Yazarın okuduğum bu ikinci romanı. Yine çok beğenerek okudum. Belli ki kaleminden nitelikli yazılar akıyor. Etkileyici, sürükleyici, efsanevi bir konu işlemiş. Kitabın konusu, 19. yy ortalarında Osmanlı İmparatorluğu egemenliğindeki Lübnan'ın içinde bir köyü de barındıran dağlık kesimlerinde geçiyor. Dönemin siyasi ve yönetim şekli yoğun bir şekilde ele alınmış. Köyün güzel kadını Lamia'nın Tanios'u dünyaya getirmesi ile başlıyor herşey. Olaylar, kurgular Tanios'un etrafında dönüyor. Zira Tanios'un kimliği hayatı boyunca ona bir yük olacaktır. Tarihsel dönem olarak hikaye, Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın Osmanlı'ya baş kaldırdığı dönemde geçiyor. İngiliz ve Fransız ajanlarının, misyonerlerin güç savaşı yürüttüğü bu dönem küçük bir köyün düzenini alt üst ediyor. Kitabın ortasında yazar heyecan katmayı bilmiş. Tanios bu güç savaşları, hırs, intikam arasında kalarak sürgün hayatı yaşamak zorunda kalıyor. Yazar ona tahmini zor bir son hazırlamış. Doğu Akdeniz'in kültür, coğrafya ve tarih dokusunu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Romanın konusu gerçek hayattan alınmış ve kurgularla birleştirilmiş. Böylece efsanevi bir eser ortaya çıkmış. Tavsiye ederim. Keyifle okuyun.