Musibetlere sabrın mertebeleri vardır. Sabrın en alt derecesi dayanmak yani tahammül etmektir. Bir üst mertebesi, dayanmanın da Allah'tan olduğunun idrakinde olmaktır. Bu mertebede sabrın Cenab-ı Hakk'ın lütfu olduğu bilinir. (Sabret! Sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Nahl, 127) "Allah sabrını veriyor" cümlesini duymuşuzdur. Bu mertebede dayanan, insanın kendisi değildir. Allah tarafından tahammül etmesi sağlanmaktadır. Sabrın üçüncü mertebesi ise, bela ve nimeti ayırt etmemektir. Madem her şey Allah'tan geliyor, o halde hepsi güzeldir.
Ancak insanların birçoğu Allah'tan yardım istemekten bir şey anlamaz. Oysa bu, müminin hayatında zaruri ve önemli bir şeydir. Din ve dünya işlerinden hiçbirini Allah'ın muvaffak kılması, yardımı, kendisi için kolaylaştırması olmaksızın yapamaz.
"Şunu iyi bil ki, Allah Teâlâ'nın kuluna yardımı, kulun niyeti kadardır. Kimin niyeti tam olursa Allah'ın ona yardımı da tam olur. Niyeti ne kadar azalırsa, Allah'ın yardımı da o kadar azalır."
Sayfa 94 - Abdullah İbni Ömer'in oğlu Sâlim'in mektubundan
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır. ﴾16﴿