Puan vermedi·192 syf.··
2022 46. kitabı
Aylak Adam, Yusuf Atılgan’ın 1959’da yayımlanan ilk romanıdır ve Türk edebiyatında modernizmin önemli kilometre taşlarından biridir. Yunus Nadi Roman Ödülü’nde ikincilik kazanmıştır. Roman, dört mevsim (“Kış”, “İlkyaz”, “Yaz”, “Güz”) başlığı altında örgütlenir ve başkarakter C.’nin bir yılını kapsar. Başkarakter C., 28 yaşlarında, babasından kalan emlak kiralarıyla geçinen, çalışmayan, “aylak” bir İstanbul erkeğidir. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, teyzesinin yanında büyümüştür. Toplumun sıradan yaşam biçimlerine (evlilik, düzenli iş, konformist ilişkiler) uyum sağlayamaz; sürekli bir arayış içindedir. Bu arayış özellikle “gerçek sevgi” ve ideal kadın üzerinedir. Pastanede gördüğü Güler’le ilişki kurar, yazın eski sevgilisi Ayşe’yle yeniden bir araya gelir. Ancak hiçbir ilişki onu tatmin etmez. C., İstanbul sokaklarında, sinemalarda, kahvelerde, arkadaşlarının (örneğin ressam Sadık’ın atölyesinde) arasında dolaşır, gözlemler yapar, düşünür ve sürekli bir yabancılaşma yaşar. Roman, onun iç dünyasını bilinç akışı, iç monolog, geriye dönüş gibi tekniklerle derinlemesine yansıtır. Ana Temalar Yabancılaşma ve Yalnızlık: C., kalabalık İstanbul’da (özellikle Beyoğlu, Taksim, Nişantaşı civarı) en yalnız insandır. Modern kent hayatı, bireyi kendine ve topluma yabancılaştırır. C. flâneur (aylak gezinen) tipinin tipik örneğidir; yürümek, gözlemlemek onun varoluş biçimidir. Gerçek Sevgi Arayışı ve Cinsellik: C., annesinin kaybından kaynaklanan sevgi eksikliğini kadınlarda arar. İdealize ettiği kadın imgesine (teyze figürüyle bağlantılı) hiçbir gerçek kişi uymaz. İlişkileri kıskançlık, bıkkınlık veya monotonlukla biter. Aşk, tek tutamak olarak görülür ama ulaşılamaz kalır. Baba-Oğul Çatışması ve Psikanalitik Boyut: Babasının kumar düşkünü, otoriter figürü ve annenin yokluğu,
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,2bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 22:41
Amiyane bir tabir vardır; "Delilik ile dahilik arasında ince bir çizgi vardır." Caligula'ya bir deli diyebiliriz çünkü fikirleri deli saçması fakat dahiyane yanı çok korkunç. :) O kadar korkunç ki, çok tanıdık simalar görmek mümkün... Dünyada savaş başlatan ya da bir ülkeyi b noktasından c noktasına götürmesi gerekirken a noktasına geri gidebilen, ancak geri gidebilen bir karakter. :) Güç zehirlenmesi yaşıyor desek az olur, doğrudan zehirin kendisi... Peki dahiliği nereden geliyor, esasen kurnazlık ve zeka kavramını birbirine karıştırıyor olmamızdan bence... Tıbbın ya da psikiyatrinin erişilmez ya da yetersiz olduğu nokta da teşhişi davranışlarımız koyar. Bana göre suça gerçek anlamda karışmış her birey esasen psikiyatrik birer hastadır. Bunun ortaya çıkışı bazen bir kayıpla bazen de yönetilemeyen bir öfkeyle ortaya çıkar. Caligula da hayatında sevdiği bir insanı kaybetmesi sonucu, içindeki kötülüğü dışa vuran bir karakter. Camus tarafından ilmek ilmek işlenmiş, sığ fikirlerin dile gelişinde vücut bulması sağlanmış... Kitap kötülüğün ya da faşizmin güzellemesi değil, farkedilmesi meselesi. Yani karanlık tarafları evet var ama zaten aydınlık ne kaldı ki ya da karanlığı aydın bir tespitle anlatıyorum diyen bir tarafı da var. Ve ben bunu çok sevdim. Kesinlikle en direkt ve samimi... Varoluş felsefesiyle ilgilendiğim dönemde Camus'un birçok kitabını okumuştum fakat bu eseri gözümden kaçmış, kesinlikle tavsiye ederim.
CaligulaAlbert Camus · Can Yayınları · 20181,455 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kamuya Ders Kitabı
Puan vermedi·512 syf.··
2026 16. kitabı
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak. Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor. Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler... Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor. Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim. *** Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Hücrenin Şarkısı: Dönüşen Tıp ve Yeni İnsanSiddhartha Mukherjee · Domingo Yayınevi · 202437 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 14. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 10:06
Aylak adam.. benim için okuması çok zor bir karakterdi Bay C. Yusuf atılganın bu kitabında varoluşçuluk akımının izlerine rastlıyoruz. Albert Camus’nun Yabancısında “Bugün annem öldü belki de dün bilmiyorum” cümlesindeki gibi bir umarsızlık dikkat çekiyor karakterde, sanki biraz da Sartre’nin bulantısının izleri var. Her şeyi eleştiren, memnun olmayan ve her şeyden tiksinen bir adam. Kendisinin farklı olduğunu düşünüyor her zaman “ben onlar gibi değilim” diyor ama en çok da kendinden nefret ediyor sanki farkında bile olmadan. Babasından o kadar nefret ediyor ki; babası “bu çocuk adam olmaz” dediğinde babam adamsa ben adam olmayacağım diyor Bay C. Ancak karakterin baba travmasını dönüştürememiş olması sanki gittikçe babasına benzemesine sebep oluyor. Babam hep şarap kokardı diyor ama kendisinin pek farkı yok. Annesi olmadığından teyzesinin ona sunduğu şefkati bulmaya çalışıyor ama bulamıyor. Kitapta karakterin kadınlara bakış açısı da aşırı derece de rahatsız ediyor. Bay C kendisini aylak olarak adlandırıyor. Şahsen bende aylak derdim. Hayatta bir amacı olmayan herkes sürüklenmeye mahkumdur gibi geliyor. Bay C gibi.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202571,2bin okunma
İzafiyet Teorisi
Puan vermedi·144 syf.··
2026 44. kitabı
Albert Einstein tarafından 1916 yılında kaleme alınan "İzafiyet Teorisi: Özel ve Genel Kuram" (Über die spezielle und die allgemeine Relativitätstheorie), karmaşık fiziksel kavramları matematikçi olmayan okurların da anlayabileceği bir düzeyde açıklamak amacıyla yazılmıştır. Kitap genel olarak üç ana bölüme ayrılır: Özel Görelilik, Genel Görelilik Bütün Olarak Evren Üzerine Düşünceler 1. Bölüm: Özel Görelilik Kuramı (The Special Theory of Relativity) Bu bölüm, Newton fiziğinin mutlak zaman ve mutlak mekan kavramlarını yıkarak yerine gözlemciye bağlı bir evren modeli koyar. * Geometrik Temeller ve Hareket: Einstein, klasik mekanikteki "hareket" kavramını sorgular. Bir trenin içindeki gözlemciye göre duran bir nesne, dışarıdaki bir gözlemciye göre hareket halindedir. Buradan hareketle, tüm hareketlerin bir referans sistemine göre tanımlandığı sonucuna varır. * Işık Hızının Mutlaklığı: Teorisinin en radikal adımıdır. Işığın boşluktaki hızı (c), gözlemcinin veya ışık kaynağının hareketinden bağımsız olarak her zaman sabittir (yaklaşık 300.000 km/s). Bu durum, klasik hız toplama yasasını (koşan bir trenden atılan taşın hızı gibi) altüst eder. * Eşzamanlılığın Göreliliği: İki olayın aynı anda gerçekleşmesi, gözlemcinin hareketine bağlıdır. Bir gözlemci için aynı anda olan iki şimşek çakması, hareket halindeki bir diğeri için farklı zamanlarda gerçekleşebilir. * Zaman Genişlemesi ve Boy Kısalması: Işık hızının sabit kalabilmesi için zamanın ve mekanın esnemesi gerekir. Hız arttıkça zaman daha yavaş akar ve hareket doğrultusundaki uzunluklar kısalır. * Kütle ve Enerji Eşdeğerliği (E = mc^2): Özel göreliliğin en meşhur sonucudur. Enerji ve kütle, aynı madalyonun iki yüzüdür. Küçük bir kütle, muazzam bir enerji potansiyeli taşır. 2.
1000Kitap
İzafiyet TeorisiAlbert Einstein · Say Yayınları · 20241,078 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 14. kitabı
Teas Press'in ən underrated tərcümələrindən biri. Çoxunuz bəlkə də bu kitabın Yusuf Atılgan'ın “Aylak Adam” əsərinin tərcüməsi olduğunu bilmirsiz. Sizi qınamıram, bir neçə ay əvvələ qədər mən də bilmirdim. Bir ara endirimdə idi, o zaman almışdım, qiyməti hardasa 2.80₼ falan idi. Çox az gözlənti ilə başlasam da, kitab məni təəcübləndirməyi bacardı. Əsərin baş qəhrəmanı “C” adında bir oğlandır. Və “C” el dili ilə desək “Avaran"-ın biridir. Cənab C, bütün vaxtını gəzmək və insanları müşahidə etməklə keçirir. Bəs düşünürsüz ki, “Bu adam pulu haradan qazanır?”, yaxşı düşünürsüz. Cənab “C”-yə atasından böyük məbləğdə pul miras qaldığı üçün, o bütün həyatı boyu çalışmasa belə, rahatlıqla yaşaya bilər. Lakin C-yə atasından miras qalan tək şey pul yox, həmçinin uşaqlıq travmalıdır. Baş qəhrəmanımız məhz bu travmalar ucbatından heç bir qadınla münasibət/yaxınlıq qura bilmir. Kitab 4 fəsilə ( Yaz, Yay, Payız, Qış ) ayrılır. Biz hər fəsildə Cənab C-nin həqiqi sevgini və ona başa düşəcək qadını tapmaq üçün etdiyi axtarışlara şahid oluruq. Məncə kitab olduqca maraqlı və axıcı idi. Əsərin yazı üslubu biraz Albert Camus'un “Yad” əsərinə bənzəyir. O əsəri oxuyub bəyənənlər, məncə 100% “Aylak Adam”-ı da bəyənəcək.
SərgərdanYusuf Atılgan · Teas Press Nəşriyyat · 201971,2bin okunma