“Dünyanın geçit yolları üzerinde bulunan Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu topraklarda çok kişinin gözü var. Bu yüzden önce Türkleri, Balkanlar’dan ve Ortadoğu’dan korkunç bir katliamla attılar, sonra ülkelerini kaybetme korkusuna kapılan Türkler de Anadolu’da aynı işleri yaptılar. Sonuçta milyonlarca insan evinden barkından oldu ve bu evlere hep başkaları gelip oturdu. Şimdi de biz Avrupalılar, İstanbul’u ve Anadolu’yu işgal ettik. Başımıza gelen bunca felaketi, öldürülen milyonlarca insanı, açlığı ve sefaleti, bir mülk kavgası olarak görmek gerekir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Geçmişi kimse yakalayamaz sanırız ya, yaşlılar kendi akıllarıyla oynayarak geçmişi yakalar. Ömürlerinin sonlarına doğru yaşlılar geleceğin sınırına varır ve orada geçmişi ele geçirmenin, onu geri getirmenin yolunu bulurlar. Beyinlerindeki zaman denilen saatin camını kırarak, geçmiş ile geleceği şimdiki anda buluştururlar. Roza’nın beni yıllar önce ölmüş kocası sanması bir hastalık değil zamanın insafsızlığına karşı elde edilmiş bir zaferdi aslında.
Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle, kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve çevrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz.