Burada geçen el, yabancı anlamına gelen "el" değil. Organımız olan "el" de değil. Bu el, yine kapalı e ile söylenen ve günümüzde "il" olarak kullanılan sözcük. Kapalı e (è), “e ve i arası” bir ses olarak telaffuz edilir.
İsmet Zeki Eyüboğlu, il/el sözcüğünü "doğuş, oluş, ortaya çıkış, görünüş; yurt, konak, yer; barış, anlaşma; başlangıç, bağlama, bitiştirme, değme, dokunma, dikme, tutma" gibi değişik eylemler bildiren sözcüklerin kökeni olarak açıklar. "Elti" sözünün kökenini de yine bu sözcüğe bağlar.