Sərgərdan

Yusuf Atılgan
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yusuf Atılgan- Aylak Adam Kitap İncelemesi
Puan vermedi·192 syf.··
2022 6. kitabı
Yusuf Atılgan; 1921 doğumlu Türk yazar ve öğretmendir. 1950-1980 yılları arasında yazıları bulunmaktadır. Bu dönemin ilk modernist yazarlarından sayılmaktadır. Ününü Aylak Adamla yaymış olan yazarın, Anayurt Oteli ve Canistan adlı romanları da bulumaktadır. Kitaba geçince üzerinde yazarın adı olmasa Oğuz Atay'ın eseri diyebilirdim. Kullanılan bilinç akışı tekniği, yazılan mektuplar, kişinin kendi iç konuşmaları, hep arayış içinde olunması, yapılan eleştiriler.. Her sayfasında bir Oğuz Atay üslubunu hissettiriyor. Ki araştırınca Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar adlı eserinde ilham aldığını öğrendim. Burda bir alıntıya yer vermek istiyorum: -İnsanın bir tutamağı olmalı. -Anlamadım. -Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur, kimi müdürlüğüne, kimi işine, sanatına.(syf 183). Kitaba geçecek olursak karşımıza başkahraman olarak Bay C. çıkıyor. Küçükken babasına o kadar aşırı bir nefret duymuştur ki bu nefreti şu satırlar da görebiliriz: Okuldan suratımda çürükler, tırnak yaralarıyla döndüğüm günler babam, ''Görürsünüz, adam olmayacak bu çocuk,'' derdi. Konuşmazdım. Sevinirdim. Babam adamsa ben olmayacaktım.(syf 151). Babasından duyduğu korku ona karşı nefreti doğurmuştu. Küçükken teyzesinden gördüğü sevgi ise aklından hiç çıkmamış, hep onu aramasına sebep olmuştu. Bay C. bu dünya da tek arayış içerisinde. Onu da şuraya alıntılayayım: 'Ben toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlikte düşünen, duyan, seven bir kadın!''(syf 183). Böyle bir sevgi bulunabilir mi?
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2023 287. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2023 13:16
Yazar ile ilk tanışmam bu eserde oldu. İlk başlarda zorlandım anlamakta anlatıcı 1. Kişi ve 3. Kişi tarafından anlatıldığında toparlayamadığım zamanlarda oldu ama eserin ana konusu ve işleyiş şekli beni sardı. Herkesi sarar mı bilemem. Çokça duyduğumuz psikiyatrların çocukluğuna inmemiz lazım dedikleri karakteri bire bir yaşayacaksınız. Ve Tam Sigmund Freud psikanaliz yapıp çözeceği karakteri takip etmek bana farklı açılar kazandırdı. Kitabı tavsiye ederim.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
_İnsanın bir tutamağı olmalı...
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2024 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 21:08
Türk edebiyatının ilk modernist romanlarından birisi Aylak Adam. Bilinçakışına benzer tekniklerin kullanıldığı bu roman 1958 yılında yazılmış. Bunların yanında edebiyatımızda tutunamamak gibi yabancılaşma gibi kavramları inceleyen ilk eserlerden biri. Bu romandan Oğuz Atay'ın da etkilenerek Tutunamayanlar kitabını yazdığını burada söyleyebiliriz. Aylak Adam bütün bu açılardan bakıldığında öncü bir roman. Romanın içeriğine geldiğimizde C. karakterinin sadece "C. " evet, karakterin ismi tam olarak söylenmiyor, yaşamının belli kısımları zaman zaman birinci tekil şahıs anlatımla zaman zaman üçüncü şahıs anlatımla veriliyor. Bu bölümler sıralı olmaktan ziyade karakterin hayatının önemli kısımlarını gibi kurgulanmış. C. mirasyedi bir karakter, babasindan miras kalmış ve aylak aylak geziyor. Soranlara ben çalışmıyorum,zengin de değilim sadece aylağım diyor. Buraya kadar normal bir mirasyedi gibi düşünsek de bu mirasyedi Türk romanlarında kurgulanan klasik bir mirasyedi değil. Karakterin temel sıkıntılarından birisi babası gibi olmamak. Küçüklüğünden itibaren babasından nefret ediyor. Annesi çok küçük yaşta ölüyor, babası ve teyzesiyle kalıyor. Çocukluğuna dair hatırladıgı bütün güzel anılar anne bağı kurduğu teyzesinin olduğu anılar. Fakat bu anılar başka bir anıyla yıkılıyor. Babasının kadın düşkünü olması ve teyzesiyle ilişkisinin olduğunu görmesi babasından tamamen nefret etmesine neden oluyor. Kendisini dövmesine bile mutlu oluyor, ona karsi en ufak bir sevgi duyma zorunluluğundan kurtulduğu için rahatlıyor. Bu sorunlu ve tramvatik geçmis karakterin tamamen köksüz ve yabancılaşmış birisi olduğunu bize hissettiriyor. Geçmişle derin bir bağ kuramıyor. Oğuz Atay'ın ifadesiyle tutunamamak buradan kuvvetle yer etmeye başlıyor. Aslında bir meslek sahibi olmaması,
Alıntı
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Babam adamsa ben olmayacaktım!
7/10
·160 syf.··
2022 76. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2022 16:20
#169665536.. Linkini paylaştığım incelememde Yusuf Atılgan dan ve Anayurt Otelinden bahsetmiştim. O yüzden Yusuf Atılgan ile alakalı kısımları bu incelememde atlayarak gireceğim. Aylak Adam kitabı, Yunus Nadi Roman ödülü 2.si bir kitaptır. 1958 senesinde bu ödülü Fakir Baykurt un filmi de sonrasında çekilen ve başrollerinde Fatma Girik in rol aldığı, benimde okurken çok beğendiğim tam bir köy halkı romanı olan Yılanların Öcü kitabı almıştır. Aylak Adam , Reşat Nuri Güntekin gibi büyük bir kalemin bile dikkatini çekmiş ve Miskinler Tekkesi kitabında Aylak Adam ın baş karakteri C. nin bir dönüşümü ile kitabında bahsetmiştir. Ayrıca Tutunamayanlar kitabınında da çok fazla benzer noktalar vardır Aylak Adam ile. Başkaldırı, yazım şekli, bilinç akışı, psikolojik alt metin, varoluşçuluk ve arayış kavramları iki kitabında temelini oluşturur. 2 kitabını da okuyan biri olarak şunu söyleyebilirim ki Atılgan, mesajlarını psikolojik vakalar üzerinden vermeyi seviyor. Yani normal değil, anormal insanlarla bize bunları anlatıyor. Kitap, Baki nin bir sözü ile başlar: "Mufassal kıssa başlarsın, garip efsane söylersin." sözü ile. Burada aslında Atılgan, kendi bilinç akışı metoduna bir atıfta bulunuyor ve bir gün bi bakmışsın söylediklerin efsane olmuş canım ben diyor :) Aylak Adam ın konusu kısaca şudur : İçerisinde hizmetçilerin, kumar ve kadın düşkünü bir babanın bulunduğu bir evde büyüyen C. isimli karakterin hayatı, sevgiyi, aşkı arama ve hayata anlam verme çabası denilebilir kısaca. Baş karakterimiz C. ye emlaktan elde ettiği kira geliri babası öldükten sonra kendisine geçince, çalışmasına hiç gerek kalmaz. Çalışmayı zaten boş iş, zaman kaybı olarak nitelendirir C. Ataerkil yapıya karşı olan birisidir. İki kişiden oluşan toplum onun için en iyisidir. C. nin ismi neden C. dir derseniz : Bu
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771bin okunma
Adako
10/10
·192 syf.··
2024 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2024 23:28
Çıkıp İstanbul sokaklarında amaçsızca dolaşmak kendine üç günlük bir iş icat edip şehrin sokak adlarını toplayıp not edip üstüne düşünmek,oturduğu bir lokantadan insanları gözlemlemek ve ne işle uğraştıklarını tahmin etmeye çalışmak.Bay C babasından kalan hatırı sayılır miras sayesinde bohem bir hayat sürerek aylaklığın hakkını veriyordu. Yusuf Atılgan bu romanda aile, evlilik çocuk, düzen ve alışkanlıklar gibi yerleşik değerlere nefret duyan bir karakterle bizi tanıştırıyor ve bu nefretin sebebini satır aralarında okuyucuya anlatıyor. Bay C idealindeki aşkını bulmak için inancını kaybetmez ve bu kişi ile iki kişilik toplum olma özlemini içinde taşır ,kadınlarla ilişki içinde olur fakat onlara ilişmez çünkü köklerinden getirdiği travmalarla yüzleşemediğinden ilişkinin yürümemesinin sorumluluğunu hep ötekilere yükler. Aylak Adam Bay C, Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar” romanını yazmasına şu sözleri ile ilham olmuştur: Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır.Gülünçlüğünü fark etmez. Ben, toplumdaki değerlerin iki yüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın! Bay C, Selim Işık ,Hikmet Benol ve daha niceleri her birinin ontolojik kaygılarının yansımaları bu değerli eserlerin çıkış noktasını oluşturuyorYusuf Atılgan varlığı manalı hale getirmek için aile, statü meslek ve diğer maddi araçların yeterli olmadığı mesajını veriyor okuyucuya. .
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Aylaklık zordur işi olandan çok düşünmeye vakit vardır.
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2021 46. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2021 17:12
İlk önce bir uyarıda bulunayım. Betimleme hayranlarını başta zorlayacak ama konusu ile içine alacak bir eser. Kitap bitince ne okudum ben ya! Dedim. Kitabı farklı uygulamalarda sıkça gördüğüm ve alıntıları hoşuma gittiği için okumak istedim. Başlarda hayal kırıklığı hissettim. Sanki aradığım ve beklediğim gibi değildi. Çok farklı bir anlatış biçimi var. İlk kez böyle bir eserle karşılaştım: Sürekli ardısıra süren eylemler tamlaması gibi bir hikaye ile günlük okur hissine kapıldım. Bazen olayı birinci ağızdan dinlerken birden üçüncü kişiye geçmesi kafamı karıştırdı. Kitap şu cümle ile başlıyor; " Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi."  Ve şu cümle ile bitiyor; "Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı."  İşte bu iki Bölüm arasına, bir arayış ve aynı zamanda çevresinden uzaklaşma halinde olan, ve yazarın isim yerine  C demeyi tercih ettiği, ana karakterin hikayesi sığdırılmış. Kitap dört mevsimi içinde bulunduran dört bölümden oluşuyor. Ve her mevsim C'nin hayatının farklı dönemlerini aynı konu ile anlatılıyor. Bu "C" neler yaşadı yahu! Kimi zaman haklı buldum kimi zaman yok artık dedim. Allak bullak oldum resmen. İşin tuhaf yanı, kitabı sevdim. Ve bitince kendimi boşluğa düşmüş gibi hissettim. Sanki C ile birlikte ben de o arayışın içindeydim. Ben de baskı ve dayatmalardan kaçış içerisindeydim. Kişinin sosyal hayatındaki birçok entellektüel sorunlardan bir demet sunan eseri gayet başarılı buldum. Tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyorum.
1000Kitap
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Ne iş yapıyorsun? Aylakım ben…
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2025 00:13
Yusuf Atılgan “Aylak Adam” adlı kitabında isminden de anlaşılacağı üzere aylak ve aydın bir bireyi konu alıyor. Yarattığı karakter üzerinden yalnızlığı, hayatın anlamsızlığını ve sıradanlığı işliyor. Adı belirtilmeyen kısaca C. dediğimiz karakter melankolik bir ruh haline sahip. Genç yaşında olmasına rağmen çocukluğunda babası ile yaşadığı ilişki, annesinin eksikliği, teyzesine olan bağlılığı sonraki yıllarda hayatına farklı bir yön vermesine neden oluyor. Gerçekten de çocukluk çağlarımız, yetişkinlik dönemimizdeki yaşamımızı, ilişkilerimizi olumlu veya olumsuz yönde etkileyebiliyor. Kitabın ilerleyen sayfalarında C.’nin ağzından babasının nasıl biri olduğunu öğreniyoruz ve niye babasına benzemek istemediğini ve neden sürekli bir arayış içinde olduğunu daha iyi anlıyoruz. Yazar kitapta modernist dönemden bahseder. Yaşam tarzının değiştiği, geleneksel yapıdan bağımsız, eskiden yeniye geçişi ifade eden bir toplumsal yapıyı gösteriyor. Zaten karşımızda sadece aylak diye tanımlayacağımız biri yok. İçmeyi, gezmeyi seven, çok düşünen, okuyan, kafasının estiğini yapan, sinemaya giden, resimle ilgilenen entel bir insan tipi var. Kalıplarla dolu bir dünyada kuralların dışına çıkan, özgür seçimleriyle kendisini değiştiren, geliştiren ve kendi varoluşunu sorgulayan, modern insanın yalnızlığında kendini topluma yabancılaştıran ve devamlı bir arayış içinde olan en çok da sevgiyi arayan bir aylak adam var karşımızda. “Bir gün sana dünyada dayanılacak tek şeyin sevgi olduğunu öğreteceğim.” Yusuf Atılgan C.’nin yaşam tarzı ve bakış açısı beni etkiledi. Kitabın kahramanı zihninden geçenleri seri bir şekilde ve sıralama olmaksızın olduğu gibi aktarıyor. Anlatım tarzı aylak adam tanımına uygun bir üslupla dile geliyor. Kitaptaki yan karakterlerle diyaloglara da yer verilmiş. Fakat C.’nin
1000Kitap
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Kişisel Hayal Kırıklığı
1/10
Çokça rastladığım ve sıkça önerilen romanlardan biriydi Aylak Adam. Ancak maalesef, okuyup da yarım bıraktığım az sayıda romanlardan biri oldu. Her ne kadar romanın amacı cinsellik olmasa da, dinî ve kültürel değerlerim sebebiyle bana oldukça yabancı geldi. Konusunu da ciddi anlamda rahatsız edici buldum. Bu nedenle, hevesle başladığım bu romanı üzülerek yarım bırakmak zorunda kaldım. Eğer benim gibi ahlak ve din kavramları açısından hassasiyetiniz varsa, bu kitabı okumanızı tavsiye etmiyorum.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Aylak Adam'a aylak ve kısa bir bakış..
Puan vermedi
*eser miktarda spoiler içerebilir. ürünlerimizde domuz yağı ve türevleri kesinlikle ihtiva etmemektedir. :) Dış Değerlendirme: İlk baskı: Varlık Yayınları, İstanbul. İncelenen baskı: Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, Sayfa Sayısı : 160 Boyut : 13.5 x 21 cm Tekrar Baskı : 50. Baskı / 03.2017 İç Değerlendirme: Mekân: İstanbul ve yazarın kendi tahayyül ettiği ideal mekân dilimi. Zaman: Şimdiki zaman ve bilinç akışı tekniği ile geçmiş zamana dönme Kişiler: Bay C, Baba, Anne, Teyze, Şaşı Kadın, Hizmetçi, Ayşe, Güler, Avukat, Üniversite Öğrencileri, Selim, Haluk ve bazı isimsiz kişiler. Dil ve Üslûp: Türkiye Türkçesi ve İstanbul ağzı ile kaleme alınmış yazım kuralları, noktalama işaretleri ve dönemin özelliklerine aykırı bir dil kullanılmamış. Yusuf Atılgan, eserlerinde yalnızlık, yabancılaşma, kötümserlik, aşk, intihar, kadın – erkek ilişkileri, dışlanmışlık, erotizm gibi konuları işleyen ve edebiyatımızın ‘’ bunalım edebiyatı’’ kanadının en önemli kalemlerindendir. Aylak Adam kış, ilkbahar, yaz ve güz olarak dört bölümden meydana gelir. Atılgan, bu romanında kullandığı anlatım teknikleri bakımından esere üst düzey bir kimlik kazandırır. Yapıtının konu, izlek ve amacına uygun olan anlatım tekniklerini kullanarak okuyucusuna ulaşmak ister. Bildiğimiz üzere klasik anlatı türleri yapı ve içerik bakımından karmaşık değildir ancak modern ve post modern anlatı türlerinde yeni anlatım tekniklerinin kullanılması söylem çeşitliliğin de artmasını sağlamıştır. 20.yüzyıl romanını klasik romandan ayıran en önemli özelliklerinden biri olan anlatım olanaklarının çeşitlenmesi ve bunda şüphesiz öznel zaman anlayışının ve bilinçaltının keşfedilmesinin rolü büyüktür. Bu şekilde birçok anlatım tekniğinin yazar tarafından serbestçe kullanıldığı eserler post modern edebiyatının söylem
1000Kitap
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2024 01:45
"Yaşamanın güç olduğu bir dünyadan uzağa, çocuklukta tadılmış bir huzura kaçmak gerekti; hiç olmazsa bir güncük ..." Hayatın özeti de tam da bu değil midir? Yaşadığımız süre boyunca ya çocukluktaki huzurumuzu ararız ya da çocuklukta yaşayamadığımız huzuru... Sürekli söylediğim bir şey var; insan geçmişinin toplamıdır diye, ya da geçmeyeninin! Ya deli gibi geçmişteki günleri ararız, ve yahut unutulmayan geçmişin şifasını! Bay C de arayıp durmadımı satırlar, sayfalar boyunca O'nu... En son bulduğu (ya da sandığı) anda da gene hayata(!) yakışır bir şekilde kaybetmedi mi? Sonra; "Sustu. Konuşmak gereksizdi. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı."
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771bin okunma

Yazar Hakkında

Yusuf AtılganYazar · 9 kitap
Yusuf Atılgan (d. 27 Haziran 1921, Manisa - ö. 9 Ekim 1989, İstanbul) Türk roman ve öykü yazarı. 1936 yılında Manisa Ortaokulu'nu, 1939 yılında ise Balıkesir Lisesi'ni ve ikinci sınıftan sonra askeri öğrenci olarak devam ettiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Nihat Tarlan'ın yönetiminde hazırladığı bitirme tezinin konusu Tokatlı Kani: Sanat, şahsiyet ve psikoloji idi. Aynı dönemde Akşehir'de Maltepe Askeri Lisesi'nde bir yıl edebiyat öğretmenliği yaptı. Üniversite öğrenciliği sırasında Türkiye Komünist Partisi'ne katılarak faaliyette bulunduğu iddiasıyla sıkıyönetim mahkemesince tutuklanarak ceza kanunu'nun 141. maddesi uyarınca hapse mahkûm edildi. altı ay Sansaryan Han'da, dört ay da Tophane Cezaevi'nde olmak üzere on ay hapis yattı. 26 Ocak 1946'da serbest kalmış, öğretmenliği elinden alınmıştır. 1946 yılında Manisa'nın Hacırahmanlı Köyü'ne yerleşerek çiftçilik yaptı. 1976'da İstanbul'a döndü danışmanlık, çevirmenlik ve redaktörlük yaptı. Yazımı devam eden "Canistan" adlı romanını tamamlayamadan 9 Ekim 1989'de kalp krizi nedeni ile İstanbul, Moda'da öldü. Aylak Adam ve Anayurt Oteli adlı romanlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını başarıyla işleyen bir yazar olarak tanındı ve modern Türk edebiyatının önde gelen ustaları arasında yer aldı. 1987'de Anayurt Oteli romanı, Ömer Kavur tarafından aynı adlı sinema filmi olarak çekildi.