151·Kitabı okudu
1000Kitap
Yokluğun kudreti, kudretin reddidir ve bunun aksine varlığın kudreti, açık olduğu gibi, bir kudrettir. O halde zorunlu olarak var olan şey sonlu varlıklardan başka bir şey değilse, bu tür sonlu varlıklar mutlak olarak sonsuz bir varlıktan daha güçlüdür ki bu açıkça saçmadır; bu nedenle, ya hiçbir şey yoktur ya da mutlak olarak sonsuz bir varlık da zorunlu olarak vardır. Şimdi ya kendi içimizde ya da zorunlu olarak var olan başka bir şeyde var oluruz (bkz. Aksiyom. i. ve Önerme vii.). Bu nedenle, mutlak olarak sonsuz bir varlık -başka bir deyişle, Tanrı (Tanım vi.)- zorunlu olarak vardır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Spinoza'da Alman karşıtı bir şeyler var." "Alfred, yargısız infaz yapıyorsun. llk birkaç sayfa anlaşılmaz aksiyom ve tanımlarla dolu olduğu için Etik'i fırlatıp attığını hatırlasana. Spinoza'yı anlamak için Goethe'nin yaptığı gibi kendimizi onun diline alıştırmalı ve adım adım, teorem teorem, onun dünya görüşünü nasıl inşa ettiğini takip etmeliyiz.
B Harfi Derleme
babafingo: 1. yelkenli gemilerde direklerin üstünde bulunan en yüksek bölüm 2. erkeklik organı babaköş: yılana benzer, solucanla beslenen kertenkele babalı (II): zaman zaman sinir nöbeti geçiren babatorik: erkeklik organı babayani: gösterişi ve özentisi olmayan, olgun baba yerlilik: yeni evli çiftin erkeğin silesinin yanında yaşamasına dayanan evlilik düzeni babıldamak: bebeğin konuşma öncesi dönemde basit heceleri tekrar etmesi babilhane: genelev bacakkalemi: kaval kemiği bacakkıran: yeşilimsi sarı çiçekli bir bitki baç: gümrük vergisi, haraç bad: rüzgâr badal: 1. merdiven 2. kardan veya çamurdan oluşan çukur badas: harman döküntüsü badeharabilbasra: iş işten geçtikten sonra badehu: ondan sonra badelmilat: milattan sonra badema: bundan böyle baderna: halatın aşınabilecek yerine sarılan bez badıç: baklamsı meyve badısaba: serin ve tatlı esen bahar rüzgarı badi: ördek badik: 1. ördek 2. palaz 3. kısa boylu badiye: çöl badya: ağzı geniş su kabı baget: 1. bateri çubuğu 2. tıraşlanmış değerli taş 3. uzun ince ekmek 4. tavukta butla paça arası etli bölüm 5. çorap lastiği bağan: düşük (ölü doğum) bağda: ayağa vurulan ipten yapılan köstek bağdadi: ağaç direklerin üstüne çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılan duvar bağıldak: 1. beşikteki çocuğun düşmemesi için bağlanan bağ 2. kadınların âdet dönemi bağladıkları bez
Sayfa 662 - Bu sözcükler kendimce az bildiğim, hiç bilmediğim veyahut karıştırdığım sözcüklerdir. Tam tanımlamaya üşendiğim için kendi zihnime oturttuğum şekilde tanımladım.
A Harfi Derleme
abadi: saman rengi kâğıt abak: 1. eski Türklerde ölülerin heykel, resim vb. suretleri 2. matematikte grafik abalı: koruyucusuz kimse abandone: geminin suya gömülmesi, boksörün havlu atması, yarış dışı kalma, çaresiz kalma abani: safrani nakışlı beyaz ipek kumaş abara: 1. su değirmeninde suyun birikerek basıncının artmasına yarayan huni biçimindeki yer 2. tarlada su aktarımını sağlayan tahta oluk 3. tarladaki su yolu 4. eski köy evi tavanında iki kiriş arasındaki boşluk abaşo: 1. gemiyi karaya bağlama 2. altta, aşağıda bulunan abat: 1. bayındır 2. şen ve rahat abdiâciz: alçakgönüllülük bildirir söz abdülleziz: akdenizde yetişen yumrulu bitki abeci: aptal, bön, ahmak, şaşkın abelardize: hadım aberant: saplantılı aberasyon: sapınç aberometre: 1. hassas gözlemlerde hatayı ölçmekte kullanılan aygıt 2. optik sapıncı ölçen aygıt abeslang: dilbasar (dile bastırılan tıbbi çubuk) abırevan: akarsu abis: büyük sularda güneş ışığından mahrum derin yerler. abiş: madenleri tozlaştıran küçük, çelik havan ablacı: sevici (lezbiyen) ablak: yayvan ve dolgun yüz ablatif: çıkma durumu ablatya: geniş/dar gözlü balık ağı ablavut: bön, aptal, sersem abli: yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga. aborda: teknenin yanını vererek yanaşması abosa: gemide hareket hâlindeki halatın/zincirin bir an durdurulması için komut abra: 1. dara 2. takasta üste verilen şey abramak: fırtınada gemiyi ustalıkla yönetmek abraş: 1. alaca benekli 2. açık renkli lekeli bitki yağrağı 3. çarpık, eğri 4. ters, kaba, görgüsüz 5. çilli, çopur, gözleri açık renk olan 6. atın tüysüz yerinde görülen uyuz benzeri hastalık 7. alaca hastalığı 8. dokumada lekeli, deseni bozuk halı
Sayfa 339 - Bu sözcükler kendimce az bildiğim, hiç bilmediğim veyahut karıştırdığım sözcüklerdir. Tam tanımlamaya üşendiğim için kendi zihnime oturttuğum şekilde tanımladım.
Bir Apriori olarak Uzay
Kant'a göre uzay ve zaman, duyarlığın veya sezinin apriori formlarıdır (biçimleridir). Nesnelere ilişkin deneyim mekansal ve zamansal olmak durumundadır. Buradan hareketle ve Aşkınsal İdealizmi de gerekçe göstererek, nesnelerin uzay ve zamanda yerleşmiş olmaları gerektiğini söyleyebiliriz. Kant Metafiziksel Serimlemelerde {Metaphysical Expositions), uzayın apriori doğada oluşuna dair iki kanıt sunar. Birincisi, uzayın deneyimden türemiş deneysel bir kavram olmadığını savunur. Bizdeki uzay idesini, birbirine bitişik/yan yana duran nesnelere ilişkin deneyimden soyutlama yaparak türetemeyiz, çünkü nesneleri bitişik olarak resmedebilmek/tasarlayabilmek için bir uzay idesi gerekir. O halde uzay aprioridir. İkincisi, Kant'a göre uzay, nesnelerden boşalmış haliyle hayal edilebilir ama uzayın yokluğu hayal edilemez. Buradan hareketle Kant, uzayın apriori olduğu, dışsal nesnelere ilişkin farkındalığımız tarafından önvarsayıldığı sonucuna varır. Uzay, içinde barındırdığı nesnelere göre mantıksal öncelik sahibidir. Uzayın apriori olduğu veya deneyim için zorunlu bir koşul olduğuna dair iddia için Kant'ın iki kanıtı daha vardır. Bunlardan aşağıda ele alacağımız ilki, geometriden gelen kanıttır. İkincisini ise nesnellikten gelen kanıt olarak adlandırabiliriz. Deneyim nesnellik vasıflarına sahip olmalıdır çünkü bu, Tamalgının Aşkınsal Birliğinin getirdiği bir zorunlu koşuldur. Dolayısıyla, duyu deneyimi nesnelere ilişkin olmalıdır. İlaveten, nesneler de uzay-zamansal olmalıdır. Onların özdeşliği bunu gerektirir. İki molekülden oluşan bir evren parçası hayal edin. Onları iki tane yapan şey, ikisinin aynı anda aynı yeri işgal edememesidir. Nesnelerin özdeşliği ve bireyselliği onların uzay-zamansal olmalarını gerekli kılar. Kant bu hususları Aklın Belirsizliğinde (the Amphiboly of